Sevgili okurlar bu hafta sizlere Nihilizm felsefesini anlatmaya çalışacağım. Biliyorsunuz ki bu düşünce biçimi, felsefede oldukça önemli yer tutan, insanın hayata bakış açısını değiştiren birl düşünce biçimi. Şimdi gelin bu kavramla ilgili bilgileri sıralayalım. Bilgileri Wikipedia kaynağından derledim. Nihilizm, hiççilik ya da yokçuluk; Latincede ‘hiç’ anlamına gelen nihil sözcüğünden türetilen Nihilizm, günümüzde birçok spesifik alt dala ayrılmakla beraber, en popüler tanımıyla; her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu savunan felsefi görüştür. Nihilistler Tanrı’nın varlığını, iradenin özgürlüğünü, bilginin imkânını, ahlakı ve tarihin mutlu sonunu reddederler. 19. yüzyıl ortalarında Rusya’da, özellikle genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen ve bu nedenle kendine büyük felsefi akımlar arasında yer edinen bir felsefi yaklaşımdır. Nihilizm; bilgi felsefesi, ahlak ve siyaset alanında kabul görmüştür. Ve yine nihilizm, her şeyi, her gerçeği ve değerleri reddetme şeklinde ortaya çıkmıştır.

Nihilizm; her türlü bilgi imkânını reddeder ve hiçbir doğru, genel geçer (Toplum tarafından kabul edilen, hemen herkesçe benimsenen) bilginin olamayacağını savunur. Varlığı her şekliyle şüphe ile karşılar ve hatta yok sayar. Nihilizm temelde estetizmin bütün biçimlerini reddeder. Toplumsal bilimleri ve klasik felsefe sistemlerini bütünüyle reddeder. Yalın olgucu (pozitivist) ve maddeci bir tutumla yerleşik toplumsal düzene baş kaldırmayı temsil eder, devlet, din ya da aile otoritesine karşı çıkar. Yalnızca bilimsel doğruları temel aldığı düşünülse de, bilimin toplumsal sorunlarının üstesinden gelemeyeceğini kabul eder. Tüm bunlara rağmen, J. Grenier’e göre Nietzsche asla bir nihilist olmamıştır. “Güç İstenci” adlı kitabında belirttiği üzere Nietzsche, Nihilizm’i sonuna kadar yaşamış ve onu aşmıştır. Nihilizm’in aşılması gereken bir şey olduğunu savunur. Peki, Nihilizm nasıl aşılır? Bu soruya verdiği cevap şöyledir: “Bizler doğadaki tüm ahlakı reddetmiyoruz, ahlakın evrensel olduğunu iddiasını reddediyoruz ve bir ahlak kuralını reddederken veya kabul ederken onun hayatı geliştirici mi yoksa engelleyici mi olduğuna bakıyoruz.”

Nietzsche köle ve üstinsan ahlakı olarak iki ahlaktan bahseder. Ona göre toplumdaki tüm bireylerin var oluş nedeni “üst-insan”a ulaşmak ve onun amaçlarına hizmet etmektir. O zaman Nihilizm “kölelerin ahlakı” olarak belirir; köleler, gerçek yaşamdaki güçsüzlüklerini unutmak için, bir ideale veya bir kurmaca Tanrı’ya gerek duyarlar. Hiçlik istemi olan nihilizm, idealist bir yadsıma mantığından kaynaklanır; yaşamı, sanat aracılığıyla, “özgür düşünce” olarak doğrulayacağına, bilinç adına yadsır. Heidegger ise Nihilizm’i Batı Düşüncesi’ni oluşturan öğelerden biri olarak görür. Bu görüş, değeri ve “var olan”ı tanımlamak için gerçekte, varlık sorusunu sormayı kendine yasaklar. Gorgias ise nihilizmin agnostik yönüne vurgu yaparak “Hiçbir şey var değildir, var olsa da bilinmez, bilinse de başkalarına aktarılamaz” demiştir. Nihilizmin öncülerinden biri olan Emil Cioran ise bu fikirlerden farklı bir şekilde görüşler ortaya koymuştur. Nihilizim evrensel ahlakı reddetmekle beraber özgür iradeyi savunur. Nihilizmin şu biçimleri vardır: 1- (Kuramsal alanda) Her türlü bilgi olanağını yadsıyan, sorunsal olmayan ve kendisinden kuşkulanılmayan hiçbir şeyin olmadığını öne süren görüş (= eleştirici ve kuşkucu hiççilik). 2- (Ahlâki alanda) Ahlak kurallarını ve değerlerini tanımayan görüş. 3- (Siyasal alanda) a. Yeni bir toplum düzeni kurmak isteğiyle eski, yerleşik düzeni bütünüyle yadsıyan görüş. b. Her türlü siyasal düzeni yadsıyan, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş; bu biçimi salt (mutlak) bireycilikle (ferdiyetçilik, individüalizm) birleşir.

Öte yandan şu ek bilgiyi de eklemek isterim. Nietzsche, 3 Ocak 1889’da zihinsel bir çöküş yaşadı. Torino sokaklarında toplumsal kargaşa çıkardığı için etraftaki iki polis onun yanına geldi. Gerçekte orada tam olarak ne olduğu bilinmiyor fakat Nietzsche’nin ölümünden sonra ortaya çıkan hikâyeler, Nietzsche’nin Piazza Carlo Alberto çıkışında bir atın kırbaçlanmasını görmesi üzerine atı korumak için ona koşup boynuna sarıldığı ve sonra yere yığıldığı üzerinedir. Bunu takip eden günlerde Nietzsche, Wahnbriefe “Delilik Mektupları” olarak bilinen kısa yazıları yazıp Cosima Wagner ve Jacob Burckhardt gibi birkaç arkadaşına gönderdi. Yazıların çoğu “Dionysos”, bazıları da “der Gekreuzigte” yani “çarmıha gerilmiş olan” olarak imzalanmıştı.