banner18

banner19

17.01.2021, 10:29

Sosyal Medya, Bilgi Kirliliği ve İtibar Suikasti Virüsten Tehlikeli

Sosyal medya günümüzde artık haklı haksız ayrımı yapmadan, gerçeklikle kurgunun bir birine karıştırıldığı bir mecra olmuştur. Hepimizin adeta müptelası olduğumuz sosyal medya mecraları öylesine bilgi kirliliği ile dolu hale gelmiştir ki ayıkla ayıkla işin içinden çıkılmıyor.

Kim doğru söylüyor, kim manipülasyon yapıyor, kim çıkar sağlıyor, kim menfaatleri doğrultusunda linç kültürünü yaygınlaştırıyor, kim algı çalışması yapıyor, kim provakatör, kim doğru-kim yanlış? Kim trol, kim değil bütün bunlar bir birine karışmış durumda. O nedenle ortaya atılan bir iddiayı iyi araştırmamız gerekiyor. Hani şu malum Gezi Parkı Odaklı eylemlerde “paletli panzerle ezilen genç” yalanını bir hatırlayın. En çarpıcı yalan paylaşımlardan biriydi. İyi ki bu memlekette dikkatli sosyal medya kullanıcıları var da o fotoğrafın bir başka ülkedeki bir kazada çekildiğini hemen belgeleyerek gerçekleri gün yüzüne çıkarabiliyorlar. Yine Türk Silahlı Kuvvetlerinin Barış Pınarı Harekâtını başlatılmasının hemen ardından sivil katliamı yapıldığına dair onlarca gerçek dışı fotoğraf paylaşımı yapılmıştı. Bombaların altındaki sivillerin gerçekte başka başka ülkelerde ve çatışma bölgelerinde çekildiği orijinal halleriyle ortaya kondu.

Şükürler olsun ki bu konuda çok duyarlı bir Cumhurbaşkanına sahibiz. Sosyal medyadaki düzensizliğe bir son vermek ve bu ortamda işlenen suçlarla mücadele için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın telkinleri ve girişimleriyle bir yasa çıkarıldı. Umarım bu alanda etkin mücadele edilir. Herkesin bir TC kimlik numarası var. Benim önerim sahte hesapların önüne geçmek ve suç işleyenlerin tespitinin kolaylığı için kullanıcıların TC kimlik numarasıyla kullanıcı hesaplarını oluşturmasıdır. Buna ilişkin bir düzenlemenin de ivedilikle yapılması gerekiyor.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın konuya ilişkin açıklamasından bir özet;

“Dijitalleşme ile beraber hayatımızın her alanında olduğu gibi iletişimde de köklü değişiklikler yaşanıyor. İnsanlık merkezinde teknolojinin yer aldığı yeni bir hayat biçimine doğru yol alıyor. Bir önceki kuşağın hayal dahi edemediği pek çok imkâna bugün teknoloji sayesinde saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz. Ancak dijitalleşme ve yeni medya araçları sağladıkları kolaylıklar yanında beraberinde ciddi riskler de getirmektedir. Bir yanda demokratik mecraları çeşitlendiren dijital ağlar diğer yanda siber zorbalık siber terör ve yalan haber gibi kavramları da gündemimize taşımıştır. Hayatımızın hiçbir döneminde olmadığı kadar çok dezenformasyona maruz kalıyoruz. Bilhassa sosyal medyada yayılan haberlerin kahir ekseriyetini düzmece haberler oluşturuyor. Son günlerde yaşanan dramatik hadiselerin bu bakımdan önemli olduğuna inanıyorum. Amerikan seçim sonuçları ekseninde dönen tartışmalar bizim de bir süredir dile getirdiğimiz bir taraftan teknolojik dedim diğer taraftan da dijital faşizmin nerelere kadar uzanacağını gözler önüne sermiştir. Bakınız burada sadece sosyal medyanın denetimsizliğinin yol açabileceği toplumsal kargaşalardan bahsetmiyorum. Asıl tehlikeli olan sosyal medya trollerinin siyasete ve özgürlüklere yönelik keyfi ve aleni müdahale cesaretlerinin artmasıdır. Hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını da kabul edemeyiz. Söz konusu sosyal medya şirketlerinin devletlerin vatandaşlarını koruma amacıyla attığı adımlara özellikle verdikleri tepkileri de gayet iyi biliyoruz. Türk mahkemelerinin terörü ve şiddeti öven hesaplarla ilgili kararlarının hemen hiçbirini uygulamadılar. Bölücü terör örgütü mensuplarına sergiledikleri müsamahayı bu katillerin canını yaktığı insanlara göstermediler. Sosyal medya linçine uğrayan insanların mağduriyetini giderecek hiçbir çabanın içerisine girmediler. Daha da vahimi içeriği gayesi çerçevesi ne olursa olsun tüm hukuki düzenlemeleri özgürlüklere müdahale yaygarasıyla sabote ettiler. Türkiye olarak gezi olaylarından başlayarak bu güne kadar sosyal medya şirketlerinin birçok keyfiliğine maruz kaldık. Bu yapılara karşı vatandaşımızı ve demokrasimizi savunduğumuz için başta muhalefet partileri olmak üzere acımasızca eleştirildik. Ancak geldiğimiz noktada dijital diktatörlüğe ve siber zorbalığa karşı verdiğimiz hukuk mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. İyi ki bu meseleyi çok erkenden gündemimize almışız diyoruz.

Devletin görevi vatandaşlarının özgürlüğünü korumak güvenliğini huzurunu hak ve hukukunu temin etmektir. Biz genci yaşlısıyla 83 milyonun tamamına karşı sorumluyuz. Nasıl ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak sanal dünyada da terör propagandasına terörün zemin kazanmasına müsaade edemeyiz. İnsanların tacize uğradığı dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, linç edildiği her türlü haklarının çiğnendiği bir sanal dünyaya asla teslim olmayacağız. Özgürlük kılıfı altında Türkiye’yi yalan haberin iftiranın hakaretin tehdidinprovokasyonlarınkol gezdiği bir iklime terk etmeyeceğiz. İnsanımızın hak ve hukukunu gözetmede kendilerini hukukun üstünde gören sosyal medya şirketlerinin baskılarına boyun eğmeyeceğiz. Bu amaçla bir taraftan kendi milli ve yerli alternatiflerimizi geliştirirken diğer taraftan da hukuki düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın can ve mal emniyetine gösterdiğimiz hassasiyetin aynısını verilerimizin korunmasına da gösteriyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık. Geçen hafta yaşanan hadiselerden sonra inşallah bu çalışmaları daha da hızlandıracağız. Son dönemde bazı uluslararası şirketlerin de içinde yer aldığı skandallar bu konuda ne kadar dikkatli ve hassas olmamız gerektiğini göstermiştir. Veri mahremiyetine dair farkındalık yükseldikçe milli teknolojilere yönelim de artıyor. Yabancı uygulamaların dijital veriler konusundaki çifte standartları BİP gibi milli anlık mesajlaşma uygulamalarının kullanımı yaygınlaşıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda yerli ve milli altyapımızın gücünü arzu ettiğimiz seviyeye çıkartacağımıza inanıyorum. İnşallah yerlisini millisini bizde kuracağız zaman yakın. Medyanın toplum adına kamuoyu oluşturan bir kuvvetten ziyade kendisini siyasetin yargının yasamanın yerine koyan bir anlayışa sürüklenmesi en büyük zararı kendisine verir. Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir görüntüye sürüklendiğini hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. Ayrıcalıklarını kaybedenler rahatsız olsalar da bugün daha renkli daha demokratik daha çoğulcu bir medya yapısına sahibiz. Halen eksikliklerimiz yok mu elbette var. Bu eksiklikleri de gidermenin yollarını arıyoruz. Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı arttıkça inşallah Türk medyasındaki kötü hatıraların izleri de silinecektir.”

Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiklerine ilave olarak sahte hesaplarla kişilerin ve kurumların itibar suikastine ve linç edilmesi konusuna da dikkat çekmek istiyorum. Sosyal medyada İngilizce “fake” diye anılan sahte hesaplar türemiş durumda. Bu mecralarda gerçekte insanın yüzüne söylenemez hakaretlerin, tehditlerin, yalan yanlış algı çabalarının biri bin para. Bir sahte hesaptan rahatlıkla itibar suikasti de linç girişimi ve her türlü terör propagandası da yapılabiliyor, bir kişinin linç edilmesi için kitleleri harekete geçirecek takipçi sayısı fazla kullanıcılar tetikleniyor. Bütün bu hakaretleri, tehditleri, yalanları, türlü entrikaları yayanlar elini kolunu sallayıp halk içinde dolaşabiliyor. Yurt dışı kaynaklı sosyal medya şirketleri de her türlü uyarıya rağmen Türkiye'de temsilci bulundurmaktan imtina ediyor. Bu konuda düzenlemenin ne derece acil olduğu, 25 yılı aşkın süredir yakinen tanıdığım Başhekim Uzman Dr. Doğan YILDIRIM’ın uğradığı haksız saldırıda açıkça görüldü. Kendisi herşeyden önce vatan millet sevdalısı bir Anadolu çocuğudur. Deyim yerindeyse “yerli ve millidir.” Herkesin gece gündüz yardımına koşan naif bir beyefendidir. Son yaşanan olayda da algı operasyonuna kurban edilmek istenen arkadaşımızın özür dileme erdemini göstermesi ve onurlu bir şekilde istifa etmesi de bu naifliğini göstermektedir. Hastasını düşünen bir anlayışla işini aksatan bir kaç kişiyi uyardığı anlaşılan Başhekim arkadaşımızın doktorlara uyarısının sadece doktorların olduğu özel bir WhatsApp grubundan medyaya sızdırılması da ahlak dışıdır, kamu çalışanının görev yerindeki mahremiyete saygısızlığıdır ve kabul edilemez. Yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi sosyal medyayı itibar suikasti yapmak için kullananlara artık dur demenin vakti geldi de geçiyor bile…

Yorumlar (5)
Serap 1 ay önce
Dr Doğan Yıldırım tam bir halk insanıdır Kendisini biz hastalarına sorsunlar .Biz halka hizmet için buradayız diyen ender bashekimlerden biridir.Kendisine yapılan haksızlığı kabul etmiyoruz Sağlık Bakanımızdan kendisine sahip çıkılmasını istiyoruz
Kadir 1 ay önce
Dr Doğan Yıldırım i eşimin halası ameliyat olduğunda tanıdık.tek tek hastaları ziyaret edip ihtiyaçları olup olmadığını soruyordu hepimiz şaşırmıştık ilk kez böyle bir başhekimle karşılaşmıştık Sosyal medyadan istifasını duyunca çok üzüldük Sağlık Bakanımızdan Kendisine sahip çıkılmasını istiyoruz. Böyle bir başhekim zor bulunur
Ali 1 ay önce
Mekkiye hanim lütfen Başhekim Doğan Yıldırım hakkında araştırma yapıp gerceği çözün ,kendisi insanlara hizmet edip yardımci olabilmek için elinden gelenin hep fazlasını yaptı.boyle bir sonu haketmedi .
Akif 1 ay önce
Başhekim Doğan Bey in uğramış olduğu haksızlık ortadadır. Kendisi gece gündüz demeden fedakarca çalışan mütevazı birisidir.
Görevine tekrar dönmesi için Sayın Sağlık Bakanımızın gereğini yapacağına inanıyorum.
Sedat ergenç 1 ay önce
Bu öğretici bilgilerden dolayı eline aklına emeğine sağlık...
13
açık
Günün Anketi Tümü
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i başarılı buluyor musunuz?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i başarılı buluyor musunuz?
Namaz Vakti 26 Şubat 2021
İmsak 06:20
Güneş 07:41
Öğle 13:29
İkindi 16:37
Akşam 19:08
Yatsı 20:24
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 25 54
2. Beşiktaş 24 51
3. Fenerbahçe 25 51
4. Trabzonspor 25 48
5. Alanyaspor 25 42
6. Hatayspor 25 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 25 37
9. Antalyaspor 25 33
10. Göztepe 25 32
11. Konyaspor 25 31
12. Sivasspor 24 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 25 29
15. Rizespor 25 27
16. Kayserispor 25 25
17. Erzurumspor 25 25
18. Başakşehir 25 24
19. Denizlispor 25 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 24 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 23 53
2. Samsunspor 23 49
3. İstanbulspor 23 43
4. Altınordu 23 41
5. Adana Demirspor 23 39
6. Ankara Keçiörengücü 23 38
7. Altay 23 38
8. Tuzlaspor 23 38
9. Bandırmaspor 23 31
10. Bursaspor 23 31
11. Ümraniye 23 31
12. Adanaspor 23 26
13. Menemen Belediyespor 23 26
14. Balıkesirspor 23 24
15. Boluspor 23 23
16. Akhisar Bld.Spor 23 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 23 7
Takımlar O P
1. Man City 25 59
2. M. United 25 49
3. Leicester City 25 49
4. West Ham 25 45
5. Chelsea 25 43
6. Liverpool 25 40
7. Everton 24 40
8. Aston Villa 23 36
9. Tottenham 24 36
10. Leeds United 25 35
11. Arsenal 25 34
12. Wolverhampton 25 33
13. Crystal Palace 25 32
14. Southampton 25 30
15. Burnley 25 28
16. Brighton 25 26
17. Newcastle 25 25
18. Fulham 25 22
19. West Bromwich 25 14
20. Sheffield United 25 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 23 55
2. Real Madrid 24 52
3. Barcelona 24 50
4. Sevilla 23 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Villarreal 24 37
7. Real Betis 24 36
8. Levante 24 31
9. Granada 24 30
10. Athletic Bilbao 23 29
11. Celta de Vigo 24 29
12. Valencia 24 27
13. Osasuna 24 25
14. Cádiz 24 25
15. Getafe 24 24
16. Deportivo Alaves 24 22
17. Eibar 24 21
18. Real Valladolid 24 21
19. Elche 23 21
20. Huesca 24 19