Allah’ın bize bahşettiği bütün gün, gece, ay ve yıl yani zaman mefhumu değerli ve kıymetlidir. Allah indinde değersiz ve uğursuz bir zaman dilimi yoktur. Ancak bu zaman mefhumu içerisinde daha hayırlı ve bereketli zaman dilimleri vardır. Cuma gününün diğer günlerden, kadir gecesinin diğer gecelerden, ramazan ayının diğer aylardan daha hayırlı olması gibi.

Ancak değersiz ve uğursuz bir zaman dilimi yoktur. Bu anlamda halk arasında var olan kameri ya da hicri aylardan olan safer ayının uğursuz ve belaların çokça olduğu inancı dinen doğru bir inanç değildir.

Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklinde bir anlayış cahiliye dönemine ait olup, dinimizde yeri yoktur.

Dolayısıyla böyle bir anlayış hurafedir. Şöyle ki bu ayın diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Hz. Peygamber böyle bir anlayışı reddetmiştir. Nitekim bir hadisi şerifinde, “sefer ayında uğursuzluk yoktur” (Müslim, “Selâm”, 102) buyurmuştur. Buna göre Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bu inanç cahiliye hurafesidir.

Seyyidü’l-istiğfar duası nedir?

İstiğfar, işlenilen günahlardan ve hatalardan dolayı Allah’tan af ve mağfiret niyaz etmek demektir. seyyidü’l-istiğfar duası, istiğfârın en güzeli anlamına gelmektedir.

Kur’an-ı Kerîm’de işledikleri kötülüklerden pişman olup tövbe-istiğfarda bulunanlar övülmektedir. Nitekim bu hususta mealen şöyle buyrulmaktadır: “Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân, 135).

Kur’an-ı Kerim’de, “istiğfar duası” adında özel bir dua yoktur. Ancak içeriği bakımından “istiğfar” anlamı taşıyan pek çok dua vardır.

Ancak Hz. Peygamber’in seyyidü’l-istiğfar duası vardır. Hz. Peygamber’in “seyyidü’l-istiğfâr” (istiğfârın en güzeli) diye nitelediği dua şöyledir: “Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum; gücüm yettiği kadarıyla senin ahdin ve va’din üzere bulunuyorum. Yaptığım fenalıkların şerrinden sana sığınırım. Üzerimde olan nimetlerini itiraf ederim; günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka hiçbir kimse günahları bağışlamaz.” (Buhârî, Daevât, 2).

Seccade serili kaldığında şeytan üzerinde namaz kılar mı?

Halk arasında seccade yerde serili kaldığı zaman şeytan o seccadenin üzerinde namaz kılar onun için seccadeyi açık bırakmamak lazım inancı vardır. Ancak şunu bilmemiz gerekir ki böyle bir inancın İslamiyet’te yeri yoktur. Şeytanın namaz kılması diye bir durum söz konusu değildir. Çünkü şeytan namaz kılmaz, ibadet etmez. Bu düşünce bir hurafeden başka bir şey değildir.

Ancak seccadenin üzerinde namaz kılındığı için temiz olması gerekir. Bu sebepten üzerine basılmasın, kirlenmesin diye normal sergilerden ayrı olduğu anlaşılsın diye namazdan sonra katlanarak kaldırılması gerekir.

Günün Ayeti:

Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.”

Zümer, 39/53.

Günün Hadisi

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın.

Tirmizî, “Birr”, 55.

Günün Sözü

Müslümanlık görünmek değil, olmaktır.

(Aliya İzzetbegoviç)

Günün Duası

Ya rabbi bugün beni günah işlemekten koru.

Bunları biliyor muyuz?

Fasık nedir?

İmanı olmakla beraber Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.

Günün Nüktesi

Gönül meyvesini mi kopardınız?

Ebû Musa tarafından naklediliyor: “Resûlullah şöyle buyurmuştur:

Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:

- Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız, buyurur. Melekler:

- Evet, derler. Allah Teâlâ:

- Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız, buyurur. Melekler:

- Evet, derler. Allah Teâlâ:

- Peki, kulum ne dedi? buyurur. Melekler:

- Sana hamdetti ve ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ diye istircâda bulundu, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

- O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun! buyurur.” (Tirmizi, Cenaiz 36)