16 yıllık ömürlerinin tamamını immün yetmezliği hastalığıyla savaşarak geçiren Vedat ve Ferhat kardeşler, yaşıtları gibi sokaklarda koşup oynamak ve okula gitmek yerine hastane odalarında büyüyor. Anne Özdemir ise sürekli bakıma ihtiyaç duyan evlatlarının başından bir an olsun ayrılmıyor.

ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

İzmir’in Bayraklı ilçesinde yaşayan Bahar ve Yunus Özdemir çiftinin, bundan tam 16 yıl önce Vedat adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Doğumundan kısa bir süre sonra kusma, ateş ve ishal şikayetleri ile doktora götürülen Vedat’a bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan ‘immün yetmezliği’ teşhisi konuldu. Özdemir ailesinin hayatı, bir yıl sonra dünyaya gelen oğulları Ferhat’ın da aynı hastalığa yakalanmasıyla adeta kabusa döndü. Ömürlerini bu hastalıkla mücadele ederek geçiren Vedat ve Ferhat kardeşler, yaşıtları gibi sokaklarda koşup oynamak ve okula gitmek yerine hastane odalarında büyüyor. Son yıllarda durumları iyice kötüleşen ve giderek kilo kaybeden iki kardeş, nisan ayından bu yana Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi’nde tedavi görüyor. Yaşamak için tek umutları ilik nakli olan çocuklarının başından bir an olsun ayrılmayan Bahar Özdemir, “En büyük hayalimiz eve gitmek” diyor. Asgari ücretle geçinmeye çalışan ve masraflara yetişmekte zorlanan Özdemir ailesi, hayırseverlerden de yardım bekliyor.

Evde bakım işçileri yeniden direnişte: Verilen sözler tutulsun! Evde bakım işçileri yeniden direnişte: Verilen sözler tutulsun!

DOĞDUKLARI GÜNDEN BERİ HASTANELERDEYİZ

İki çocuğunun da bebekliklerinden itibaren bu hastalıkla boğuştuğunu belirten anne Bahar Özdemir, “Çocuklarımın biri 15 diğeri 16 yaşında olmalarına rağmen çok küçük gösteriyorlar. Gelişim geriliği var, hastalıklarından dolayı sürekli kilo kaybediyorlar. Vedat 21, Ferhat ise 22 kiloya kadar düştü. Bağışıklıkları çok düşük, binin üzerinde olması gerekirken 200-300’lerde. Doğdukları günden bu yana hep hastanedeyiz. Bebekliklerinden beri enfeksiyon kapıp hastaneye yatıyorlardı. Ya bir ya da iki hafta hastanede kalıp taburcu oluyorduk. Ama zaman geçtikçe bu süre uzamaya başladı. Hastalıkları akciğere, mideye, bağırsaklara da vurdu. Çok işlem yapıldı çocukların üzerinde. Akciğerden, böbrekten parçalar alındı. Defalarca operasyon geçirdiler, çok yıprandılar. Değerleri sürekli düşüyor” dedi.

HASTANE ODASI EVLERİ OLDU

Nisan ayında durumu ağırlaşan iki kardeşin hastaneye yatırıldığını söyleyen Özdemir,  “Bu yazımızı hastanede geçirdik. Nisan ayında yattık daha hala hastanedeyiz. Artık hastanede durmak istemiyorlar. Ne bayram gördüler ne bir şey. Özel günlerde bile hep buradayız. Gezmek isteseler o da yok Çocuklarım hastane yemeklerini yiyemiyorlar. Eve gidip mecbur yemek yapıp hastaneye getiriyorum. Doktorlar ayrı bir çaba içerisinde ben ayrı... Bu ara çok rahatsızlaştılar. Doktorlar ilik nakli olmaları gerektiğini söylüyorlar. Ama ondan da korkuyoruz. 2 hafta önce doktor beni odaya aldı ve ‘Her şeye hazır olun’ dedi. Değerlerin bir anda çökmesi çocukları mahvediyor. İlaç tedavilerinin hepsi denendi ve hala kullanılmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

DİĞER ÇOCUKLARIMLA İLGİLENEMİYORUM

Sürekli hastanede bulunmak zorunda olduğu için evde kalan diğer çocuklarıyla ilgilenemediğini dile getiren Özdemir, şunları söyledi: “Vedat ve Ferhat’ın dışında iki tane de kız çocuğum var. Onlar da evde sefil oldular. Arada eve gidip onlara yemek yapıp hemen hastaneye dönüyorum. Evdeki çocuklarımla ilgilenebilecek kimse yok. 6 yaşında olan kızım arıyor, ‘Anne ben bugün okula ne götüreceğim’ diye soruyor.”

ASGARİ ÜCRETLE YETİŞEMİYORUZ

Eşinin asgari ücretli bir işte çalıştığını ve çocuklarının sağlık masraflarını karşılamakta zorlandıklarını kaydeden Özdemir, “İshal şikayeti nedeniyle mecburen 2 senedir bez bağlıyoruz. Sabaha kadar 15 tane bez değiştiriyorum. Ne beze ne ıslak mendile ne de peçeteye yetişebiliyorum. Asgari ücretle her masrafı karşılamak çok zor. Evimiz de kira. Eczaneye 2 bin lira borcumuz var çünkü SGK’nın karşılamadığı ilaçlar oluyor. Çocuklar taburcu olursa evimizin şartları da sıkıntılı. Isınmıyor, soğuk bir ev. Çocuklar üşüdükleri an hemen öksürmeye başlıyorlar, ishal oluyorlar. En azından bir klima taktırmamız lazım” dedi.

HAYALİMİZ EVE GİTMEK

Hastalıkları sebebiyle çocuklarının hiç okul yüzü görmediğini belirten Özdemir, “Çocuklarım hiç okula gidemedi. Yürüyemiyorlardı, bitkin oluyorlardı. Fakat o kadar heveslilerdi ki... Ayrıca kalabalığa da girmemeleri gerekiyordu enfeksiyon kapmamaları için. En son eve öğretmen geldi, 2-3 yıl öyle eğitim aldılar. Geride olmalarına rağmen o kadar iyi bir yere gelmişlerdi ki öğretmen bile şaşırıyordu. Çocuklarımız çok hayali var, küçük oğlum polis olmak istediğini söylüyor. Polisleri çok seviyorlar. Bir yerde gördü mü, ‘Anne bak ben de büyüyünce böyle olacağım’ diyor. Büyüğü de Youtuber olmak istiyor. O kadar çok hayallerimiz var ki. En büyüğü de hastaneden çıkıp evimize gitmek. Bu hastalık çocuklarımı öyle hale getirdi ki ne benimle konuşabiliyorlar ne sohbet edebiliyorlar. Aslında çok sabırlılar, iyi olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bazen oğlum, ‘Artık pes edeceğim anne’ diyor. En büyük hayalimiz evimize gitmek. Kaç aydır evlerini görmediler” şeklinde konuştu.