TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Özsoy Boyunsuz: Yeni anayasa olacaksa dayatarak yapılmamalı

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin konuşan Prof.Dr. Boyunsuz, “Türkiye’de bir anayasa değişikliği yapılacaksa ve demokratik bir sonuç çıkaracaksa her şeyden önce bir tarafın diğer tarafa bir şeyleri dayatmaması gerekiyor” dedi

Haber Giriş Tarihi: 03.06.2024 08:54
Haber Güncellenme Tarihi: 03.06.2024 09:01
Kaynak: HABER MERKEZİ
Özsoy Boyunsuz: Yeni anayasa olacaksa dayatarak yapılmamalı

SEMİ TEKTAŞ-ÖZEL HABER / Türkiye, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinden sonra yumuşama/normalleşme sürecine girmek istiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel arasında yıllar sonra gerçekleşen görüşmelerde masadaki en önemli konu: yeni anayasa. Özellikle AK Parti’nin yeni anayasa konusunda direttiği görülürken CHP’nin kapıları kapatmış olduğu görünüyor. Hukuk çevreleri anayasanın değişme ihtimaline tepki gösterirken AK Parti’nin yeni bir anayasa yapmadaki amacının farklı olduğu dillendiriliyor. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, yeni anayasa tartışmaları hakkında, “Derdiniz darbe hukukunu temizlemek olsa meclis çoğunluğu sizin elinizde, meclisten rahatlıkla kurduğunuz koalisyonla yasaları değiştirebilirsiniz” dedi.

ÖZSOY BOYUNSUZ: HANGİ DEMOKRATİK YASAYI YAPTINIZ?

Mevcut anayasanın 19 kez değiştiğini hatırlatan Özsoy Boyunsuz, AK Parti’yi temel hak ve hürriyetleri yasaları üzerinden eleştirdi. Özsoy Boyunsuz, “Yeni anayasa çalışmalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tam olarak aklından geçeni bilmiyorum. Bunun esas muhatabı kendisidir. Ama şu soruyu sormadan geçemiyorum: ‘Daha demokratik hangi yasayı yaptınız? Yapmadılar, o zaman somut olarak bu anayasada beğenmediğiniz nedir? Çünkü bu anayasa 19 defa değişmiş. Bu değişikliklerin birçoğunu da siz yapmışsınız. En sonuncusunda da yargıyı hallaç pamuğuna çevirmişsiniz. Yürütmeyi, yasamayı değiştirmişsiniz. Anayasada ne var? Temel hak ve hürriyetlerimiz ile yasama, yürütme ve yargı var. Somut olarak hoşunuza gitmeyen problem olarak gördüğünüz kısım nedir? Bunu söylemeniz lazım ki bizlerde esas isteğinizi anlayalım. Çünkü derdiniz darbe hukukunu temizlemek olsa meclis çoğunluğu sizin elinizde, meclisten rahatlıkla kurduğunuz koalisyonla yasaları değiştirebilirsiniz. Yasaları değiştirirsiniz daha sonra anayasa değişikliğine geçerdiniz. Ama bakıyoruz her seferinde ‘bu değişiklik olmadı şimdi daha iyisini yapacağız’ ama ‘bizim değişiklik yaptığımız kısım iyi fakat kalan kısım kötü’ deniliyor. Anayasanın kalan kısmına baktığımızda temel hak ve hürriyetlerimizi yer alıyor. Aslında o kısmın da değiştiğini görüyoruz. 1995’te, 2001’de AK Parti’nin dokunamadığı arzu ettiği şekilde değiştiremediği iki kısım var. Bir tanesi cumhuriyetin nitelikleri ve bu nitelikleri anayasaya yerleştiren; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyle ilgili kısımlar oluşturuyor. Bende şöyle bir şüphe oluşuyor. Cumhurbaşkanı, Laiklikle ilgili temel kurumları, devletin dinsel açıdan yansızlığı, hiçbir dini, inancı, yaşam tarzını zorla vatandaşlarına empoze edemeyeceği ve çoğulcu yaşam tarzını garanti etmesi gerektiğine ilişkin hükümleri mi yoksa temel anayasal haklarımızı mı sıkıntılı görüyor? Dokunmadıkları bu maddeler kalıyor. Vatandaşlar olarak içinde yaşadığımız bu rekabetçi otoriter rejimde tutacak son dallarımız olarak kaldı” değerlendirmesinde bulundu.

BOYUNSUZ: SON GÜVENCELERDE ALINABİLİR

Hükümetin yeni anayasa yapmada otoriter olduğu eleştirisini yapan Özsoy Boyunsuz, “Anayasanın bu maddeleri Türkiye’nin demokratikleşmeye çalıştığı 1995 ve 2001 yıllarında kısmen düzeltilmiş olan hükümler. Elimize darbeden kalan hali değiller. Benim korkum kısmen demokratik zamanlarımızdan kalan son anayasal güvencelerimizin de elimizden alınmak istenmesi. Çünkü hükümetin hukuk üretme pratiğine baktığımız zaman çoğulcu, özgürlükçü, demokratik olmadığını görüyoruz. Hep daha otoriter, daha baskıcı, kendi yaşam tarzını dayatıcı, insanları susturucu ve tek tipleştirici bir hukuk pratiği var. Şimdi bu tür bir hukuk pratiğine alışmış olan ve bunları yaparken de hep daha çok özgürlük getireceğini söyleyen bir iktidar var karşımızda.  Çünkü hep alıştığımız, gördüğümüz buydu” diye konuştu.

MUHALAEFET OYUNU GÖRMELİ

Türkiye’deki muhalefetin mevcut durumda çoğunluğu temsil ettiğini söyleyen Özsoy Boyunsuz yeni anayasa tartışmalarında muhalefetin oyuna gelmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Özsoy Boyunsuz, “Bugün muhalefet dediğiniz yapı aslında Türkiye’nin çoğunluğunu temsil ediyor. Herkes de biliyor ki ülkede iktidar koalisyonu şu anda azınlıktadır. Aslında muhalefet çoğunluğun sesi olmuş durumda ve çok muhtemeldir ki bir sonraki iktidar görevini alabilir. Bu çerçevede baktığımız zaman muhalefet tabii ki güçlü ve politika belirleyici konuma gelebilir. Peki bu süreçte muhalefet ne yapmalı? Muhalefet, ‘müzakere yollarını kapatsın, kavga etsin, Türkiye’yi daha da kutuplaştırsın’ demiyorum. Elbette siyaset, müzakere ile politika konuşarak üretiliyor. Dolayısıyla insanların birbiriyle konuşmasından daha doğal hiçbir şey yoktur. Ama anayasa tartışması Türkiye’nin gerçek gündemini saklama amacı da taşıyabilir. Hiçbir şey çıkmayacağı belli olan bir süreçten görev süresi, dönem sınırı gibi başka amaçlar olabilir. Çünkü ne yazık ki Erdoğan tipi popülist siyasetçiler gerçek amaçlarını gizleyerek vatandaşları manipüle etmeye çok eğilimli oluyorlar. Muhalefetin bu manipülasyon ihtimallerini her zaman göz önünde tutarak oyun kurması gerekiyor. Türkiye’nin gerçeklerini, hukuki, ekonomik, siyasal gerçeklerini mümkün olduğu kadar dillendirip daha doğru amaçlara yönlendirmeye çalışması lazım. Türkiye’de bir anayasa değişikliği yapılacaksa ve demokratik bir sonuç çıkaracaksa her şeyden önce bir tarafın diğer tarafa bir şeyleri dayatmaması gerekiyor. Çoğulcu, özgürlükçü bir ortam var mı diye bakmak lazım. Türkiye’de demokratik bir anayasa yapılacaksa öncelikle basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme hürriyetinin sağlanması gerekiyor. Ama bakıyorsunuz Türkiye’de milletvekilleri hapiste, Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor, toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünü kullanan insanlar hapiste yahut mezarda, etkili olabilecek olanlar seçilmiş hapse tıkılmış. Özgürlük ortamının olmadığı bir yerde, temel konuşma hakkının bulunmadığı bir yerde hangi özgürlüğü getirdiğinizi söylüyorsunuz. Önce demokratik anayasa yapmak isteyen, topluma demokratik anayasa yapıcılığının ön koşulu olan ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve internet özgürlüğünü sağlasınlar. Etki ajanlığı yasasını çıkarmaya çalışıyorlar. Etki ajanlığı yasasını çıkarıp zaten boğulmuş basını iyice boğmaya çalışıyorlar.  Bizi nefessiz bırakmayı niyetlenenlerin demokratik bir anayasa yapmaya da niyeti olmadığı bence o kadar net. Dolayısıyla ben bir anayasa hukukçusu olarak anayasa yapma sürecinden beklentim yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev süresi bitiyor. Gördüğüm kadarıyla son dönemde ideolojik dayatmaları çok daha yoğunlaştırmış durumdalar. Milli eğitimdeki müfredatla, anayasa yapıcılığıyla, bir takım ideolojik dayatmalar yoluyla bu dayatmalarla kendi seçmenine dönüp, ‘bak biz senin yaşam tarzını hâkim kılıyoruz, ekonomiyi batırmış olabiliriz, sen fakirleşmiş olabilirsin ama ideolojik iktidarını sürdürüyoruz’ diyerek oradan belki devam edebiliriz diyorlar” diye konuştu.

Kaynak: HABER MERKEZİ

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlat��rız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.