TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İdarecilik ile ilgili iki Hadis-i Şerif ve Seçim…

Yazının Giriş Tarihi: 31.03.2024 15:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.03.2024 15:18

Aylardır köylerden büyükşehirlere kadar ülkenin her tarafında insanlar muhtar, meclis üyesi belediye başkanı yani idareci olmak için mücadele etmektedir. Adaylar, idareci/yönetici olabilmek için aday adayı oldular, kabul görenler aday oldu. Şimdi de seçmenden onay almaya çalışıyorlar.

 Her seçim sürecinde olduğu gibi bu seçimde de öyle bir çalışma ve maraton oldu ki çoğu aday, kulluk dâhil belki de hayatı boyunca hiç bir alanda göstermediği bir çaba ve tempo göstermektedir.

Oysa idarecilik, kişinin omuzlarına yüklediği ya da yüklenen en ağır sorumluluklardan biridir. Kişi, görev istemekle kendi sorumluğunun yanında milletin de sorumluluğunu yüklenmeye talip olmaktadır. Ancak emanet olan bu sorumluluğu taşıyabilmek ve hakkı ile yapabilmek herkesin başarabildiği bir iş değildir.

Bundan dolayı idareci/yönetici, görevini dinen istenilen şekilde yerine getirmese bu vazife hem dünyada hem de âhirette onun için bir pişmanlık sebebi olacaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bu hususta hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “İdarecilik emanettir. Gerçekten hakkıyla yerine getirmeyen ve gereğini eda etmeyenler için bu vazife kıyamet gününde pişmanlıktır.”(Müslim, "İmâre", 16.)

Bu hadis, idareciliğin toplum tarafından çok istenileceğini ancak hakkı ile yerine getirilmediğinde ise ahirette o kişi için bir pişmanlık sebebi olacağına işaret etmektedir.

Bu hadis, aynı zamanda idarecilerin liyakat sahibi olması gerektiğini, buna layık olmayanlara bu vazifenin verilmemesi gerektiğini, dahası kişilerin kendilerini ehliyetli görerek idarecilik arzusuyla görev talebinde bulunmamaları gerektiğini de haber vermektedir.

Durum bu olmakla birlikte, insan, tabiatı itibariyle takdir görme, övülme, şöhret, maddî kazanç ve menfaat elde etme… gibi dünyevî pek çok husus için idareciliği isteyebilmektedir. Oysa bu niyetle dünyada istediği ahirette kendisi için bir pişmanlık olabilmektedir.

Bu bağlamda hizmet makamları ateşten bir gömlektir. Layık-ı Vechi ile ifa edilmediğinde şüphesiz kişinin dünyasını da ahretini de sıkıntıya sokar.

Madem bu makamların dünyadaki ve ahretteki sorumluğu fazla ve zor o halde kimse bu makamlara gelmemeli mi?

Kimse hizmet makamına talip olmamalı mı?

Bu sorumluluğun altına kimse girmezse devletin ve milletin işlerini kim idare edecek? Diye sorulabilir.

Tabi ki bu makamlara talip olunmalıdır. Tabi ki bu makamlara gelerek insanlara hizmet edilmelidir. Ancak emanet kavramının bilincinde olarak bu makamlarda hizmet edilmelidir.     

Zira bu makamların manevi sorumluluğu ne kadar büyük ve zor ise aynı şekilde mükafatı da bir o kadar büyük ve güzeldir.

Nitekim Sevgili Peygamberimiz hadisi şeriflerinde başka bir gölgenin bulunmadığı mahşer gününde Allah’ın yedi insanı arşın gölgesinde gölgelendireceğini ve bu yedi insanın ilki de “Adil İdareci” (Buhari, “Ezan”, 36.) olacağını söylemektedir.

Bu hadisten de anlaşıldığı gibi idarecilik görevi, makamlar ateşten gömlek ama hakkı ile yürütüldüğünde de cennet vesilesidir.   

O halde hiçbir serinliğin ve gölgenin olmadığı, insanların terinde boğuldu, insanlarla güneşin arasında metrelerin kaldığı ahiret gününde arşın gölgesinde gölgelenebilmek için yeni seçilecek ya da seçilen muhtarlardan, belediye başkanlarına kadar tüm idarecilerin ve de insanlara hizmet etme makamında görev yapan kişilerin şu kuralara riayet etmesi tavsiye edilir.

1. Allah’tan korkun. Zira unutmayın ki Allah gizlediğinizi de açıktan yaptığınız da bilir.

 2. Amel defterinizi ve yaptıklarınızı yazan melekleri unutmayın. Zira bu melekler her konuştuğunuzu ve her yaptığınızı kayıt altına almaktadır.

 3. Oturduğunuz makam sizin ya cennetiniz ya da cehenneminiz olacaktır. Zira bu makamla imtihan edileceksiniz.

4. Adaletten sapmamak gerekir. Zira adalet mülkün temelidir.

5. Devlet malında tüyü bitmemiş kişilerin de hakkı olduğunu unutmamalı. Ve bu hususta mum kıssasında olduğu gibi Hz. Ömer örnek alınmalıdır.

 6. Halka hizmet makamları hakka hizmet makamlarıdır. Şayet bu makamlar halka hizmet etmeden çıkmış şerre hizmet etme olmuş ise o zaman hakka hizmet etmekten de çıkmıştır. O zaman böyle bir sapma kişinin sadece dünyasını değil ahretini de tehlikeye sokar. Böyle bir durumda uçuruma yuvarlanmadan ya dönmek ya da o makamı bırakmak gerekir.

 7. Bu makamlar insana hizmet makamları olduğu gibi aynı zaman da inanca hizmet etme makamlarıdır. O halde inanca hizmeti ihmal etmeyelim. Ama istismar da etmeyelim.

İnanıyoruz ki, ülkemizin her köyünde, mahallesinde, ilçesinde ve de ilinde seçilecek idareciler bu esasları bilir ve bu şiarla hizmetlerini yapacaklar.

Ancak şu da unutulmasın ki, seçilenler bu esasları ve şiarı dikkate almak istediklerinde de şeytan ve nefisleri onları bu hakikatten ve güzellikten saptırmak isteyecektir. Zira makamlar ateşten gömlek, en büyük ve en ağır imtihanların da sebebidir.

Seçimin ve seçilenlerin ülkemize, milletimize ve de inancımıza hayırlı olmasını Yüce Mevla'dan diliyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.