Halkın sıkıntılarını paylaşanlar Ozan, acılarını hissedenler Derviş, sorunlarını dile getirenler şair olur. Toplumları kuşaklar boyu motive eden etkenleri bu eksen çerçevesinde sıralayabiliriz. Sorunlar bizler doğmazdan evvel vardı, hayata gözlerimizi açtıktan sonrasında da sürdü, bizler hayata veda ettikten sonra da devam edecek. Önemli olan toplumların bağrında yetişen, âkil, kanaat önderi, aktivist, bilim ve ilim insanının her türlü sorunla baş etme becerisini elde edebilmeleridir.

Nitekim, Kimileri duyguları, kimileri mantık ve çabası ile çıkış yolu bulmaları her dönem için hayati önem taşıdı. Kimi bilim insanı karanlıkta kalan bir yığın çelişki yumağını gün ışığına çıkararak adını ebedileştirdi, kimi bilim insanı canını idealleri uğruna ödediği bedelle kendi varlığını ölümsüzleştirdi. Bu uğurda yolumuzu aydınlatan değerleri anarak yad ederken, bizlere bıraktıkları mirasın; ilham kaynağı olması gereği inancını temenni ederim. Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında bilginlerin sultanı unvanını almış olan, Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Mevlâna’nın âleme ve varlıklara dikkatli bir bakışı vardır. Bu yüzden hemen her şey onun şiirlerine konu olmuştur. Eserlerinde daha çok tasavvuftan ilgili konular üzerinde durur. Tasavvufun temel noktası olan vahdet-i vücud (varlığın birliği) ve ilahi aşk konularını geniş olarak ele alır. Şiirlerinin şekline ve sanat yönüne fazla önem vermediği görülen Mevlâna’nın terci-i bendinin bentlerindeki beyit sayıları birbirinden farklıdır. Kendine özgü buluş ve anlatımı ile dikkat çeken Mevlâna, şiirlerini özünden ve hissederek söyler.

O dönemin edebi geleneğinden farklı olarak konuları serbest bir şekilde işlemiştir. Farsça yazmakla birlikte şiirinde Türk zevki hemen kendini gösterir. Bazı gazelleri, musammat gazel örnekleri olarak karşımıza çıkar. Mısraların ortada ve sonda kafiyelenerek bir beytin dört mısra haline getirilmesi de Mevlâna ile başlamıştır. Bu durum daha sonraki şairlerde özellikle Yunus Emre ve Nesimi’de yaygın şekilde kendini gösterecek ve Türk şiirinin eski Türkçeden gelen bir görünümü olacaktır. Bizzat Mevlâna eserlerinde Senai ve Attar’ı anmakta ve onlardan beyitler ve görüşler aktarmaktadır. Mevlâna’nın bütün eserlerindeki ana fikir ve bakış tarzı hemen hemen aynıdır denebilir. Devam edecek. Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimle kalın sağlıcakla.