Vefat edenin vasiyet ettiği para veya mal, bıraktığı terekenin, yani geride bıraktığı servetin üçte birini geçmiyorsa (çünkü vefat eden kimse ancak mirasının 1/3 ünü vasiyet etme hakkı vardır.) vasiyet ettiği malını mirasçılar vasiyet edilen yere vermek zorundadırlar. Ama üçte birini geçiyorsa üçte birinden fazla olan kısma engel olabilirler. Mesela vefat edenin bıraktığı miras 300 milyar olsun. Bundan 100 milyar hayır kurumuna verilmesi vasiyet edilmiş ise, bu 100 milyar üçte birini geçmediği için vasiyet edilen kişi veya kuruma verilmek zorundadır. Tabi bu vasiyet mirasçı olmayanlar için geçerlidir. Çünkü İslam fıkhına göre ölünün mirasından miras alacak kimseye aynı zamanda vasiyet etmek caiz değildir. Edilse bile vasiyet geçersizdir.

Zarûrât-ı Dîniyye nedir?

“Dini zarûretler” anlamına gelen “zarûrât-ı dîniye” Hz. Peygamberin Allah’tan alıp tebliğ ettiği ve haber verdiği kesin olarak belli olan dinî esaslara, hükümlere ve haberlere denir. Mesela Kur’ân, Allah kelamıdır ve son peygamber Hz. Muhammed’e indirilmiştir, beş vakit namaz, Ramazan orucu, hac ve zekat farzdır; içki, kumar, hırsızlık, zina ve yalan söylemek haramdır. Bunlar, tevatür ile sabittir. Dolayısıyla her Müslüman’ın bütün bunları bilmesi ve kabul etmesi gerekir, bunları kabul etmeyen kimse mümin olamaz.

Kişi bilerek adağının etinden yemişse ne yapması gerekir?

Adağın etinden, adayan kişinin yemesi caiz olmadığı gibi; bu kişinin usûl ve fürûu yani annesi, babası, nineleri, dedeleri, çocukları, torunları sayılan kimseler de yiyemezler. Bunların dışında kalan ve dinen fakir olan kimseler yiyebilirler. Ancak adağı kesen kişi bu adaktan bilerek ya da bilmeyerek yemiş ise yediği miktarın fiyatını fakirlere para olarak vermelidir.

Eşinin kabrine defnedilmeyi vasiyet eden kişinin bu vasiyetini yerine getirmek gerekir mi?

Normal şartlarda bir kabre, yalnız bir cenaze defnedilir. Önce defnedilmiş olan cenaze, tamamen çürüyüp toprak haline gelmedikçe, bir zaruret olmaksızın kabrin açılması ve bu kabre ikinci bir cenazenin defni caiz değildir. Cenaze çürüyüp toprak haline geldikten sonra ise, aynı kabre başka bir cenaze defnedilebilir. Bu cenazelerin karı-koca veya akraba olup olmaması şart değildir. Daha önce konulan cesedin çürüdüğü zannıyla açılan kabirde eğer çürümemiş bazı kemikler vb. şeyler bulunuyorsa bu takdirde bunlar bir kenara çekilip araya topraktan bir set yapmak suretiyle ikinci cenaze defnedilebilir. Ama yine de bir zaruret veya ciddi bir gerekçe yoksa bir cenaze başkasının üzerine koyulmamalıdır.

Günün Ayeti

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.

Nisa, 4/10.

Günün Hadisi

“Zulümden sakının! Çünkü zulüm, kıyamet günü (zalimi cehenneme sevkeden) zifiri karanlıklar olacaktır.”

(Müslim, “Birr”, 56)

Günün Sözü

“Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler.”

İbn Haldun

Günün Duası

Allah’ım bugün dünyayı da ahireti de kazandıracak ameller işlememi nasip eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Kâin ve Bâin Nedir?

İnsanlar ile beraber görünen, fakat hakikatte onlardan uzak ve kalben Allah ile beraber olan.

Günün Nüktesi

Rahata Erenlerden olmak…

Ebû Katâde b. Rib’î el-Ensâri’nin naklettiğine göre,

Allah Rasulü önünden geçen bir cenaze için,

“Rahata eren (musterîh) veya kendisinden rahata erilen (müsterâh minhu) biri.” dedi.

Yanındakiler,

“Ey Allah’ın elçisi, müsterîh ve müsterâh minhu nedir? diye sordular.

Allah Rasulü,

“Mümin kul, dünyanın meşakkatinden ve sıkıntılarından Allah’ın rahmetine kavuşarak rahatlar, fâcir (günahkâr) bir kuldan da insanlar, beldeler, bitkiler ve hayvanlar rahata erer.” buyurdu.

(Buhârî, “Rikâk”, 42.)