Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, istediği oyu alamayınca seçim stratejisi tartışmaya açıldı.

Milliyetçi ve Atatürkçü kanadın dışlanması, oy olarak çok az katkısı olan 4 partiye etkisinden daha fazla vekil verilmesi, seçimde suya sabuna dokunmayan ‘baharlar gelecek’ reklam kampanyasının etkisizliği, AK Parti’nin Millet İttifakı’nı terörle ilişkilendiren söylemlerine etkin cevap verilememesi gibi şeyler üzerinde Kılıçdaroğlu eleştirilmeye devam ediliyor.

Ne yazık ki 80 milyonluk ülke adeta tek koroya mahrum oldu.

O dönem popülerleşen her söylem herkesin düşüncesi oluveriyor.

Seçim öncesi bunları hiç dile getirmeyen hatta bu seçim stratejisini dahiyane bulanlar bir anda bu söylemlere başladı.

Politik-gerçekçi analiz yapan kişi sayısı ne yazık ki çok azaldı.

Farklı şeyleri söyleyenler ise anında linç ediliyor.

Her iki tarafın da ortak söylemlerinin dışında başka bir şey duymaya tahammülü yok.

Oysaki Kılıçdaroğlu’nun yeterli oyu neden alamadığı gerçeğini herkes yine kaçırıyor.

Yukarıdaki söylenen gerekçelerin muhakkak etkisi olmuştur ama seçimin sonucunu net olarak değiştireceği de söylenemez.

Çünkü bizim siyaset sosyolojimiz ilkeler üzerinden değil bireyler üzerinden ilerlemiştir.

O yüzden ısrarla Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a kaybedeceğini dile getirdim.

İkisi arasında 100 seçim olsun 99’unu Erdoğan kazanır.

Çünkü bizde halk ne söylendiğine değil kimin söylediğine bakıyor.

Hafızası zayıf bir millet olduğumuz için tekrar hatırlatayım.

Erdoğan, ilk yıllarında Annan Planı’nı destekleyerek KKTC’nin Türkiye’den kopmasına neden olacaktı.

Neyse ki Rumlar referandumda hayır verdi.

Bugün Erdoğan KKTC siyasi tutumunda tam tersini izliyor.

Seçmenleri her iki tavrını da desteklemişti.

Yine Erdoğan, Libya’nın işgaline destek veren ilk liderlerden biriydi.

Bugün ise Libya’ya askerlerimiz bu ülkeyi korumak için gidiyor.

Kürt açılımı adı altında PKK’lı teröristler dağdan davul zurnayla indirilerek çadır mahkemelerinde serbest bırakılıp otobüs üstünde şehir turu atarken Erdoğan’ın seçmenleri alkış tutuyordu.

Aynı Erdoğan bu kez tersi propaganda ile karşımıza çıktığında yine aynı kişiler alkışlıyor.

Fetullah Gülen’e methiyeler düzülürken, ordu FETÖ’cüler tarafından kuşatılırken Erdoğan yine en yüksek oyu alan kişiydi.

Bugün de aynı seçmen yine Erdoğan’ı birinci yapıyor.

En son olarak Hüda-par ile ittifak içine girdiğinde diğer taraftaki HDP’yi ağır eleştiren seçmen Hüdapar’ı adeta barış elçisi gibi görüyor.

Yarın HÜDA PAR AK Parti’den koparsa aynı seçmen HDP konumuna onları anında düşürecektir.

Sonuç olarak Erdoğan’ın politikasına değil bizzat kendisine oy veriyor bu seçmen.

Kılıçdaroğlu, bugün televizyon karşısına geçip şunu şunu yapmalıydı diyenlerin dediklerini yapsaydı da yine seçimi kazanamazdı.

Ve ne yazık ki Kılıçdaroğlu, halktan güvenilir imajı elde edemedi.

Çünkü biz batılılaşmaya çalışan ama içinde doğuyu yaşatan bir milletiz.

Karizmatik, hitabeti etkin olan kişilere hemen kanıyoruz.

Kılıçdaroğlu’nda bu ikisinin olduğunu kim söyleyebilir.

İyi, dürüst, çalışkan olmak bu ülke için yeterli değil.

O yüzden CHP’nin sorunu lider sorunudur.

Kılıçdaroğlu gitmeden CHP, Erdoğan’ı yenemez.