banner18

banner19

23.10.2021, 11:30

Macaristan ve Polonya Avrupa Birliği’nden Çıkar mı?

Hangisi İyi, Sofrada mı Olmak, Menüde mi?

İngiltere’den sonra şimdi de Polonya ile Macaristan’ın Avrupa Birliği’nden (AB) çıkıp çıkmayacağı tartışılmaya başlandı. Her fırsatta “Brüksel’in sultasına” karşı çıkan, geçmişte yaşadıkları Sovyet baskısından sonra tepelerinde yeni bir patron istemediklerini dile getiren bu ülkeler, bazı yetkilerini AB ile paylaşmaya yanaşmıyorlar. Ama bir yandan da AB’den yıllardır hayli yüksek mali kaynaklar elde ediyorlar. AB ise bu ülkelerin yaklaşımının üye olurken girdikleri taahhütlere aykırı olduğunu ve Avrupa değerleriyle bağdaşmadığını ileri sürüyor, verilecek mali destekleri belirli şartlara bağlamaya hazırlanıyor.

Hemen söyleyelim, AB’den ayrılan tuzu kuru İngiltere’nin aksine, bu iki ülkenin cömert AB yardımlarını bir kenara bırakarak AB’den çıkacaklarını söylemek bu aşamada pek gerçekçi görünmüyor. Ancak egemenlik hakları ve bağımsızlıkları konusunda titizlenmelerini haklı gösterebilecek tarihsel nedenler de akla gelmiyor değil: Polonya 1795’te Rusya, Avusturya ve Prusya arasında paylaşılarak yüz yılı aşkın bir süre haritadan silinmişti. (O dönemde Osmanlı Devleti, Polonyalılar üzerinde bugün hâlâ anımsanan olumlu izler bırakan bir tutumla, Polonya’yı -eski adıyla Lehistan’ı- tanımaya devam etmişti. Padişah yabancı diplomatları kabul ettiğinde hep Lehistan Elçisini sorar, Sadrazam herkesin duyacağı şekilde, “Leh Elçisi yolda” dermiş.) İkinci Dünya Savaşı da Hitler’in Polonya’ya saldırmasıyla başlamıştı. Polonyalılar 1980’lerde “Dayanışma Sendikası” hareketiyle Moskova’ya karşı da önemli bir direniş göstermişlerdi. O dönemde Polonyalıların Rusya konusundaki duygularını dile getiren yaygın bir fıkra vardı: İdama mahkum edilen Polonyalı bir muhalife hakim son arzusunu sorar. Muhalif son arzusunun Çin’in Polonya’yı işgal etmesi olduğunu söyler. Hakim nedenini sorunca muhalif, “Çin’in Rusya üzerinden geçmesi gerekecek de ondan” der.

Benzer bir durum Macaristan için de geçerliydi. Macarlar Birinci Dünya Savaşına imparatorluk olarak girip,1919’da Trianon Antlaşmasıyla topraklarının üçte ikisini kaybederek çıkmışlardı. Bugün Macarlar ülkelerinin “küçülmüş” olduğunu düşünüyor. Romanya, Sırbistan, Slovakya ve Ukrayna’da binlerce Macar yaşıyor. Dış politikalarında irredentist izlere rastlamak mümkün.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Batı’da “otoriter eğilimli, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığı tartışılan, siyasette ‘illiberal’çizgide” bir lider olmakla eleştiriliyor. 1980 sonlarında Macaristan’dan Rus askerlerinin çıkarılması için çalışan Fidesz (Yurttaşlar Birliği) hareketi içinde siyasete başlayan Orban’ı, Budapeşte’de dört yıllık görevim sırasında yakından tanıdığımı söyleyebilirim. Onu en çok, dinleyenleri gülmekten kırıp geçiren esprileriyle hatırlıyorum. Orban, önderlik vasıfları belirgin, hızlı karar alabilen, zeki, dışarıdan göründüğünün aksine kibirli olmayan, etkileyici hitabet gücüne sahip, İngilizceyi rahat ve düzgün kullanabilen bir siyasetçiydi. Muhalefetin bölünmüş olması işini kolaylaştırıyordu. 2010’dan sonraki her seçimde tek başına iktidar olmayı başarmıştı. AB ülkelerinin eşcinsel evliliklere izin veren, aileyi zayıflatan geleneklerin ihmal edilmesine yol açan liberal politikalarına karşı çıkıyordu. Bu siyaseti, liberal eğilimlerin karşısında yer aldığı için Batı Avrupa’da “illiberal” diye niteleniyordu. Ama kendisi de illiberal olduğunu açıkça dile getiriyordu. Tartışmalı bir kavram haline gelen illiberalliği “hoşgörüsüzlük” olarak takdim edenler de vardı. Son yıllarda Orban, Türk dünyasına da yaklaşmış, dost ve akraba Macaristan’ı Türk Konseyine gözlemci üye yapmıştı.

Viktor Orban, “hegemonyacı” olarak nitelendirdiği AB politikalarına şiddetle karşı çıkıyordu. Ancak onun AB üyeliğinden çıkmak istediği yönünde bir tutumu olduğunu söylemek mümkün değildi. Budapeşte’de katıldığım bir toplantıda, AB’den çıkıp çıkmayacağı konusu açıldığında, “Her zaman yemek sofrasında bir sandalyeye sahip olmak, menüde olmaktan iyidir” demişti. Orban seçkin bir grubun içinde kalmayı tercih ediyordu. Dışarıda kalmanın neler getirip götüreceğinin farkındaydı.

Kişisel izlenimlerimden hareketle, Orban yönetiminde kişi hak ve özgürlüklerin hukuk dışına çıkılarak kısıtlandığına, basın özgürlüğünün engellendiğine dair eleştirilerin dozunun tartışmalı olduğunu, Avrupa Birliği dışında yer alan ve bu tür eleştirilere konu olan Rusya gibi ülkelerle Macaristan arasında, Macaristan lehine önemli bir fark bulunduğunu söyleyebilirim. Bu eleştirilerin Macaristan’ın Suriyeli göçmenleri kabul etmeyişiyle alakalı olduğu da ileri sürülmüştü.

Ünlü İtalyan yazar Umberto Eco, bir makalesinde, insanların kendi kimliklerini tanımlamak için bir düşmana ihtiyaçları olduğunu, düşmanın kendi değerlerimizi göstermek için önemli olduğunu, bu yüzden insanoğlunun düşmanı yoksa bile kendine bir düşman yarattığını yazmıştı. Orban da, birçok siyasetçinin yaptığı gibi, seçim dönemi geldiğinde bir “düşman” yaratıyordu. Bir dönem “Soros” düşmanlığını kullanmıştı. Orban’ın 2022 Nisan’ında yapılacak seçimlere hazırlanırken de, ünü ülke sınırlarını aşan Macar film endüstrisine, eski başbakanı eleştiren “Herşeyi Berbat Ettik” adlı bir film yaptırdığı konuşuluyor. Onun AB’ye yönelttiği eleştirileri de bu kapsamda görmek, bunun da ölçüsü iyi ayarlanmış bir tehditten öte gitmediğini söylemek herhalde yanlış olmaz.

Diplomasi mesleğinde kağıtlarda yazılı olmayan ama büyükler tarafından yılların deneyimine dayanarak söylenmiş kimi öğütler vardır. Bunlardan biri de “Mümkün olduğu kadar üye sayısı kısıtlı ülke gruplarına katılmakta fayda vardır” sözüdür. Bu sözü şimdi rahmetli olan bir ağabeyim, geçmişte, birçok ülke bağlantısızlık savına bel bağlayan 77’ler gibi büyük bir kümeye katılırken, Türkiye’nin OECD, NATO, Avrupa Konseyi gibi nispeten dar kapsamlı Batı gruplarında kalmasının yararlarını anlatmak için söylemişti.

Uzun sözün kısası, Polonya ve Macaristan’da halkın bu dönemde AB’den çıkma gibi bir talebinin olmadığı söylenebilir. Brüksel bürokrasisi de eninde sonunda herhalde bu ülkelerle anlaşarak bir orta yol bulacaktır.

Yorumlar (0)
15
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 07 Aralık 2021
İmsak 06:41
Güneş 08:08
Öğle 13:08
İkindi 15:36
Akşam 17:58
Yatsı 19:20
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 15 27
3. Fenerbahçe 15 27
4. Hatayspor 15 26
5. Başakşehir 15 25
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 15 18
17. Göztepe 15 14
18. Öznur Kablo Yeni Malatya 15 14
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 15 10
Takımlar O P
1. Ankaragücü 15 30
2. Erzurumspor 13 28
3. Ümraniye 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Samsunspor 14 22
7. Tuzlaspor 13 21
8. İstanbulspor 14 20
9. Kocaelispor 14 20
10. Gençlerbirliği 14 20
11. Boluspor 14 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 14 18
14. Bursaspor 14 17
15. Manisa FK 15 17
16. Denizlispor 14 15
17. Ankara Keçiörengücü 14 14
18. Altınordu 15 13
19. Balıkesirspor 14 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Tottenham 14 25
6. M. United 15 24
7. Arsenal 15 23
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Aston Villa 15 19
11. Leicester City 15 19
12. Everton 15 18
13. Brentford 15 17
14. Crystal Palace 15 16
15. Leeds United 15 16
16. Southampton 15 16
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 15 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Valencia 16 22
9. Athletic Bilbao 16 21
10. Osasuna 16 21
11. Espanyol 16 20
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 16 16
15. Granada 15 15
16. Elche 16 15
17. Deportivo Alaves 15 14
18. Cádiz 16 12
19. Getafe 16 11
20. Levante 16 8