TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kişi hayattayken kendine hatim indirebilir mi?

Yazının Giriş Tarihi: 09.07.2024 08:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.07.2024 08:48

Mümin, hayattayken yapmış olduğu bütün ibadetlerden sevap alır. Kur’an-ı Kerim okumak da bir ibadettir. Buna göre kişi Kur’an okuyarak bir hatim indirebilir. İndirdiği hatmin sevabını başkasına da bağışlayabilir kendisine de bırakabilir. Dolayısıyla kişi hatim indirdiği zaman onun sevabına nail olur, amel defterine de yazılır.

Eşlerin farklı mezheplerden olmasında dinen bir sakınca var mı?

Mezhepler, denize ulaşan suyollarına benzerler. İslam denizse, mezhepleri de bu suyollarıdır. Onun için Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbelî mezhepleri İslam dininin ameldeki hak olan dört mezhebidir. Bu dört mezhep de hak olduğundan Müslüman kimse hangi mezhebe intisap ederse etsin caizdir.

Eşlerin farklı mezheplerden olması da dinen sakıncalı değildir. Bilakis caizdir. Eşlerin farklı mezheplerden olmasında bir sakınca olmadığından tarafların mezhep değiştirmeleri gerekmez. Ancak mezhep değiştirmek isterlerse de dinen bunda da bir sakınca yoktur.

Fidye namaz borcunu düşürür mü?

Herhangi bir sebeple vaktinde kılınmayan ve böylece yükümlünün zimmetine borç olarak geçmiş bulunan namazların bir tek ödeme yolu vardır, o da kılamadığımız namazları kılmaktır. Yani kaza etmektir. Bundan başka namazın zimmetten düşürülmesi için bir yol yoktur. Dolayısıyla hangi sebeple kazaya kalmış olursa olsun vaktinde kılınmamış bir namazın borcundan kurtulmak için illaki onu kaza etmek gerekir. Fidye veya para vermek ya da başkasına kıldırmak şekli ile bu namaz borcu ödenmez.

Canına kıyan kimsenin namazı kılınır mı?

İntihar etmek İslam dininde büyük günahlardan bir günahtır. Ancak, günahkâr olmak, imansız olmak demek değildir. İntihar etmiş bir kimse eğer ki Müslüman ise günahkâr mümin olarak vefat etmiş demektir. Günahkâr müminin ise cenazesi de yıkanır, namazı da kılınır. Yeter ki, işlediği günahın haram olmadığını iddia etmesin, günah olmadığını ileri sürecek bir irtidad durumuna düşmesin. Hatta şunu söyleyebiliriz intihar eden kimse büyük günah işleyerek asi gittiğinden bu kimsenin duaya namaza ve sevaba daha çok ihtiyacı var. Bu ihtiyaca binaen bu kimsenin namazını kılmak affedilmesi için ona dua etmek yerinde bir davranış olur.

Ayakta kılınmayan namaz geçerli olur mu?

Namazı ayakta kılmak esastır. Farz namazları gücü yeten kimsenin namazını ayakta kılması farzdır. Ancak namazda ayakta durmaya gücü yetmeyen veya ayakta durması hastalığının artmasına veya uzamasına sebep olacak bir rahatsızlığı bulunan kişi oturduğu yerde namazını kılmasında dinen bir sakınca yoktur. Oturarak namaz kılan kişi biraz eğilmek suretiyle rükûunu yaptıktan sonra, alnını yere koymak suretiyle secdelerini yapar. Fakat ayakta az da olsa kılma imkânı olan kimse kılabildiği kadar ayakta, sonra da oturarak namazını kılar. Buna göre ayakta kılınamıyorsa namaz oturarak kılınmalıdır. Bu imkan da yoksa o zaman sandalyede kılınmalıdır. Bu şekilde sandalyede kılınan namaz da geçerlidir.

Günün Ayeti

İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu tattırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar.

Yunus, 10/21.

Günün Hadisi

“Şu üç kişiden kalem kaldırıldı: Uyuyan kişi uyanıncaya, çocuk buluğa erinceye ve akıl hastası olan da iyileşinceye kadar.” (Ebû Dâvûd, “Hudûd”, 16.)

Günün Sözü

Kalbin, dilin ve bedenin temiz olması, helal lokma yemeğe bağlıdır. Seyyid Emir Külâl

Günün Duası

Allah’ım imanımızı ibadet yaparak güçlendirmeyi güzel ahlak ile de süslemeyi nasip eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Safiyyullah Nedir?

“Allah’ın temiz kıldığı ve seçtiği demektir ki aynı zaman da Hz. Adem için kullanılmış bir lakabtır.

Günün Nüktesi

Bir insanı tanıma yolları nelerdir?

‘Bir adam Hz. Ömer’in yanında bir hususta şahitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü’l-Hattâb hazretleri ona,

‘Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.

Orada bulunanlardan birisi,

‘Ben onu tanıyorum, deyince Hz. Ömer,

‘Nasıl bilirsin? diye sordu. O da,

‘Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.

Hz. Ömer tekrar sordu:

‘Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?

‘Hayır, diye cevap verdi adam.

Hz. Ömer sormaya devam etti:

‘İnsanın takvasını ortaya koyan, muamelesidir. Bu adam, alışveriş yaptığın bir kimse midir?

Adam tekrar,

‘Hayır, dedi.

Hz. Ömer bu defa;

‘Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? Diye sordu.

Adam bu soruya da,

‘Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer,

Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,

‘Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.’

Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.