NURETTİN BAKİ - ÖZEL HABER
Dirinler Makine, trenlerin vagon tekerlekleri aşınmalarını iyileştiren makine üretimini gerçekleştirdi. Türkiye’de ilk kez üretilen bu makinenin işleyişi sayesinde, insanların can güvenliğinin yanı sıra hareket halindeki trenin sarsıntılarının önüne geçilerek, trenle seyahat eden yolcuların konforu da üst seviyeye çıkarılıyor. Ürettikleri yeni makine ile olası tren kazalarının minimum seviyeye indirmeye çalıştıklarını belirten Dirinler Makine Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Dirin, ilk makinenin İstanbul Metro’ya gönderileceğini söyledi. Dekovil denilen vagon tekerlekleri aşınmalarını gösteren Dirin, makine ile ilgili bilgiler verdi. Dirin, “Trenlerde raylar aşınmıyor, fren yapan tekerlekler kıvılcım yaparak aşınıyor.Düzensiz aşındığı için özellikle hızlı trenlerde balans yapıyor, bu da vagonların devrilme tehlikesini ortaya çıkarıyor.  Bu aşınma aynı zamanda ses de yaparak yolcunun konforunu bozuyor. Hem insan güvenliği hem de konforun sağlanması için bu tekerleklerin işlenmesi lazım. Ürettiğimiz bu yeni makine ile bu sıkıntılar ortadan kalkıyor” diye konuştu.



“İTALYANLARIN ELİNDEN ALDIK”
Makinenin işleyişi ile ilgili de bilgi veren Dirin, “Makine hattın ucuna yeraltına(zemin altı) konuluyor, vagon geliyor bu makinenin üstünde duruyor. Makine üstünde duran vagonu havaya kaldırarak tekerlekleri boşa çıkarıyor. Boşa çıkan tekerlekleri makine, kendi kendinene kadar işleyeceğinin otomatik ölçüsünü alıyor. Ve oradan talaş alarak tekerlekleri belli ölçüde işliyor ve yenilenme gerçekleşiyor. Ortaya sıfır, hiç aşınmamış gibi bir tekerlek ortaya çıkıyor” dedi. Bu makineyi şu an Türkiye’de sadece Dirinler olarak kendilerinin ürettiğini dile getiren Dirin, “Bu işin ihalesini İtalyanlarla rekabet ederek aldıklarını söyledi. Dirin, “Ürettiğimiz ilk makineyi İstanbul Metrosu’na göndereceğiz. Bunun son hazırlıkları yapılıyor. Bütün parçaları, yapımı, mühendisliği, işçiliği yerli olan makine yer altında görünmeyecek şekilde tasarlandı. Son teknolojiyle üretildi. İtalya’da, Almanya’da üretilen ürün Türkiye’de ilk kez Dirinler’de üretildi” ifadelerini kullandı.



“UZAKTAN KONTROL EDİYOR”
Endüstri 4.0 makine ile normal makineleri karşılaştıran Dirin, Endüstri 4.0 makinelerin uzaktan takip sistemiyle kontrol edilebilme özelliğiyle oluşabilecek riskleri önceden kontrol altına alınabildiğini söyledi. Endüstri 4.0 makinelerin Türkiye’de ilk üretim merkezinin yine Dirinler Makine olduğunu vurgulayan Dirin, “Makine, zamanla baştaki gücünü yavaş yavaş kaybeden bir ürün. Yatakları aşınır, yağlaması bozulur, ısınma olur, deformasyon olur. Endüstri makineler, ne zaman yatakları bozulur, ne zaman ısınma başlar, kısacası bütün olabilecek arıza ve üretim hızını uzaktan takip edebilecek makinelerdir. Önceden olabilecek bütün risklerin önüne geçilebiliyor. Aynı zamanda uzaktan üretiminizi de takip edebiliyorsunuz. Türkiye’de endüstri 4.0 makinenin de ilk üretim merkezi yine biz olduk. İlk üretimimizi 2 sene evvel yaptık. Şu anda daha fazla üretimi de yapabilecek alt yapıya sahibiz” değerlendirmesinde bulundu.



“TEKNOLOJİYE AYAK UYDURUYORUZ”
Ar-Ge çalışmalarına çok büyük önem verdiklerini de dile getiren Dirin, Avrupa’da bulunan Ar-Ge merkezleri sayesinde dünyada değişen ve dönüşen her yeniliği kolayca takip ettiklerini belirtti. Almanya Aachen Üniversitesi ile çalıştıklarını vurgulayan Dirin, “Kendi yerli mühendislerimizle biz bu işi yapıyoruz. Almanya Aachen Üniversitesi ile çalışıyoruz. Almanya’da Dr. makine mühendisi bir arkadaştan da yarı zamanlı hizmet alıyoruz. Kendisi Aachen Üniversitesi ile olan ilişkilerimizi yürütüyor. Almanya’da bir Ar-Ge merkezimiz var. Yani Avrupa teknolojisiyle kendi teknolojimizi birleştiriyoruz” dedi. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan üretim merkezinde 200’e yakın farklı makine üretiminin yapıldığını da hatırlatan Dirin, “Kişinin isteğine göre özel makineler yapabiliyoruz. Hizmete özel makineler üretiyoruz. Müşterinin istediği şekilde makineyi A’dan Z’ye teslimatını yapacak yetenekteyiz. Makinenin grafiğini, pazarlamasını, satışı, Ar-Ge’sini, talaş imalatını, planlamasını, montajını, her bir parçasını alanında uzman arkadaşımız yapıyor. Kısacası burada herkesin bir bölümü var. Bizim için her bölümümüz, her elemanımız, personelimiz bizim en önemli çalışma grubumuz. Herkes işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor, bu da bizi en iyisi yapıyor” diye konuştu.
“Ara elaman ihtiyacımızı çıraklık okulumuzdan karşılıyoruz” diyen Dirin,“Kendi çıraklarımızı bu okulda yetiştiriyoruz. Bizde çalışan mavi yakalı çalışanların yüzde 65’i çıraklık okulumuzdan mezun. ‘Dirinler Akademi’miz var, yetişkinlere de eğitim veriyoruz. Okuldan mezun olmuş olsa bile iş hayatında eğitim ihtiyacı her zaman oluyor diyoruz. Ben hala kendimi eğitiyorum, hala bir şeyler öğreniyorum. O zaman her kesin bir şeyler öğrenme mecburiyeti var. Kendi bünyemizdeki çıraklık okulumuz Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı, diplomasını MEB’den alan bir çıraklık okulu. Eskiden öğrencilerimizi kendimiz seçiyorduk, son iki yıldır MEB, bize her sene öğrenci gönderiyor, biz kendimize uygun olanları seçiyoruz ve bu okulumuzda yetiştiriyoruz. Matematikten geometriye, teknik resimden Türkçeye kadar birçok dersin eğitimini veriyoruz. Yetenekli olmalarını sağlıyoruz. Biz sadece iş vermiyoruz, çalışanlarımızın bilgi seviyelerini de yükseltiyoruz” diye konuştu.
Dirin, “Bizim her zaman yeni ve sürpriz projelerimiz olur. Şu anda hazırlığı yapılan projelerimiz mevcut. Hiç durmadan çalışıyoruz. Biz geçmişi olan ve geleceği olması için hazırlıklar yapan bir firmayız. Bugün üretilen makinelerimiz dünyanın son teknolojisiyle üretilen makineler. Bu konuda çok iddialıyız. Boş oturmuyoruz, bütün çocuklarım çalışıyor ve bu çocuklarımıza bu hız yetmiyor. Onların istekleri olmadan ben de bu heyecan olmaz. Toplamda 650 civarında çalışanımız var bu da benim için bir onur ve gurur kaynağı” sözlerini kullandı.
“DÜNYAYLA YARIŞIYORUZ”
Son olarak gençlere seslenen ve başarı için gençlerin kendileriyle yarışması gerektiğini vurgulayan Dirin, “Memleketimize ve ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz. Bugörevimizi yapmanın huzuru içindeyiz. Daha iyisini, daha güzelini üretmek için dünyayla yarışıyoruz. Bu hepimizin görevi, insanın kendisiyle yarış etmesi gerekiyor. Gençler de kendisiyle yarışsın, sadece bu da yetmez. Tek başına bu yarışı götürmez, mutlaka yanında biri olmalı, bir ekibi olmalıdır. Öte yandan Türk sanayicisi müthiş bir nitelik kazandı ama nicelik sağlamadı. Daha çok olmalıyız, daha çoğalmalıyız. 22 milyonluk nüfusuyla Tayvan’da 350’nin üzerinde CNC bilgisayarlı kontrol yapan tezgâhları üreten firma var Türkiye’de bu işi yapan üç tane firmayız. Bu da yetmez daha çok olmalıyız. Bunda şahıs olarak bizim yapabileceğimiz çok bir şey kalmıyor. Devlet olarak bunu yapmamız lazım. Devletten de ben teşvik falan beklemiyorum. Yabancı firmalarla rekabet edebilecek şartların oluşması lazım. Teşvik olursa tabi ki daha hızlı ilerleriz ama maddem devletimizin kısıtlı kaynakları var, bu kısıtlı kaynaklardan bize bir teşvik ayıramıyor, o zaman yurtdışında rekabet edecek şartlar oluşmalı. Başarı detaylarda gizlidir detaylara önem vermezseniz, detaylardaki kaliteyi artırmazsanız, makinenizin kalitesini arttırmasanız marka olma ihtimaliniz zayıf, reklamla marka olamazsınız. Ürün kalitesinden ve bu kalitenin topluma yayılmasıyla beraber olur. Dünyada marka olmak için dünyaya hizmet edebilecek kalitede ve sayıda ürün üretmelisiniz” dedi.