BURCU YANAR/ÖZEL HABER

Bektaşilik, adını 13. yüzyıl Anadolu’sunun İslamlaştırılması sürecinde etkin faaliyet gösteren ve Hoca AhmedYesevi’nin öğretilerinin Anadolu’daki uygulayıcısı konumunda olan Hacı Bektaş-ı Veli’den alan, daha sonra ise 14. ila 15. yüzyıllarda Azerbaycan ve Anadolu’da yaygınlaşan Hurufilik akımının etkisiyle ibahilik, teslis (üçleme), tenasüh ve hulul anlayışlarının da bünyesine katılmasıyla 16. yüzyılın başlarında Balım Sultan tarafından kurumsallaştırılan, On İki İmam esasına yönelik sufi/tasavvufî tarikat olarak açıklanıyor. Pek çok inanç sisteminde olduğu gibi Bektaşilik’te de bilinmeyen, kıyıda köşede kalmış ve gün yüzüne çıkmayı bekleyen olaylar mevcut.

ATATÜRK DEVRİMLERİNİ KABUL ETMİŞLER

Yaklaşık 2018 yılından beri bu kitap için arşivleri toplamaya başladığını belirtenTarih Araştırmacısı Bedri Cumhur Doğu, kitabının insanları gerçekten insan olmaya davet eden kişilerin yaşadığı zorlukları anlattığını belirterek bu bilgilere nasıl ulaştığını dile getirdi.

Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiğini de aktaran Doğu, “Kıymetli Ozan Akbay, eşi Pınar hanım ile birlikte topladıkları arşivi bana teslim ettiler. Ben de bu arşive ek olarak diğer gazetelerdeki arşivleri ekledim.Kıymetli dostum Okan Kaya’nın destek ve emekleri ile kitabı tamamladık. Türkiye’de 1925 yılında çıkan bir kanuna istinaden Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Bu tekkelere ait olan tarikatlar da kapandı. Bu kapanmaya istinaden bizim de sevgi ve bağlılıkta bulunduğumuz Bektaşilik ve Bektaşiler bu kapatılma sürecinde neler yaptılar? Bunları ortaya çıkartmak bizi bu araştırmaya yöneltti. 1960’lı yıllara kadar Bektaşilerin neler yaptığı pek bilinmiyordu. Biz de 1960’lara kadar bu ülkedeki Bektaşiler nasıl bu yolu sürmeye devam ettiler, bu kanuna karşı bakış açıları nasıldı? Bunları araştırdık ve gördük ki 1925 yılının Eylül ayında İzmir’de Ali Ulvi Baba adında bir Bektaşi babası kanun henüz resmen uygulanmaya başlamadan 2 ay önce İzmir’de Hisar Camisi’nde bütün resmi Bektaşi kıyafetlerini çıkartıp eline de şapkasını alıp namazını orada kılarak sonra da şapkasını takarak buradan ayrılmış. Bunu gazete kupürlerinden öğrendik. Bu da şunu gösteriyor ki Bektaşiler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yapmış olduğu devrime henüz resmileşmeden dahi uymuştur” açıklamasında bulundu.

DEVLET DESTEKLİ BEKTAŞİLER…

1930’lara kadar ise Bektaşilerin dergahlarını kapattığını ancak öğretilerinden vazgeçmediklerini de aktaran Doğu, devlet destekli Bektaşilerin nasıl ortaya çıktığını da şu şekilde açıkladı: “Bektaşiler dergahlarını kapatmışlardı ama Bektaşilik’teki‘cem olma’ kültüründen vazgeçilemedi. Kendi evlerinde muhabbet sofrası dediğimiz sofralarını kurmaya devam ettiler. Bu kitapta bu sofralardaki baskınların yansımalarını aktarıyor diyebiliriz. Kitapta bizim bunu erken cumhuriyet dönemi olarak nitelendirmemizin sebebi 1925 yılından 1960’lara kadar olan dönemi kapsamasıdır. 1960’lardan sonra Bektaşiler zaten devlet destekli olarak fiiliyatta tekkelerini açtılar. Belirli organizasyonlar var ve bu organizasyonların başında dedebaba olmak üzere çeşitli dervişler biliniyor. Bizim erken cumhuriyet dönemini yazmamızdaki neden;bilinmeyen ve bahsedilmeyen olduğu içindi. Erken cumhuriyet döneminin daha öncesine giderek dergi ve mecmualardaki Bektaşilik’ten de gelecek kitaplarımda bahsetmek istiyorum. Bektaşiliği bilinmeyen ya da az bilinen yönleriyle aktarmaya devam edeceğiz.”