Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik hastalıklar olarak tanımlanan obezite ve aşırı kilo, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlikte görülebilen ve vücuttaki yağ oranındakiaşırı artışla ortaya çıkan ve farklı bir sorun olarak tüm dünyada önlem ve tedavisi için yoğun çaba gösterilen bir sağlık problemi olarak kabul edilmektedir. Aşırı kilo ve obezite probleminde en sık uygulanan tanı yöntemi Beden Kitle İndeksi (BMI) ölçümüdür. Bir kişide aşırı kilo ve obezite sorunu olup olmadığı, Beden Kitle İndeksi (BMI) hesaplaması ile belirlenmektedir. Bu hesaplamada bireyin kilosu ve boy uzunluğu dikkate alınır. Hesaplanan Beden Kitle İndeksi 30-39.9 arasındaysa “obezite’’ tanısı konulabilir, eğer bireyin Beden Kitle İndeksi 25 - 29.9 k/m2 arasındaysa “aşırı kilolu” olarak değerlendirilir.40 kg/m2 üzerinde çıkan Beden Kitle İndeksi (BMI) sonucu da‘’ileri derecede obez’’ veya neden olduğu yaşamsal risklere bağlı olarak yaşam süresini kısaltan ve ölümcül sonuçlar doğurabilecek obezite (morbid obez) olarak tanımlandırılmaktadır.

Obezite, metabolik, fiziksel, psikolojik açısından önemli sorunları beraberinde getirebileceği için yaşam süresince böyle bir sağlık sorunuyla karşılaşıldığında, bu sorunu çözmek için profesyonel destek gereksinimi de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, aşırı kilo ve obezite probleminin önlem ve tedavisinde, dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kadar, düzenli fiziksel aktivitenin de, obezite ve ona eşlik edebilecek sağlık sorunlarını çözebilmek için en etkin yöntem olacağı konusunda farkındalığı artırmak, birey ve toplum sağlığı adına büyük önem taşımaktadır.

       Özellikle çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkabilecek fazla kilo ve obezite sorunlarının en yaygın nedenleri arasında sayılabilecek olan fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıklı beslenme alışkanlığının kaybı oldukça dikkat çekicidir. Bu yaş gruplarında, teknoloji ile ilgili etkinliklere olan ilginin yüksek olması, bilgisayar ve internet bağımlılığı gibi nedenlerden dolayı fiziksel aktivite yetersizliğine yol açtığı görülmektedir. Fiziksel aktivite yetersizliği nedeniyle, düzenli egzersiz alışkanlığının kazanılamaması da, son yıllarda bu yaş grubundaoldukça sık görülen fazla kilo ve obezite sorununa yol açan en önemli etkenler arasında gösterilmektedir.

      Düzenli egzersiz alışkanlığında uzak (sedanter) bir yaşam tarzının, yaşam sağlığı içinciddi sorunlara neden olabilecek birçok metabolik hastalığın görülme sıklığını arttırdığını gösteren klinik çalışmaları inceleyen Nuriye Bayar’ın yaptığı araştırmalarda, düzenli egzersiz alışkanlığının, genel sağlığı korumak için etkin bir tedavi yöntemi olabileceği vurgulanmaktadır. Ve aynı zamanda, düzenli fiziksel aktivitenin genel sağlığı korumakla birlikte kardiyovasküler (kalp ve damar sistemi) hastalıklar, felç, diyabet (şeker hastalığı), depresyon, obezite ve bazıkanser türleri gibibirçok hastalığın önlem ve tedavisine olumlu katkısı olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

    Toplum sağlığı açısından, düzenli egzersiz alışkanlığı; metabolizmanın daha verimli çalışmasını düzenleyerek, son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşma eğiliminde olan aşırı kilo, obezite ve bu soruna bağlı olarak gelişebilecek birçok kronik hastalığın önlenmesi ve tedavisi için kritik öneme sahiptir. Bu konuda yayınlanan birçok bilimsel araştırma, sağlıklı bir yaşam için, doğal ve sağlıklı gıdalar tüketerek ve başarılı kilo yönetimine destek olabilecek düzenli egzersiz alışkanlığını kazanarak, fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzıyla, genel sağlığı korumak ve iyileştirmek mümkün olabileceğini göstermektedir.

      Sonuç olarak, sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı bir toplum için doğal ve dengeli beslenmenin yanı sıra düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının, 7’den 70’e her yaş grubunda daha da yaygınlaşabilmesi umuduyla, Yeni Yılda hepinize sağlık, mutluluk, başarı dolu günler dilerim.