Mehmet Tayyar Tanış'ın kaleme aldığı Şahabettin Süleyman yazısı yayında.

Şahabettin Süleyman, 1885 yılında İstanbul’da doğmuştur. Ailesi Zeybek Türkmenlerinden Çavdarlı Ali Ağa Hanedânı’na dayanır. Şahabettin Süleyman’ın çocukluğu İzmir ve İstanbul’da geçer. İlk ve orta tahsilini sekiz yıllık İzmir İdâdisi’nde tamamlayarak aynı yıl Mekteb-i Mülkiye-i Şahane’ye kaydolmuştur. Lise yıllarında edebiyata merak salarak Fransızca öğrenmiştir. 1908 yılında Maarif Nezareti’nde çalışmaya başlamıştır.

***

Aynı yıl Vefa Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği yapmaya başlamış ve edebi faaliyetlerine hız vermiştir. 1911 yılında Mekteb-i Sultani’de Osmanlıca öğretmenliği görevine getirilmiştir. Yine bu okulda felsefe ve edebiyat dersleri de vermiştir. 1921 yılında tatil için gittiği İsviçre’de hastalanarak hayatını kaybetmiştir.

***

İzmir İdâdîsi (1904) ve Mekteb-i Mülkiyye’den (1908) mezun olan Şehâbeddin Süleyman’ın ilk resmî vazifesi, Eylül 1908’de tayin edildiği Maarif Nezâreti İzmir Tedrîsât-ı İbtidâiyye kâtipliğidir. Aynı yılın sonunda Vefa İdâdîsi Fransızca muallimliği ve müdür muavinliğine getirildi. Fakat “ahlâksızlığı yayıcı” suçlamasıyla eleştirilen Çıkmaz Sokak adlı piyesi yüzünden görevinden uzaklaştırıldı (Mayıs 1910).

***

II. Meşrutiyet’in ilânı üzerine siyasetle ilgilenmeye başlayan Şehâbeddin Süleyman, öğretmenlikten uzaklaştırıldığı sıralarda İttihat ve Terakkî Fırkası’na karşı Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbâd) saflarında yer aldı ve bu grubun yayın organı durumundaki Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde siyasî yazılar yayımladı.

***

Muhalif tavrını aynı partinin yayın organı Yeni Ses ve Muâhede gazetelerinde başyazar olarak sürdürdü. Bu partinin çekirdeği olan Selâmet-i Umûmiyye Kulübü’nün de üyesiydi. On bir ay açıkta kaldıktan sonra Nisan 1911’de İstanbul Mekteb-i Sultânîsi lisân-ı Osmânî muallimliğine getirildi. 1914’te Dârülmuallimîn-i Âliye’de edebiyat ve Fransızca muallimliği yanında müdür muavinliği de yaptı. Şehâbeddin Süleyman 20 Mart 1909 tarihinde toplanan Fecr-i Âtî’nin öncü kurucularındandır, grubun ilke olarak benimsediği, “Sanat şahsî ve muhteremdir” sloganı da ona aittir.

***

(Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, s. 40). Bu grup içinde tiyatro, hikâye, fanteziye (mensur şiir) ve eleştiri yazılarıyla tanındı. Yeni Lisan hareketini takdir etmekle birlikte alışkanlıklarından dolayı ona katılamayacağını açıkladı. Batı edebiyatı akımlarıyla beslenip Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı dönemin şairlerindeki samimi söyleyişi esas alan Nâyîler adlı yeni bir edebî zümre oluşturmak istedi.

***

Dârü’t-temsîl-i Osmânî ve Yeni Tiyatro Cemiyeti gibi kuruluşların edebî heyetinde yer alan Şehâbeddin Süleyman’ın amatörce tiyatro oyunculuğu da vardır.

Hikâye, mensure ve piyeslerinde aşk, kıskançlık, ihanet, ihtiras, aile içi geçimsizlikler, çocuk sevgisi, sanat ve meslek gayreti, siyasî çekişmeler, istibdat, taassup, aydın-halk-yönetici anlaşmazlığı, nesil ve kültür farklılıklarının doğurduğu sorunlar gibi temaları işledi. Şehâbeddin Süleyman, aynı zamanda Türkiye’de modern anlamdaki edebiyat tarihi çalışmalarının kurucusu sayılır.

***

Son resmî vazifesi 1915’te tayin edildiği Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde edebiyat ve İstanbul Sultânîsi’nde edebiyat ve felsefe öğretmenliğidir. Bu sırada sağlığı bozulan yazar basın hayatından çekilmiş gibiydi. Tedavi için gittiği İsviçre’nin Davos-Platz kasabasında İspanyol gribinden öldü ve oraya defnedildi (Ocak 1919).