Sevgili İLKSES okurları, Sokak Ekonomisi başlıklı bu köşemizde bundan böyle sizlerle iki haftada bir sokakların gölgesinde kalmış önemli gelişmeleri ve bilgileri paylaşacağız. Sokakların görünmezleşen gizli kahramanlarından kesitler sunacağız. Bazen İstanbul sokaklarında olacağız. Bazen Emirsultan-Kuruçay, bazen Mersin-Mezitli, bazan da Konak meydanından hayata bakacağız. 

Köşemizin ismi Sokak Ekonomisi; ülkemiz ve Dünya yazınında son on yılda gündemde giderek yükselen bir trendde yer almaya başlayan kamusal alanlardaki ekonomik ve sosyal fayda üreten faaliyetleri bazen detaylarıyla bazen bir bütün olarak ele alacak. 

Bu köşe İzmir sokaklarında, meydanlarında, metro istasyonlarında, yol kenarlarında, mezarlık girişlerinde, bazen bir çiçek satıcısını, bazen İzmir’in meşhur Midyecisini, gevrekçisini veyahutta Karslı mı olur? Suriyeli mi olur? geri dönüşüm emekçisini ele alacak. Onların bilinmeyen dünyalarını, hor görülmelerine, küçümsenmelerine rağmen kent ekonomisine katkılarını, ülkenin gayrisafi milli hasılasına ekledikleri katma değeri işleyecek. 

Kısacası Türkiye’de 8 milyona yaklaşan sokak emekçisinin, küresel boyutlarıyla ise bir milyarlık devasa bir güvencesiz emekçiler ordusunun sesi, soluğu, gözü ve kulağı olacak. 

Bu köşedeki bu ilk yazımızda ele alacağımız konuyu ve  çerçevesini belirlemiş oluyoruz. Bir sonraki yazımızda ise öncelikle vurgulamak ve önemini kavramak bakımından sayısal verilerle güvencesiz sokak emekçilerinin ekonomik boyutlarını sizlerle paylaşacağız.

Aynı zamanda bu köşede hemen hemen tüm dünyada yürürlükte olan serbest piyasa ekonomisi veya pazar ekonomisi olarak adlandırılan ve esas olarak sermaye birikimini temel alan iktisadi yapının dışsallıklarını ve başarısızlıklarını da inceleyeceğiz. Örneğin sıkça dile getirilen “doğrudan üreticiden-tüketiciye” olarak adlandırılan, fiyatların aşırı yükselmesine neden olan, bir çok aracının yer aldığı ticari dağıtım ağlarının sokak ekonomisi aracılığıyla gerçekleşebildiğini göreceğiz. Yeni bir katma değer yaratmayan üretilen ürüne veya hizmete yeni bir değer eklemeye bu aracılık yoğunluklu modelin yerine küçük esnaf işletmeleri aracılığıyla ve fiyatlarının aşırı yükselmesinin önüne geçilebileceğini aynı zamanda da küçük üreticinin de cebine nasıl bir nebze olsa da daha iyi bir gelirin girebileceği, dargelirlilerin ve yoksulların ise aynı kalitedeki mal ve hizmeti daha uygun bir bedel ödeyerek ulaşabilmesinin mümkün olacağı örneklerle irdelenecektir. 

Bunların yanında sistemin kendi yapısı gereği karlı görülmeyen alanlarda ve mekanlarda dağıtım ağının tamamlanmaması veya hiç kurulamaması gerçeği ortaya konacaktır. Diğer yandan sokak ekonomisini sokak girişimciliğini besleyen yaklaşık 300 yıllık genel uygulama döneminde ve sürecinde, söylemde sıkça dile getirilmesine rağmen gerçekleştiremeyen tam istihdamın aslında yine sistemin kendi mantığının kendi diyalektiğinin bir gereği olarak tekamül etmediği ele alınacaktır .

İyi okumalar diliyoruz.