Maliyetlerini bile karşılayamayan süt üreticisi, hayvanlarını kesime gönderince artan süt ihtiyacı sadece Küçük Menderes Havzası’nda günlük 800 tonu buldu. Süt ve süt ürünü fabrikaları ise işleyecek süt bile bulamıyor

NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER

Büyükbaş hayvan varlığıyla ilgili önceki yıllarda dünyada söz sahibi olan Türkiye, artan üretim maliyetleri, anaç hayvanların kesime gönderilmesi gibi sebeplerle angus ithal etme noktasına gelmişti. Gelinen noktada anaç hayvanların kesime gönderilmesi devam ederken, bu durum süt ve süt ürünlerinde ciddi fiyat artışlarına sebep oldu. Konuyla ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulunan Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, üreticinin yaşadığı en büyük sorununun artan girdi maliyetleri olduğunun altını çizdi. Girdiler karşısında üreticilerin çaresiz kaldığını ve hayvancılığı bırakanların sayısının her geçen gün arttığını da sözlerine ekleyen Öztürk, devletin çare olarak bazı üretim maliyetlerini sübvanse etmesi gerektiğini söyledi.

OSTİM Teknik Üniversitesi Akademik Personel alacak OSTİM Teknik Üniversitesi Akademik Personel alacak

GÜNLÜK SÜT AÇIĞIMIZ 800 TON

Küçük Menderes Havzası’nda günlük 800 ton civarında bir süt açığının bulunduğuna dikkat çeken Öztürk, anaç hayvanlarını kesime gönderen besici sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğunu belirtti. Öztürk, “2018-2019 yılarında Tire bölgesinde günlük 800 ton civarında bir süt kapasitemiz vardı. Bunun o zamanlar 250-300 tonunu kooperatifimiz alırken, kalan sütü de sanayiciler alıyordu. Şu anda bu rakam 650 ton civarına düştü. Küçük Menderes Havzası’ndaki 4-5 ilçeyi kapsayan alanı düşünürsek günlük 700-800 ton süt açığımız var. Bu açığın sebepleri; girdi maliyetleri yüzünden yemlerin zamlanması, üreticilerin hayvanlarına yeteri kadar yem vermemesi ve hayvanların kesilmesi. Hayvanlarını kesime gönderen üretici sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Bölgemizde baya kesimler oldu. Şu anda da et fiyatları son bir haftada yine harekete geçti. Yüksek rakamlar konuşuluyor şu an. Tabi bu hareket besicinin istediği rakamlara da henüz ulaşmış değil. Besici bugün ki şartlarda girdi fiyatlarının üzerinden yaklaşık 120 TL gibi bir fiyat bekliyor. Fiyatlar besicinin beklediği rakamlara gelse de dişi hayvan fiyatları yüksek olursa tabi ki kesimler durdurulmaz ve devam eder diye düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

FİRMALAR SÜT ARAYIŞI İÇERİSİNDE

Firmaların bölgede süt arayışı içerisinde olduğunu söyleyen Öztürk, “Türkiye’de üretimdeki azlıktan dolayı bir süt açığı aşikar. Yağlı ve yağsız süt tozu ihracatı 31 Aralık 2022 tarihine kadar kısıtlandı. Sektörümüzde maliyet ve fiyat tartışmaları sürürken, yağlı ve yağsız süt tozu ihracatına yılsonuna kadar kısıtlama kararı alındı. Bu kısıtlamadan dolayı sütlerin bir kısmı yurt içinde değerlendiriliyor. Sütün az olması, firmaların kapasitelerinin altında çalışması, firmaların da kendi kapasitelerine yaklaşmak istemesi yüzünden her firma bu bölgede süt arayışı içerisinde. Bu süt arayışı da bitmez. Her firma belli bir kapasitede çalışmak istiyor. Bu süt açığı da yani firmalar bazında kendilerini toparladığı zaman piyasa normale döner diye düşünüyorum” dedi.

DEVLET BAZI MALİYETLERİ SÜBVANSE ETMELİ

Devletin bazı üretim maliyetlerini sübvanse etmesi gerektiğini de belirten Öztürk, şu ifadelere yere verdi: “İklimsel anlamda Ocak-Şubat aylarından sonra hayvanlar buralarda çayır bitkisiyle otlamaya başladığı zaman belli bir süt aralığı yine artar ama açığı karşılar mı? Tam olarak karşılamaz. Bu durum raf fiyatlarına yansıyor. Sanayici kesim şu an 10-11 liradan aldığı sütü raflara yansıttığı an raflar tıkanmaya başladı. Bu sıkıntıları çözmek için hep beraber devlet, Ulusal Süt Konseyi (USK) ve üretici kısmı bir araya gelip bir fiyat politikası izlemesi lazım. Bu fiyat politikasının üstüne USK’nın belirlediği oranlarla süt ürünlerinin fiyatları ve zam oranlarının belirlenmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde raflardaki fiyatlar uygun hale gelebilir. Ya da devletin bu konuda girdi maliyetlerini üreticiye yansıtmamak için bazı maliyetleri sübvanse etmesi lazım. Devletin bu konuda destek vermesi lazım. Yoksa gittikçe artan süt ürünleri maliyetleri sonucunda bunların raflara yansıması artarak devam edecek.”