İlkokul öğretmenimi çok iyi hatırlıyorum. Katı, soğuk bir adamdı Salih öğretmen. "Çiçek olun" dediği an kollarımızı birleştirip çıt çıkarmadan otururduk. İstersek oturmayalım...

İstersek oturmayalım derken, öyle dayak falan ya da herhangi bir şiddet göstereceğinden değil, kötü bir bakış atılmasından, ismimizin zikredilmesinden, kötü söz işitmekten korkardık. Hem ailemiz hem öğretmenimiz utanmayı, saygıyı öğretmişlerdi çünkü bize. Etimiz öğretmenimizin kemiğimiz ailemizindi. Öyle derlerdi, bi yanlışı olursa eti senin kemiği benim hocam. Böyle bir yetki verildiği için korkardık öğretmenimizden. Şimdi baş edilemeyen şımarık çocukları görünce anlıyorum o korkunun ne kadar kıymetli olduğunu.

Şimdi artık öğretmenin sana dokunursa hemen gel bize söyle, biri bir şey derse hemen cevabını ver, öğretmenin bağırırsa yetkililere koş, biri sana vurursa sen ona iki vur kendini ezdirme devrindeyiz. O kadar acı bir devir ki, haklı haksız, suçlu suçsuz hepsi birbirine girmiş durumda. Öğrencisine yardım etmek isterken tacizci oluyor öğretmen, sessiz saygılı durduğu için zavallı bulunup taciz ediliyor öğrenci...

Anaokulu öğretmeni bir arkadaşım anlatmıştı, bir öğrencim altına ıslattı. Korkumdan bir kıyafet bulup üzerini değiştiremedim, çocuk saatlerce öyle ailesinin gelmesini bekledi. 30 yaşındaki genç bir kadın öğretmen, 4 yaşındaki kız çocuğunun üzerini değiştirmekten korkuyor, öğretmenim bana dokundu der de soruşturma geçiririm diye. Ne acı…

Veliler toplantısı olurdu heyecanlanırdık biz veya anne babamız yarın bi okula uğrayayım bakayım ne var ne yokmuş derdi bi tırsardık. Öğretmenin de velinin de hatta öğrenci olmanın bile bi önemi bi saygınlığı vardı. Şimdi maşallah sabah akşam WhatsApp gruplarından herkese her an ulaşmak mümkün. Tabi ki teknoloji çağındayız bunlar olağan ama ben bazı sınırların aşıldığını gözlemliyorum.

Velilerin bunca müdahalesine bu kadar her şeyi bilmesine rağmen başarılı öğrenci sayısı da artmıyor. Ortalık başarısız, saygısız, sevgisiz, depresif, geleneklerden uzak ama son derece özgüveni yüksek, her şeye hemen cevap veren, kendini ezdirmeyen, aklı olmayıp fikri olan çocuklarla gençlerle dolu. Eti senin kemiği benim sistemde de herkes başarılı değildi ama saygısız, şımarık olan çok azdı. Etimiz kemiğimiz paylaşılmasına rağmen Zaten başarı, başarmak kapasite ve bireysel çabayla alakalı daha çok. 

Diyeceksiniz ki şimdiki öğretmenler de eski öğretmenler gibi değil. Yüzde yüz katılıyor, burada bir neden sonuç ilişkisi olduğunu düşünüyorum.

Ben bu yazıyla bir farkındalık oluşturmak istedim. Teknoloji çağında olduğumuzun ve her şeyin eskisi gibi olmayacağının farkındayım ama öğretmenlerimize öğretmen olduklarını, öğrencilerimize de öğrenci olduklarını hissettirirsek her şey daha iyi olurmuş gibi düşünüyorum.

Neyse...

2 gün önce öğretmenler günüydü...İLKSES Gazetesi adına ve kendi adıma, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve şehit öğretmenlerimiz başta olmak üzere, tüm öğretmenlerimizin ve öğretmen adaylarının öğretmenler gününü kutluyor, her şeyin diledikleri gibi olmasını diliyorum..