Hülya Onaylı’nın ölümünün ardından yeniden gündeme gelen tramvay duraklarındaki tuvalet çilesini çarpıcı örneklerle anlatan güvenlik görevlileri, yaz aylarında bile su içmeye çekindiklerini ve tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için pet şişe ya da kova kullanmak zorunda kaldıklarını belirtti

ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

İzmir’in Konak ilçesindeki bir tramvay durağında güvenlik görevlisi olarak çalışan iki çocuk annesi Hülya Onaylı’nın duraktan tuvalete gitmek için ayrıldığı sırada araç çarpması sonucu yaşamını yitirmesinin yankıları sürüyor. Çalışma arkadaşlarını kaybetmenin üzüntüsü içindeki tramvay emekçileri, duraklarda tuvalet bulunmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetin daha önce de gündeme getirilmesine rağmen Büyükşehir tarafından çözüm odaklı herhangi bir adım atılmamasına tepkili. İşlerini kaybetmemek için haberde isim ve fotoğraflarının kullanılmasını istemeyen güvenlik görevlileri, sıkça dile getirilen taleplere karşın yıllardır iyileştirilmeyen çalışma koşullarını anlattı. Erkek çalışanların tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için pet şişe, kadınların ise kova ya da bez kullanmak zorunda kaldığını belirten emekçiler, tuvalete gitmemek için yaz aylarında bile su içmeye çekindiklerini ifade etti. “Uzun süre tuvaletini tutmak zorunda kaldığı ve su içemediği için böbreğini kaybeden arkadaşımız var” diyen emekçiler, duraklara konulan su sebillerinin ise pislik içinde olduğunu ve bazı çalışanların bu sebeple zehirlendiğini öne sürdü.

BİRİM DEĞİŞİKLİĞİ İSTİYORDU

Kentin işlek caddelerinden birinde bulunan tramvay durağında çalışan bir kadın güvenlik görevlisi, “Hülya’yı tanıyordum. Hepimizin kardeşiydi. Arada dertleşirdik. ‘Bir an önce bu birimden gitsem’ derdi hep. Görev yaptığı birimin değiştirilmesini istiyordu, hepimiz gibi. Ama nasip olmadı” sözleriyle üzüntüsünü dile getirdi.

KOVA YA DA BEZ KULLANIYORLAR

Tramvay duraklarında tuvalet bulunmaması sebebiyle yaşadıkları mağduriyeti çarpıcı örneklerle anlatan güvenlik görevlisi, ‘temizlik’ sorununa ise ayrı bir parantez açtı: “Uzun süre tuvaletini tutmak zorunda kaldığı ve su içemediği için böbreğini kaybeden arkadaşım var. Sebillerimizin içini görseniz gözlerinize inanamazsınız. Pislik içerisinde, mikrop dolu. Daha önce aramızda içtiği sudan dolayı zehirlenenler oldu. Çoğu yerde sebil de yok. İki tane molamız var, yarımşar saat. O molalarda hem yemeğini yiyeceksin hem tuvalet arayacaksın hem de dinleneceksin! Bizi en çok canımızdan bezdiren tuvalet olmayışı. Etraftaki alışveriş marketleri bez konusunda adeta bize çalışıyor. Altını bezleyen, tuvaletini kovaya yapan arkadaşlarımız var” dedi.

Başkan Soyer, TÜRKONFED’in Adana Zirvesi’nde konuştu Başkan Soyer, TÜRKONFED’in Adana Zirvesi’nde konuştu

HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ

Civardaki işletmelerin tuvaletini kullanmak istediklerinde karşılaştıkları kötü muameleden de bahseden güvenlik görevlisi, “İşletme sahipleri, ‘Kusura bakmayın, belediyenin yapmadığı tuvaleti bizim size verecek halimiz yok’ diyor. Onlar da haklı. Benzin istasyonlarının çoğu artık tuvaletlerini kullanmamıza izin vermiyor. Zaten her yerde istasyon yok. Civarda oturan ve halimizi bilen teyzeler, ‘Kızım gel tuvaletini bizde yap’ diyor. Ama korkudan her yere gidemiyoruz. Kadınlar için çok daha zor şeyler bunlar. Taburelerimiz kırık dökük... Bu konuları amirlerimize defalarca bildirdik, onlar da idareye ilettiler ama hiçbir şey yapılmadı. Umurlarında değil. Bazen iki kişinin olması gereken yerde tek güvenlik görev yapıyor. Diyorlar ki spor ayakkabı giyemezsiniz. 8 saat boyunca ayakta çalışıyoruz, bir de gidiş geliş yol... Nasıl giymeyeceğiz? Verdikleri ayakkabılar çöp! Resmen kaderimize terk edilmiş durumdayız. Ne haliniz varsa görün diyorlar. Hiçbirimiz hakkımızı helal etmiyoruz. Biz sıcağa, soğuğa her şeye alıştık. Yeter ki duraklara bir tuvalet koysunlar. İnsanca bir talepte bulunuyoruz, tuvalet istiyoruz” ifadelerini kullandı.

YAZIN SU İÇMEYE ÇEKİNİYORUZ

Tuvalete gitmemek için yaz aylarında bile su içmeye çekindiklerini söyleyen başka bir güvenlik görevlisi ise, “Kırık taburelerde oturmaya çalışıyoruz. Yosunlu, pislik dolu sebillerden su içmek zorunda bırakılıyoruz. Utana sıkıla işletmelerin tuvaletini kullanmak zorunda kalıyoruz ama artık onlar da izin vermiyor. Çoğu zaman da ücret istiyorlar. İşyerindeki sebiller kirli olduğu için su içemiyoruz, mecbur para verip marketten almak zorunda kalıyoruz. Ayrıca kabinet anahtarını 10’da topluyorlar ve cop, kelepçe gibi ekipmanlarımızı içerde bırakmak durumdayız. Dolayısıyla can güvenliğimiz yok. Yazın sıcakta, kışın soğukta dışarıda çalıştırılıyoruz. Ne kadar giyinirsek giyinelim kendimizi korumaya yetmiyor. Tuvalet bir ihtiyaçken neden biz tramvay çalışanlarına lüksmüş gibi sunuluyor? Arkadaşımız Hülya’nın ölüm sebebi asla ‘tuvalet’ olmamalıydı. Bu bir iş cinayeti. Günlerdir hiçbirimizin yüzü gülmüyor. Acımız büyük. Çığlıklarımızı ise kimse duymuyor. Erkek çalışanlar tuvalet ihtiyacını pet şişelerle gidermeye çalışıyor, kadınlar ise ya kova kullanıyor ya da bez bağlıyor. Yaz günü su içmeye çekiniyoruz. Para kazanmak zorunda olduğumuz için bu şartlara göz yumuyoruz. Bir can daha kaybetmek istemiyoruz. Artık psikolojimiz bozuldu. Fuarda zamanında seyyar tuvalet getiriyorlar fakat bizleri neden düşünmüyorlar? Duraklara astıkları kağıtlarda tuvaletlerini kullanmamız için en yakın kafeterya, restoranlar ya da benzinlikleri yazıyorlar. Ama gitmek için tramvay kullanmamız gerekiyor. Kaldı ki sabah saatlerinde açık değil hiçbiri. Biz yarım saatlik molada tuvalete mi gidelim, yemek mi yiyelim yoksa dinlenelim mi?” diye sordu.