Oyuncunun cama ekmek banıp, etin tadını almaya çalıştığı bir film sahnesinden, ‘Hiç olmazsa tadını alabilsinler’ diyerek, çocuklarına et suyundan çorba yapan ebeveynlerin gerçek yaşamlarına: “Canım ülkemde, eti sıyrılmış kemikleri bırakın hayvanı, insanlar bulamıyor!”

SULTAN GÜMÜŞ KAYA / ÖZEL HABER

Rahmetli Kemal Sunal’ın Tokatçı filminde cama ekmek banıp, etin tadını almaya çalıştığı sahneyi birçoğunuz hatırlarsınız. Aradan geçen yıllara rağmen günümüz Türkiye’sinde değişen tek şey olayın bir filmden ziyade yaşamın tamda içinde yer bulması oldu. Derin yoksulluk her geçen gün sofralarımızda hissedilirken, ‘Hiç olmazsa tadını alabilsinler’ diyerek, et suyundan çocuklarına çorba yapan ebeveynler, Türkiye İstatistik Kurumu’nun raporunda yer alan ‘Her 4 çocuktan 1’inin okula aç gittiği’ bilgisini doğruluyor.

Annesinin kendisine karne hediyesi olarak et aldığını söyleyen bir çocuğun videosu sosyal medyada viral olurken, ‘kurgu’ iddiaları da beraberinde geldi. Görüşlerine yer verdiğimiz sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ise yaşanan olay gerçek olmasa dahi Türkiye’deki beslenme krizinin örtbas edilmemesi gerektiğini kaydetti: “Etin sofralara neredeyse sadece özel günlerde konulduğu canım ülkemde, eti sıyrılmış kemikleri bırakın hayvanı, insanlar bulamıyor!”

BIRAKIN HAYVANI, İNSANLAR BULAMIYOR!

Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, “Türkiye’de bugün gerçekten derin bir yoksulluk söz konusu. Ve gün geçtikçe artıyor” diyerek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin ana gündeminde ‘açlıkla mücadele’ ekseninde bir program olmalı. Bunun içerisinde ise en önemli alan olan ‘sağlıklı, ekonomik ve besin değeri yüksek gıdaya ulaşım’ sorunu yer almalı. Gelinen son süreçte yeterli beslenemiyoruz. Örneğin, temel gıda ürünlerinden biri olan et alımı artık birçok ailede yok denecek kadar dibe vurmuştur. Bu ise yüksek enflasyonun bir çıktısıdır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerini de doğru bulmuyoruz. Devletin iki kurumu da farklı rakamlarla ilerliyor. Dolayısıyla Türkiye’de her ne kadar ‘Açlık yok, yoksulluk yok’ dense de maalesef ısrarla çözüme kavuşturulmayan kanayan bir yaramız bu. Açlıkta var, yoklukta… Tam aksi açıklamalarla bu örtbas edilemez. 4 kişilik bir ailenin cebine, Türk-İş’in açıklamış olduğu ve yoksulluk sınırı olarak belirlenen 27 bin liranın girdiğini düşünmüyorum. Bugün ebeveynler, ‘Hiç olmazsa tadını alabilsinler’ diyerek, et suyundan çocuklarına çorba yapıyor; ekmek ete değil, suyuna bandırılıyor. Rahmetli Kemal Sunal’ın cama ekmek banıp, etin tadını almaya çalıştığı Türkiye’yi şu an acı bir şekilde deneyimliyoruz. Etin sofralara neredeyse sadece özel günlerde konulduğu canım ülkemde, eti sıyrılmış kemikleri bırakın hayvanı, insanlar bulamıyor!”

Osmaniye Düziçi'nde 4,6 büyüklüğünde deprem Osmaniye Düziçi'nde 4,6 büyüklüğünde deprem

4 ÇOCUKTAN 1’İ OKULA AÇ GİDİYOR

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu İzmir Şube Başkanı ve aynı zamanda Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Adem Yıldırım ise öğrenciler özelinde konuşarak, “Bir kamu hizmeti olan eğitim sırasında, beslenmenin de kamu hizmeti olarak çocuklarımıza sağlanması gereklidir. Her okulda bir öğün sağlıklı yemek her çocuğun hakkıdır. Yetersiz beslenen çocuklarda, sağlık problemleri ve gelişimsel sorunlar görülme olasılığı diğer çocuklara göre daha yüksektir. Ayrıca, çocuğun yetersiz beslenmesi, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik performansını ve okula devamını da etkilemektedir. TÜİK’in 20 Nisan 2022’de yayımladığı ‘İstatistiklerle Çocuk 2021’ raporuna göre ‘ciddi maddi yoksunluk içinde olan’ çocukların oranı yüzde 34’e çıktı. Bugün 4 çocuktan 1’i okula aç gidiyor. Yine 4 çocuktan 1’i düşük kilolu, 4 çocuktan 3’ü ise kansızlık problemi yaşıyor” dedi.

KARANLIK DÜŞLERE FEDA ETMEYECEĞİZ!

Derin yoksulluk yaşayan veli ve öğrencilerin, sosyal devlet ilkesine uygun politikalar belirlemeyen yöneticiler nedeniyle çok zor bir dönem yaşadığını kaydeden Yıldırım, “Çocuklarımız musluklardan su içti, aç karnına derslere girdi. Ailesi varlıklı öğrenci ile ailesi yoksul öğrenci arasındaki makas, kapanması çok zor bir biçimde açıldı. Örgün öğretimde kayıtlı 17 milyon 417 bin öğrenciden 232 bin 152’si örgün öğretimi terk etti. İlkokul, ortaokul, lise yaşındaki 280 bin çocuk ise okullara hiç kayıt olmadı. Toplam 512 bin 152 öğrenci eğitimden koptu. MEB, bu çocukların takibini yapmadı. Zorunlu eğitim lafta bırakıldı. Aç karnına ders olmaz! Çocuklarımızın hayati ihtiyaçları rant kapısı haline getirilemez. Öğrencilerimizin eğitim hakkıyla birlikte en temel hakkı olan beslenme hakkının sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesi altına alınması şarttır. Beslenme bir haktır, gasp edilemez. Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk dediği gibi; ‘Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.’ Başöğretmenimizin bize emanet ettiği öğrencilerimizi kimsenin karanlık düşlerine feda etmeyeceğiz!” sözlerine dikkat çekti.

UTANMASI GEREKENLERİN UMRUNDA OLUR MU?   

Çocuğu ilkokul öğrencisi olan bir ebeveyn de “Et yediğimiz gün, yiyemeyenler için utanır hale geldik. Esas utanması gerekenlerin umurunda olur mu acaba? Anca özel zamanlarda, kurban bayramında evine et giriyor pek çok kişinin. O kadar ki lüks. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın temel besin maddelerine ulaşamaması, insanımızın çaresizliğini görüp de hiçbir şey yapamamak ne kadar acı. Bunun sorumluları umarım bir lokma ekmeğe muhtaç olurlar” isyanında bulundu.