Reklamın iyisi kötüsü oluyormuş arkadaşlar geçen hafta bunu öğrendik ünlü kasabımız Nusret Bey sayesinde..
      Bildiğimiz gibi geçen hafta dünya kupası finali oynandı. Messi mi Ronaldo mu derken Messi kupayı aldı ve son noktayı koydu maalesef. (Maalesef dedim çünkü ben Ronaldo'cuyum;)) Doğal olarak günlerce Messi'yi gördük, Messi'yi konuştuk heryerde. Bir de doğal olmayarak konuşulan, günlerce gündem olan biri vardı ki o da bizim kasap Nusret.. Messi'ye yapışıp darlamasıyla, Arjantin'in kupasıyla boy boy fotoğraflar çektirmesiyle ve hatta kupayı tokatlamasıyla yerin dibine soktu kendini ve hatta bizi. Kimse anlam veremedi O'nun neden orda olduğuna. FIFA da anlamamış olacak ki, sahaya girmesinin uygun olmadığı ve izinsiz sahaya girdiği gerekçesiyle inceleme başlatmış bizim salt bae Nusret'e.. Ve daha da reizili şu: Amerika, ülkelerinde düzenlenecek bir futbol turnuvasına girişini yasakladı Nusret'in..
Normalde çok saygı duyulması gereken bir başarı öyküsü aslında. Ki çoğumuz da duyuyorduk. Kasap reyonundan çıkıp ultra lüks bir restaurantlar zinciri sahibi olup, bir marka haline gelmek, dünyaca tanınan bir şef olmak, hem güzel hikâye hem de takdir edilesi bir başarı. Zira biz bu marka yönetimi olayını yapamıyoruz galiba, şımarıyoruz. Aslında şımarması da normal ama dünya kupası törenine de atlamazsın be kardeşim. Sen kimsin derler adama. Ha bize çok malzeme çıktı çok güldük çok eğlendik o ayrı. Ama dünya genelinde yapılan makaralarda TÜRK kasap diye bahsedilmesi üzücü tabi.
     Herşeyi bil ama en çok haddini bil diyen boşuna dememiş. Had bilmek çok önemli. Arjantin Devlet Başkanı'nın bile oturup evinden izlediği bir şöleni avantaja çevirip şov yapma meselâ. O kadar şov yapmak istiyorsan, lüks teknelerde buluştuğunuzda Türk futbolculara yanlış yerlerde koştuklarını hatırlat. Siyaseti, lüks araba ticaretini, sürekli magazine düşmeyi bırakıp top oynayıp, TÜRK milli takımı olarak kupa alsınlar, sen de çık ünlü bir TÜRK olarak yap şovunu. Milletin kupasına salça olma...
Hepinize iyi bir haftasonu diliyorum..