AFAD’ın Deprem Anı ‘Çök-Kapan-Tutun’ tatbikatını değerlendiren İMO Başkanı Ulutaş Ayatar, “Ne yapılacağı tam anlamıyla bilinemezken tatbikat yaptık. Geri dönüşler sağlanamadı” dedi.

Şehitler Demir ve Öztürkmen son yolculuklarına uğurlandı Şehitler Demir ve Öztürkmen son yolculuklarına uğurlandı

SULTAN GÜMÜŞ KAYA / ÖZEL HABER

Tüm Türkiye’de aynı anda 1999 Düzce Depremi’nin yıl dönümünde saat 18.57’de Deprem Anı ‘Çök-Kapan-Tutun’ tatbikatı yapıldı. AFAD koordinasyonunda yapılan tatbikata kimileri evinde, kimileri işyerinde, kimileri ise sokakta katıldı. Daha doğrusu katılmaya çalıştı. Çünkü tatbikat öncesinde yeterli bir bilgilendirmenin yapılmaması vatandaşlara ‘Ne yapacağız?’ sorusunu düşündürttü. 12 Kasım öncesinde sadece bir mesaj ile hatırlatmada bulunulurken, tatbikat esnasında yaşananlarda çok konuşuldu: Elleriyle yüzünü kapatan insanlar, şaşkın bakışlar, nereyi, ne şekilde tutacağını bilemeyenler… Konuya ilişkin görüşlerine yer verdiğimiz İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, sonucunu tespit edemedikleri bir tatbikatın yapıldığını kaydetti. “Önemli bir girişimdi ancak amacına ulaşamamış gibi görünüyor” diyen Ulutaş Ayatar, “Tatbikatlar, teorideki bilgimizi uygulamaya döküp, dökemediğimizi kaydeder. Fakat 12 Kasım’da bunu ölçen bir mekanizma yoktu. Ne yapılacağı tam anlamıyla bilinemezken tatbikat yaptık. Geri dönüşler sağlanamadı” bilgisini paylaştı.

KAÇ KİŞİ TATBİKATA UYDU?

Başkan Ulutaş Ayatar, şunları söyledi: “Depremle her karşılaştığımızda bu bir ilkmiş gibi davranıyoruz. Ve her defasında ne yapacağımız noktasında bir tereddüt oluşuyor. Bu noktada tatbikatların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sıklıkla olması gereken de bir eylem aslında. Fakat AFAD’ın cumartesi günü, akşam saatlerinde düzenlemeye çalıştığı tatbikatın öncesinde yeterli bir bilgi akışı sağlanamadı. İnsanlar o esnada ne yapacağını bilemedi. Çünkü yeteri kadar anlatılamadı. Bir mesaj gönderildi ve bunun ne yazık ki ötesine geçilemedi. Kaç kişi tatbikata uydu, kimler evinde, sokakta veyahut işyerinde buna uyabildi ondan şüpheliyiz. Tatbikat esnasını bırakın, sonrasında da herhangi bir veri aktarılmadı. Tatbikatın verimine dair araştırma yapılmadı. Çoğumuz depreme okulda ya da işyerlerinde yakalanıyoruz. Bu nedenle yapılması planlanan tatbikatında o saatler içerisinde düzenlenmesi, sonraki tatbikatların ise evde gerçekleşmesi pratikte daha yarar sağlayabilirdi. Tatbikatların bir seferde kalmaması lazım. Yapılsın elbette. Fakat çocuklara dahi iyi öğretilmesi gerekiyorken bizler ne yapacağımızı bilemez bir haldeydik.”

PRATİKTE NE KADAR KARŞILIĞI OLDU?

“Tatbikattan önce Temel Afet Bilinci Eğitimine tabii tutulabilirdik” diyen Ulutaş Ayatar, “Tatbikatın hangi gün ve saatte, ne şekilde yapılacağı kamu spotları halinde paylaşılabilirdi, tabelalara asılabilirdi, televizyonlarda gösterilebilirdi. Sadece bir mesaj atılarak gerçekliğini yitirdi gibi geldi. Ciddiye alınamadı. Bir takım içeriklerle tatbikatın desteklenmesi gerekiyordu. Tatbikatın devamlılığının gelmesi gerektiğini vurguluyorum. Ve bu tatbikatlar gün içerisinde okul, işyeri gibi mekanlarda yapılmalı. Çünkü depreme ne zaman yakalanacağımızı bilemiyoruz. Her yerde hazır olabilmeliyiz. Öğrenciler ya da çalışanlar sadece evde değil, bulundukları mekanlarda dahi nasıl hareket edebileceklerini bilmeli. Burada öğretmenlerin de eğitimi önemli. Ne yapılacağı tam anlamıyla bilinemezken tatbikat yaptık. Kimi vatandaşımız yaptı, çoğu ise yapmadı ya da yapamadı. Pratikte ne kadar karşılığı oldu, bu aşamada bir soru işareti var” cümlelerini kullandı.

YAPILAR GÜVENSİZ OLDUĞU SÜRECE…

Yapıların güvenli olmasına dikkat çeken Ulutaş Ayatar, “Esas olan şey, yapıların güvenilir olup, olmadığı. Yapılar güvensiz olduğu sürece tatbikatın da bir anlamı kalmıyor. Ana konumuz afet öncesi çalışmaların önceliği. Ama afet anında da ne yapmamız gerektiği konusu da önemli. Buradaki eksikliği görmek lazım. Bu eksikliğin ne olduğunu doğru tespit etmek gerekiyor. İnsanların evlerinin içerisinde ya da dışarıda yapıp, yapmadıklarından emin değiliz. Diğer bir konu ise afet çantası. Tatbikat sadece çök, kapan, tutun başlıkları altındaydı. Fakat en önemli noktalardan biri de afet çantası hazırlığıydı Buna ilişkin bir bilgi notu olmadı. Tatbikat sadece çök, kapan ve tutuna indirgenecek kadar küçümsenmemeliydi” çıkışında bulundu.

GERİ DÖNÜŞLER SAĞLANAMADI

Başkan Ulutaş Ayatar, son olarak şu açıklamalara yer verdi: “12 Kasım’a doğru giderken bir tatbikatın yapılacağını biliyorduk elbette. Ancak nasıl hazırlanmamız gerektiği noktasında çok fazla eksiğimiz vardı. Gözlemlediğim kadarıyla kimine mesaj çok geç gitmiş hatta bazılarına hiç gitmemiş bile. Dolayısıyla önemli olduğunu belirtmekle beraber ana konu elbette ki afet öncesi yapılacak olan çalışmalar, binaların güvenilirliği. Tatbikat karnemizin ne olduğunu dahi bilmiyoruz. Sınıfta mı kaldık, geçtik mi bu dahi sonrasında tartışılmadı. Sonucunu tespit edemediğimiz bir tatbikat yaptık. Önemli bir girişimdi ancak amacına ulaşamamış gibi görünüyor. Tatbikatlar, teorideki bilgimizi uygulamaya döküp, dökemediğimizi kaydeder. Fakat 12 Kasım’da bunu ölçen bir mekanizma yoktu. Geri dönüşler sağlanamadı.”