Otizmli çocukların okula kabul edilmemesi, veliler tarafından istenmemesi, gölge öğretmen ve kaynaştırma hakkının ihlali gibi sorunlar bu yıl da tekrarlandı. Her eylül ayında aynı sendromu yaşadıklarını belirten Baş, ayrımcılıkla karşılaşan ailelerden çok sayıda telefon aldıklarını söyledi

ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Yeni eğitim yılının başlamasıyla öğrenciler okul sıralarındaki yerlerini alırken, otizmli çocuklar ve aileleri için eğitim hayatının her aşaması sonu gelmez bir çileye dönüşmeye devam ediyor. Otizmli çocukların okullara kabul edilmemesi, diğer öğrenci velileri tarafından istenmemesi, yönetmeliğe rağmen gölge öğretmenlerin sınıfa alınmaması ve kaynaştırma hakkının ihlali gibi sorunlar bu yıl da tekrarlandı. Her yıl eylül ayında aynı sendromu yaşadıklarını belirten İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlksen Dinçer Baş, eğitim hakkıyla ilgili ayrımcılık yaşayan ailelerden her gün çok sayıda telefon aldıklarını söyledi.

Efsane ‘hayat karartan’ kampanyalar Efsane ‘hayat karartan’ kampanyalar

BU YILDA DİĞERLERİ GİBİ!

Otizmli çocukların eğitim hakkının, okul idaresi, öğretmenler ve veliler tarafından görmezden gelindiğini vurgulayan Baş, “Her Eylül ayında yaşadığımız sorunlar bu yıl da devam ediyor. Müdürler kendilerine tebliğ edilmiş resmi yazıları görmezden geliyor. Öğretmenler, ‘Otizmli öğrenci benim sınıfıma gelmesin de kime giderse gitsin’ diyerek başından atıyor. Veliler, kendi çocukları ile otizmli çocuklarının aynı sınıfta olmasını istemediklerini okul yönetimine bildirebiliyor ve üstelik okul idaresi onları haklı buluyor. Bunların hepsi suçtur. Anayasanın 42. Maddesinin ihlalidir. Sadece otizmliler değil, engelli çocuklar açıkça negatif ayrımcılığa uğramaktadır” dedi.

TELEFONLAR SUSMUYOR

Ailelerden hak ihlallerine dair her gün çok sayıda telefon aldıklarını dile getiren Baş, “Okullar açıldığında, anne babalar mahallesindeki okula çocuğunu götürür, sınıfına uğurlar. Bu sıradan, herkesin böylece yaşadığı sanılan durum, bizler için ulaşılması gereken bir amaçtır. Çocuğumuzun sınıf kaydı için önce müdürü, sonra onu sınıfına kabul edecek öğretmeni ikna etmek, ardından kolaylaştırıcı kişi (gölge öğretmen) ile sınıfa girebileceğimizi resmi evraklar üzerinden kanıtlamak zorundayız. Çocuk eğer tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi değil de özel eğitime ihtiyaç duyuyorsa, o koca okulların içinde bir sınıf açtırma hakkımızı kullanmak gerçek bir savaşa dönüşmektedir. Geçen sene bir müdür az kalsın öğrencimizi okul bahçesinde konteynırın içine koyacak, orada sınıf açacaktı. Otizm ve aslında tüm engelli gruplar, becerilerini artırabilmek için sosyalleşmek zorundadır. Otizm Eylem Planı’nda bu sorunların nasıl çözüleceği ele alınmıştır. Hiçbir şey yok ise artık internet gibi açık kaynaklardan dünyadaki tüm iyi uygulamaları takip etmek ülkemize uyarlamak mümkündür. Bunun için niyet, çalışma ve sivil toplumla diyalog yeterlidir. 2016 yılında dönemin başbakanı konuyla ilgileneceğine toplum önünde söz verdiği halde, bir arpa boyu dahi yol kat edilememiştir. Özellikle ifade etmeliyim ki MEB, her sorunu ve nasıl çözülmesi gerektiğini sivil toplumdan sunulan raporlar ve temaslar yoluyla bildikleri halde ısrarla icraata yanaşmamaktadır” ifadelerini kullandı.

HAKLARINI BİLMELERİ GEREK

Ailelerin bu süreçte nasıl bir yol izlemesi gerektiğini anlatan Baş, şu tavsiyelerde bulundu: Öncelikle haklarını bilmeleri gerek. Sonra bu hakları savunmayı istemeliler. Haklarını savunmak kavga dövüş demek değildir. Tam tersi, serinkanlılıkla ve dirayetle, hukuki haklarınızı gözler önüne sermek, mevcut resmi yazıları ve yönetmelikler ve anayasanın 42. maddesini arkanıza alıp çocuğunuzun eğitim hakkını savunmak durumundasınız. Kamu otoritesinin görevi sizin ihtiyacınızı karşılamaktır. Eğer bu sağlanmıyor ise hiç zaman kaybetmeden, Okul Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim, İl Milli Eğitim ve ona bağlı Özel Eğitim Şube Müdürlüğüne otizmli çocuğunuzun yaşadığı hak ihlallerini yazıp dilekçe haline getiriniz. Bu dilekçelerin mutlaka bir kopyası sizde olsun. Dilekçenizi teslim ettiğiniz tüm kurumlardan mutlaka resmi kayıt numarası alın ve derneğimize o numara ile başvurun.”

GÖLGE ÖĞRETMENLER SINIFA ALINMIYOR

Özel çocuklara okul yıllarında rehberlik eden, öğrencilerin akademik, sosyal ve öz bakım becerilerini okul ortamında desteklemesini sağlayan ‘gölge öğretmen’ olarak adlandırılan kolaylaştırıcı kişilerin yönetmeliğe rağmen bazı okul yönetici tarafından sınıfa kabul edilmediğini söyleyen Baş, “Bu görevi yapacak nitelikte kişiler çok zor bulunduğu için veya bulunsa bile çok yüksek ücretler talep ettiği için, çocuğunun başında sınıfa girmek durumunda kalan kişi bir veli yani çocuğun ‘annesi’ olmaktadır. Resmi talimatlarla bunun izni de verilmiştir. Özellikle birinci sınıfta ve ilkokulda fazlasıyla ihtiyaç duyulan kolaylaştırıcı kişinin görevi, sınıf öğretmeninin görevini üstlenmek değil, iletişim zorluklarına ön almaktır. Tüm bunlardan bihaber okul yönetimi, kendi öğretmenlerini de yanlış yönlendirmekte ve çocuğun üstün yararına uymayan her türlü davranışı mesleklerinin ilkelerine karşı durma pahasına sergilemektedirler. İşin aslı annelerden, devletimizin sunmakla yükümlü olduğu tüm eğitim faaliyetlerini icra etmesi beklenmektedir. Bu yardımsız, yalnız bırakılmış, dışlanmış, ayrımcılığa uğramış hayatı anneler ve çocukları yaşarken, MEB bütçelerinde engellilere ayrılmış, çözüme imkan verecek tek bir kalem dahi gösterilmemektedir. İşte anneler bu bilinçle, okul müdürlerini ve öğretmenleri göreve davet etmelidirler. Çünkü insanın eğitim süreci, birey engelli olsun veya olmasın, tek başına altından kalkılabilir boyutta asla değildir. Mevcut sistemimizin içinde, engelli öğrenciler ya yerinde saymakta veya çok büyük zorluklara katlanılarak gelişme göstermekte, anneler ise fiziksel ve zihinsel sağlıklarını kaybetme noktasına gelmektedir. Bunların hepsi açık birer hak ihlalidir” açıklamasını yaptı.