“Mevsimsiz” adlı ilk kitabını şiir sevenlerle buluşturan Kocagül, “Yaşanmadan ya da yaşanılanı gerçekten derinimizde hissetmeden yazılamıyor. Ismarlama olmuyor bu işler” diyor.

ÇAĞLA GENİŞ-RÖPORTAJ

1973 yılında Hatay Dörtyol’da dünyaya gözlerini açan Hatice Suna Kocagül’ün sözcüklerle yakın ilişkisi henüz küçük bir çocukken başladı. Doğayla iç içe bir yaşamın ortasında, eteğinden bir an olsun ayrılmadığı babaannesinin ağzından çıkan hikaye ve masallarla kalbini doyurdu. Sözcüklere duyduğu açlıkla zamanla adeta bir kitap kurduna dönüşen Kocagül, ortaokulda yazdığı “Her şey vatan için” isimli üç perdelik piyesle okul yarışmasında birinci oldu. Ardından hikayeler, denemeler derken, kaleminin daha çok şiire doğru evrilmeye başladığını fark etti. Bugüne kadar aklından ve kalbinden süzerek biriktirdiği dizeleri, sevdiği ve saydığı isimlerin yüreklendirici desteğini de aldıktan sonra bir kitapta toplamaya karar verdi. 2017 yılından beri İzmir Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü olarak görev yapan Kocagül, “Mevsimsiz” adını verdiği ilk kitabını şiir sevenlerle buluşturdu. Kitapyurdu etiketiyle yayınlanan ve içinde 38 şiirin yer aldığı kitap, zaman ölçütlerinden bağımsız ve boyutsuz olarak aslında herkese kendini anlatıyor ve ‘mevsim sizsiniz’ diyor. Şiirlerinin temelini aşk, acı, ayrılık, ölüm, hayal kırıklığı, umut, mutluluk, mutsuzluk yani insana dair her şeyin oluşturduğunu anlatan Kocagül ile ‘Mevsimsiz’i konuştuk.

KALEMİMİN ŞİİRE EVRİLDİĞİNİ FARKETTİM

-Okurlar için, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1973 yılında Hatay Dörtyol’da doğdum. Okumaya ve yazmaya olan merakımın ilk tezahürü, ortaokul 1’nci sınıfta kaleme alıp okuldaki yarışmada birinci olduğum “Her Şey Vatan İçin” isimli üç perdelik bir piyestir. Ortaokuldan sonra Maliye Meslek Lisesi’ni kazanarak geldiğim, küçük yaşlardan beri özel bir sevgi duyduğum ve hayallerimi süsleyen İzmir’de, 17 yaşında gümrük teşkilatında memuriyete başladım. Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü mezunuyum. İkinci lisansımı Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji Bölümü’nde tamamladım. 2017 yılından beri İzmir Valiliği İl Sosyal Etüt Proje Müdürü olarak görev yapmaktayım.

-Sözcüklerle yakın bir ilişkiniz olduğunu ne zaman ve nasıl keşfettiniz? Şiirin hayatınızdaki yerini nasıl tanımlarsınız?

Sözcükleri işitsel olarak sevmeye, özlemeye, beklemeye, kavuştuğumda mutlu olmaya başladığımda okul öncesi çağlardaydım. Rahmetli babaannemin eteğinin peşinde, doğayla iç içe bir yaşamın ortasında, onun ağzından çıkacak envai çeşit masalları, hikayeleri, destanları, manileri dinlemek inanılmaz bir haz verir, kalbimin doyduğunu hissederdim. Kompozisyonlarım öğretmenlerim tarafından çok beğeniliyordu, çoğunlukla birinciliği kimseye bırakmıyordum. Fakat eser diyebileceğim ilk çalışmam ortaokul birinci sınıfta okuldaki yarışmaya katılmak için yazdığım “Her şey vatan için”  isimli bir piyesti ve son derece kurallarına uygun bir şekilde üç perdelik bir oyun yazmıştım. Yarışmada birinci oldum. Sonra hikayeler, denemeler, piyesler derken kalemimin daha çok şiire doğru evrildiğini fark ettim. Sanırım laf anlatmak değil söz söylemek istiyordum. Şiire sevgim okur olarak hep vardı. Yıldızlar gibi muhteşem şairlerimiz, gökyüzünü avizelendiriyordu zaten. Ve ben o gökyüzünün altındaki yıldız yağmurunun altında olmayı seviyordum. O yüzden hiçbir zaman ben şairim ya da şair olacağım iddiasında ve cüretinde bulunmadım.

ISMARLAMA OLMUYOR BU İŞLER

-Üretimlerinizde size rehberlik eden ve ilham veren kişi ya da topluluklar var mı?

Hayatın ve insanın ta kendisi diyebilirim. Yaşanmadan ya da yaşanılanı gerçekten derinimizde hissetmeden yazılamıyor. Ismarlama olmuyor bu işler. Şaşı baktığınız, sağır kesildiğiniz, kalbinizi kapattığınız hiçbir şey size ilham vermez. Yürekte bir karşılığı olmalı mutlaka.

-Nasıl bir yazma pratiğiniz var? “Masamda otururum”, “Mutlaka yanımda defter taşırım” gibi ritüelleriniz var mı?

Yanımda mutlaka kalem, kağıt, ajanda gibi şeyler vardır. Telefonumun not defterini de aktif kullanırım. Eskiden uzunca süre aklımda da tutabiliyordum, şimdi şansa bırakmıyorum. Uyku arasında bile geldiyse mutlaka not ediyorum. Ama özel bir konumlama ya da zamanlama yok. Masa başı olur, pencere kenarı olur, yatak olur, sokak olur, araba olur, gece gündüz, sabahın körü, akşamın hüznü, fark etmiyor. Geldiyse gelmiştir…

-Şiirlerinizin temelini oluşturan temel konular ve duygular neler?

İnsana dair her şey; aşk, acı, ayrılık, ölüm, hayal kırıklığı, umut, mutluluk, mutsuzluk...

‘MEVSİM SİZSİNİZ’ DEMEK İSTEDİM

-‘Mevsimsiz’ adlı kitabın çıkış sürecinden bahseder misiniz? Neden adı Mevsimsiz?

Ailem ve sevenlerim yıllardır kitap mevzusunu dile getirir dururlardı. Fakat ulu çınarlar gibi yükselen ya da gökyüzünü avizeye çeviren ve yeryüzünde söylenebilecek bütün sözleri en güzel biçimde söylemiş şairlerin dünyasında şiir kitabı çıkarmak hadsizlik gibi geliyordu. Fakat zamanla şöyle bir düşünce de gelişti bende; çocuklarıma annelerinden derli toplu ve anlamlı bir anı bırakmak. Bir gün arkadaşım Ayşegül İnceoğlu ile birlikte Okan Yüksel üstadı ziyaret ettik ve şiir dosyasını kendisine teslim ettik. O, memleketimizin en önemli şairlerinden, benim de hayran olduğum... Hatta onunla aynı gün (15 Haziran) doğmuş olmaktan içten içe hep sevindiğim, Attila İlhan’la yakın çalışma arkadaşlığı yapmış, İzmir’in duayen gazeteci yazarlarındandır. Üstad, şiir söz konusu olduğunda son derece acımasız olduğunu, yaşamı boyunca sadece inandığını söyleyip, inandığını yazdığını beyan ederek dosyamı aldı ve çok değerli şair Yıldız Aktaş ile birlikte değerlendirme yapacaklarını söyledi. Mahcup ve heyecanlı bir bekleyişten sonra onlardan o kadar yüreklendirici ve mutluluk verici bir geri dönüş aldım ki, işte bu kitabın çıkış noktası tam da burasıdır. Bir gün çocuk kitapları yazarı sevgili Dilşat Deniz Kaya geldi ve bu işe resmen el koydu. Süreci baştan sona yöneterek kitabın Kitapyurdu’ndan kısa bir sürede yayınlanmasına vesile oldu. Deniz’e de ayrıca teşekkür ediyorum. Acıların da, sevinçlerin de, aşkların da, savaşların da bilinen zaman ölçütlerinden bağımsız ve boyutsuz olduğuna inanıyorum. Bu nedenle şiirlerimde tarih yok, mevsimsiz. Aynı zamanda kışın mücadelesini, yazın özgürlüğünü, baharın umudunu, sonbaharın hüznünü yaşamı boyunca hercümerç ederek ruhunda taşıyan insana ‘mevsim sizsiniz’ demek istedim.

-Kitapta kaç şiir yer alıyor, ne anlatıyor? Yazma serüveniniz devam edecek mi?

Menemenliler zeybek oynayacak, ustalar çömlek yapacak Menemenliler zeybek oynayacak, ustalar çömlek yapacak

Kitapta 38 şiir yer alıyor. Şiirler insanın yaşadığı, hissettiği, ürettiği, kazandığı ve kaybettiği şeylere ait bütün sırların teşekkül ettirdiği birer ayna misali yüzüne tutan herkese aslında kendini anlatıyor. Yazma serüvenim devamlılık halinde. Kalemimin ucundan bazen bal damlıyor, bazen zehir, bazen kan, bazen bir şebnem… Aslında ikinci ve üçüncü kitabı dolduracak kadar şiirim mevcut… Ancak şimdi mevsim “Mevsimsiz...”