Ben hayatımda ilk kez bu kadar empati kuramadım. Ne ölen yavrucağın ailesinin yerine koyabildim kendimi, ne de öldürenin.

***

Mersin’deki olaydan bahsediyorum. Hani şu 12 (on iki) yaşında bir kız çocuğunun 12 (on iki) yaşındaki başka bir kız çocuğunu önce hortumla dövmek suretiyle bıçaklayarak öldürmesinden. Uzun zamandır ilk kez bu kadar kanım dondu ve bu kadar çok üzüldüm. Alıştık çünkü artık her şeye, alıştırıldık ya da. Ama bu biraz ağır oldu. Hangisine şok olacağımı şaşırdım. Bunu planlayıp yanında bıçak taşımasına mı, önce hortumla dövmesine mi, bu olayın okulda olmasına mı, bu çocuğun bu yaşta bu kadar nefret dolu olabilmesine mi?

***

Bu olayda hepimizin suçlu olduğunu düşünüyorum. Biz öğrettik bu çocuklara nefreti, ötekileştirmeyi, şiddeti. Kıyaslaya kıyaslaya birbirine düşürdük o çiçek gibi çocukları. Başarısız olanı, hata yapanı evladımız olsa sevmedik. Çünkü biz hayatımızda hep başarılı olduk, hiç hata yapmadık.

***

Bu satırları yazarken bile cenaze törenini hayal ettim. Çok acı. Üzerine tez yazılabilecek kadar büyük bir dram.

***

Önce Konya’daki o vahşet, sonrasında bu olay ülkenin fotoğrafını çekti aslında bize. Psiko-sosyal anlamda düğmeye basılması gerektiğini gösterdi. Dört şeritli yoldan, köprüden, millet bahçelerinden daha acil ihtiyaçlarımız olduğunu bas bas bağırdı yüzümüze. Umarım yetkililer, yöneticiler artık kim varsa gerekli mesajları almışlardır ve gereğini yaparlar.