Birçok vitaminin kaynağı olan meyve suyu, Türkiye’nin ihracatta parlayan yıldızı oldu. 2020 yılında Türkiye’nin meyve suyu ihracat hacmi yüzde 25 civarında artarak 260 milyon dolardan 322 milyon dolara yükseldi. Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika, Türkiye’nin meyve suyu ihracat pazarlarında ilk sırada yer alırken, Türk meyve suyu sektörü yayılmacı yapısı ile dış pazarda ağını genişleterek ihracatçı konumunu güçlendiriyor. Yasal mevzuatlarının sıkılığı, tüketicinin bilinç düzeyi ve seçici yapısı ile zor girilen pazarların başında gelen Japonya ve Uzakdoğu pazarında yakalanan ivmenin çok önemli olduğunu söyleyen Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney, “Türk meyvesinin kendine has özelliklerini ileri üretim meyve işleme teknolojileri ve yüksek kalite parametreleri ile birleştiren sektör dünya tüketicisinin damak tadında yeni bir kulvar açıyor” dedi.

DIŞ TİCARET FAZLASI YÜZDE 95

Türk meyve suyu sektörünün her yıl ortalama yüzde 95 dış ticaret fazlası verdiğini vurgulayan Güney, “İç pazarda yarattığımız ticari hacmin yanı sıra ihracat tarafında yükselen bir başarı grafiğini sürdürülebilir kıldığımız bir gerçek. Bunun ötesinde dış ticaret dengesinde her yıl ortalama yüzde 95’e varan dış ticaret fazlasını sağladığımızı da vurgulamak isteriz. 2020 yılı özelinde bakarsak negatif ve pozitif yönde büyük değişimler yaşadık. Sağlık sektörünün bu süreçteki konumunun kritikliği hepimizce çok net. Tarım ve gıda sektörünün de kritikliği her zamankinden vurucu bir şekilde ortaya çıktı. Gıdanın ayrıcalıklı alt sektörlerinden biri olan meyve suyu endüstrisi özelinde bakarsak tarıma dayalı bir endüstri olarak sektör, süregelen disiplini, pozitifliği ve çevikliği ile dünya tüketici eğilimlerinin yanı sıra dünya rekabetinde şartları çok hızlı analiz ederek tedbirlerini aldı. İç pazarda ve dış pazarda doğru manevraları ile arz- talep dengesini yönetmeyi bilerek bu rekora ulaştı. Tedarik ve katma değer zincirinde herhangi bir kesintiye fırsat vermedi. Türk meyve suyu endüstrisinin ürünleri ile tüketiciye yıllardır sağladığı iki faydanın tüm dünyada beklendiği gibi kabul görmesi pozitif yansıdı” ifadelerini kullandı.

GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİMİZ VAR!

Tüketicinin, ambalajlı gıda ve beslenmeye yarar ürünler yönünden kullandığı satın alma tercihlerinin ürünleri ön plana taşıdığını dile getiren Güney, “Toprağımızın, suyumuzun, havamızın doğal nimetlerimizin gücüne inanan ve azimle sahip çıkan çiftçimizin ve sanayicimizin omuz omuza yürüttüğü iş birliği ve olmazsa olmazımız kamunun pozitif yaklaşımı geçmişte olduğu gibi bugün de hepimizi ihracatta başarıya taşıdı. Dünya ticaretinde ihracatçı ülke olarak söz sahibi olmak için ülke ürünlerinin dünya pazarının kabul edeceği sistemlerde kayıt altına alınmasının da önemi artıyor. Ticari gelişimde, yurt dışındaki mevzuatların ürünlerimize has teknik parametreleri, özellikleri gözeten bir şekilde yenilenmesi de önümüzü açacak hususlardan biri. Bu konuda MEYED olarak kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu.

SİYAH HAVUÇ VURGUSU!

Türkiye’nin meyve çeşitliliğinden yararlanmaya devam ettiklerini belirten Güney, yeni ürünlerden siyah havuca ayrı bir parantez açtı. Güney, şunları söyledi:”Dünyada elma, portakal ve üzüm suyu başı çekerken, Türkiye’de tüketicinin damak tadı şeftali, kayısı ve vişneden yana oluyor. Genel çerçeve ne olursa olsun çiftçimizle yerelde yürüttüğümüz yakın temas ile sürdürülebilir kırsal kalkınmada üzerimize düşeni gerçekleştirmeye gayretimiz baki. Türkiye’nin meyve çeşitliliğinden yararlanmaya devam edeceğiz. Güçlü olduğumuz ürünlerin gücünü pekiştirirken yeni meyvelerin gücünü de kullanacağız. Burada çok çarpıcı bir ürüne değinmek isteriz, siyah havuç. Siyah havuç konsantresi, genelde iki farklı alanda kullanılıyor. Bu alanlardan ilki gıda ve içecek üretiminde doğal renklendirici olarak kullanılması. Diğeri ise yüksek antioksidan özelliği ile meyve ve sebze sularında ana bileşen olarak kullanılması. Özellikle gelişmiş ülkelerde sentetik gıda renklendiricilerinin yasaklanmasından sonra doğal renklendirici olarak tercih edilen siyah havucun, Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya ihracat potansiyelinin katlanarak artması bekleniyor. Ayrıca yaban mersini suyu ise geçen seneye göre yüzde 40 artış gösteren ürünlerden biri.”

16 TON ÜRETİM!

Sürdürülebilir ticaretin önemine de değinen Güney, “Sanayinin kullandığı meyvelerin Türkiye’de toplam üretimi 16 milyon ton civarında bunun 1,3 milyon tonunu işliyoruz. İşlediğimiz meyveyi yarı mamul (konsantre, püre, püre-konsantre) veya mamul haline getirerek piyasaya sunuyoruz. Burada mamul yani Türk markası adı ile şişelenmiş meyve suyunun ihracatını artırmaya yönelik çabalar devam ediyor. Markalı ürün satabilmek, pazarda marka algısı ve güveni tesis etmek sürdürülebilir ticaretin temelinde yatar. Tüketiciye Türk meyve suyu (markası) ifadesini talep ettirtebilirseniz o ülkeye ihracatınızın artması veya çeşitlenmesi kaçınılmaz hale gelir. Üretimde hangi sene ne kadar meyve işleneceği çok farklı dinamiklere bağlı. Tarıma dayalı endüstrilerde her şeyin başı rekolte. Yani hem sizin ülkenizdeki rekolte hem de rekabet içinde olduğunuz diğer ülkelerdeki rekoltenin durumu arzı etkiliyor” ifadelerine yer verdi.