Elektriğe yüzde yüzün üzerinde zam geliyor.

Keza doğal gaz da durmadan zamlanıyor.

Vatandaş, yüksek faturaları düşürmek için her yolu deniyor.

Peki elektrik Türkiye’de bedava olabilir(di) ve doğalgaza ihtiyacımız kalmayabilir(di) desem ne dersiniz?

Şaka yaptığımı düşünürsünüz.

O halde 15 yıl geriye gidelim.

Tarih 30 Kasım 2007.

İstanbul’da World Focus’tan kiralanan yolcu uçağı Isparta’ya doğru 00.50’de yola çıktı.

Isparta’ya yaklaşınca uçağın 12 yıllık deneyimli pilotu kuleyle irtibata geçerek pisti gördüğünü belirtti.

Saatler 01.36’yı gösterdiğinde ise uçakla bağlantı kesildi.

Daha sonra uçağın istikametinden 180 derece dönerek Isparta Keçiborlu ilçesinin Çukurören ve Kılıç köyleri arasındaki Türbetepe’nin zirvesine yakın bir yere saatler 01.40’ı gösterirken düştüğü belirlendi.

Medya olaydan 03.40’ta haberdar oldu.

4,5 saat sonra ise yetkililer alana ulaştı.

TC- AKM tescilli uçağın içinde 50 yolcu 7 mürettebat olduğu belirtildi.

Tüm ülke olayın şokunu yaşarken bilgiler de yavaş yavaş düşmeye başladı.

Uçaktan kimse kurtulamamıştı.

Uçaktaki 50 yolcunun içinde bazı isimler ise olayın seyrini değiştirdi.

Bu yolcular arasında Türkiye’de toryum, Türk Hızlandırıcı Projesi, Bilim Kenti ve CERN süreciyle ilgili önemli çalışmaları olan Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Arık ile araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan, yüksek lisans öğrencisi Engin Abat ile Doğuş Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve araştırma görevlisi Mustafa Fidan da yer alıyordu.

Prof.Dr. Engin Arık ve ekibi Isparta’daki toryum rezervini incelemeye ve aynı zamanda toryum üzerine bilimsel konferans vermeye gidiyordu.

Arık ve ekibine yönelik suikast ihtimali kafaları kurcalamaya başladı.

Bu düşünce haksız sayılamazdı.

Çünkü Türkiye toryum rezervlerinde resmi açıklamalara göre Hindistan’dan sonra ikinci ama Engin Arık’a göre en fazla rezerve sahip ülkeydi.

Bu rakam yaklaşık 800 bin tondu.

Arık ve ekibinin gitmek için havalandığı Isparta’da ise 20 bin ton toryum rezervi olduğu belirtiliyordu.

Arık, toryumun sadece 50 tonunun Türkiye’nin 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabileceğini belirtmişti.

Bu bile Türkiye’nin nasıl bir cevher üstünde oturduğunun kanıtıydı.

Arık, İngilizlere göre dünyada bilim insanları arasında en değerli 14. kişiydi.

Böyle bir zekaya sahip Arık, toryumu enerjiye dönüştürüleceği fikrini söyledikten sonra belli kesimler tarafından linç edilmeye başlandı.

Neden mi çünkü Arık;

“Dünya rezervlerinin yaklaşık yarısı Türkiye’de, Batı Anadolu’da bulunuyor. Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören yörelerinde.”

“Toryum, Türkiye’nin borcunu 350 kez katlar.”

“Isparta’daki 20 bin tonluk toryum kaynağı Türkiye’nin yüz yıllık enerji ihtiyacını karşılar.”

“Toryum santralini yaparsak tüm Avrupa’ya elektriği biz vereceğiz.”

“Eğer biz toryum ile elektrik enerjisi üretebilmek olanağına kavuşursak bu trilyonlarca varil petrole eşdeğerde bir enerji kaynağı olacak.”

“50 ton toryum 1 milyon ton benzine eş değer.”

“Radyoaktif kalıntı minimum nispetinde. Bu minimum kalıntı da nötronlarla yok edilebiliyor. Bu tip reaktörlerde, reaktörün fişini çektiniz diyelim, her türlü işlem duruyor. Oysa klasik tip reaktörlerde, fişi çekseniz de olay zincirleme olarak devam ediyor. Her an sizin kontrolünüzden çıkabiliyor. Yeni tip reaktörlerde bu imkânsız. Patlama ihtimali yok, doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.”

“Türkiye’deki toryum rezervi ebediyen diyebiliriz. Bitmeyecek diye düşünebiliriz.” sözlerini kullanmıştı.

Türkiye’de ise FETÖ’nün etkili olduğu bir dönemdeydik.

ABD güdümlü FETÖ, her yerdeydi ve Türkiye aleyhine çalışıyordu.

Neticesinde bu kaza meydana geldi ve Arık ile ekibi hayatını kaybetti.

Türkiye’nin bu alanda en yetkin kişileri bir anda yok edilmişti.

Kaza sonrası yeni bir ekip oluşturuldu.

Bu ekipte Prof. Dr. Engin Arık’ın eşi Prof. Dr. Metin Arık da yer aldı.

Ama proje her geçen gün bir engele maruz kaldı ve günümüzde ise ortadan kaldırıldı.

Engin Arık’ın eşi Prof.Dr. Metin Arık, yaşanan olayın bir kaza olmadığını defalarca belirtti.

Metin Arık, bu projede bilimsel bilgi elde etmelerinin önünün hep kesildiğini ve Türkiye’nin toryum ile nükleer güç olacağı için projenin engellendiğini iddia etti.

15 yıl önce yaşanan bu olay resmi kayıtlara kaza olarak geçti.

Olayla ilgili birçok soru işareti hala çözülebilmiş değil.

Örneğin uçağın iki tane kara kutusu arızalı çıktı.

Uçağın ikaz alarmının çalışmadığı bildirildi.

Neticede olay Türkiye’nin unutkanlık kıskacında kayboldu gitti.

Geriye ise Türkiye’nin belki bugün ya da gelecekte kısa bir süre içinde enerji sorununu çözeceği, bununla kalmayıp dünyaya enerji sağlayabileceği toryum projesi yok oldu.

Elektriği bedava kullanacağımız, Türkiye’nin dış borcunun olmadığı, refah içinde yaşayacağımız bir Türkiye hayal değildi.

Buradan şuraya geleceğim.

Türkiye’nin üzerindeki oyunların ne kadar büyük olduğunu görmemiz gerekiyor.

Hep söylüyorum yine söyleyeceğim.

Dün FETÖ ile yapamadıklarını yarın mülteciler üzerinden yapacaklar.

ABD’nin Yunanistan’da kurduğu üsler mülteci üzerinden çıkarılacak iç savaşın sonuç hazırlığıdır.

İçeride savaşan Türkiye asla toryum gibi kaynakları ortaya çıkartarak enerjiye dönüştüremez.

Yarınımızı geri almak için bugünden hesap yapmamız şart.

O yüzden olaya vatanın menfaatini düşünerek bakmamız gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ve Suriye ile yakınlaşmasını geçmişteki hataları üzerinden eleştirebiliriz ama gelecekteki kaderimiz için ise desteklemeliyiz.

Çünkü Türkiye’nin düşman değil dost biriktirmesi gerekiyor.

Mültecilerin geri gitmesi için de Suriye ile görüşülmesi hayati önem taşıyor.

Toryumu bugün için enerjiye dönüştüremedik ama yarın için bunu yapabiliriz.

Bunun için sadece günü kurtaran siyasi kavgalardan uzaklaşıp ufka bakmamız yeterli.