Abdest, ibadetleri yerine getirmeyi mubah kılan, kulun bu ibadetlere manen ve ruhen hazırlanmasına ve bu ibadetlerden azami verim elde etmesine yardımcı olan vasıta bir ibadettir. Abdestsiz olan kimsenin Kabeyi tavaf etmesi, Kur’an’a dokunması, onu elle tutması caiz görülmez.

kimsenin Kur’ana bakarak ya da ezberden Kur’an okuması caiz görülmüştür. Ancak mümin’in Kur’an okurken abdestli olması, hatta hayatının her safhasında abdestli gezmesi hem Kur’an’ın bereketinden istifade etmesi, hem de maddeten ve ruhen kötülüklerden arınıp, yapmış olduğu güzel amellerden azami ölçüde verim elde etmesi açısından önemlidir.

Aynı şekilde televizyonda ya da bilgisayarda Kur’an okuyan programları takip eden kimse, takip ettiği yerleri sessizce tekrarlıyorsa, Kur’an okumuş gibi olur bunun için de abdestli olması gerekmez. Çünkü Kur’an-ı Kerime dokunmamış olmaktadır.

Meal ile yapılan hatimden orijinalinden okunmuş gibi sevap alınır mı?

Hatim, Kur’an-ı Kerim’i Arapça lafzıyla başından sonuna kadar okuyup bitirmektir. Bununla birlikte, Kur’an-ı Kerim’in indirilişinden asıl maksat, onun okunup anlaşılması ve gereğince amel edilmesidir.

Bu sebeple Yüce Allah’ın öğüt ve buyruklarını öğrenmek için Kur’an-ı Kerim’in meal ve tefsirlerini okumak da önemli bir görev, sevaplı bir iştir. Ancak tabiî ki orijinalinden okumuş gibi hatim sayılmaz ve o derece sevap elde edilmez.

Mazeretsiz olarak namazı kazaya bırakmak caiz mi?

İslam’da namaz, oruç ve hac gibi ibadetler için belirli ifa vakitleri konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması halinde artık eda değil, kaza söz konusudur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın kazası ile bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşse de geciktirmekten meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allah’a tövbe etmesi gerekir.

Şer’i özür ve mazeretler namazı tehir etmek için meşru bir yoldur. (Yolculuk gibi)

Fakat günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve işler namazın kazaya bırakılması için özür sayılmaz.

Adak sahibi niçin adağının etinden yiyemiyor?

Adak adayan kimse borcu ve görevi olmadığı halde kendini bir borcun altına soktuğundan ve bu adak bir borç ve sadaka olduğundan adağı adayan kimse bu adaktan yiyemez. Kendisi bu adaktan yiyemediği gibi hanımı ve çocukları da yiyemez.

Günün Ayeti

Göğün boşluğunda Allah’ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah’tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.

Nahl, 16/79.

Günün Hadisi

“Tokalaşın ki içinizdeki kin gitsin. Hediyeleşin ki birbirinize sevginiz artsın ve aranızdaki düşmanlık yok olup gitsin.”

Muvatta, “Hüsnü’l-Huluk”, 4.

Günün Sözü

Her kalbin çarpıntısı, kendi ecelinin ayak sesidir.

Bayezid-i Bistami

Günün Duası

Allah’ım bizi bugün hiçbir konuda aciz ve çaresiz bırakma

Bunları Biliyor muyuz?

Keffâret-i Yemîn:

Bir işi yapmak veya yapmamak hususunda Allah’ın ismini söyleyerek yemin eden kimsenin yeminini bozunca ceza olarak yapması gerekli olan şeydir.

Günün Nüktesi

Cennette Bir Ağaç…

Bir gün Resulullah şöyle buyurdular: Kim “Suphanallah” derse, Allah Teala bu zikre karşılık kıyamet günü ona cennette bir ağaç diker.

Yine kim “La ilahe illâllah” derse, Allah Teala bu zikir karşılığında cennette ona bir ağaç diker.

Yine kim “Allah-u Ekber” derse Allah Teala bu zikre karşılık cennette ona bir ağaç diker.

Bu sırada Kureşli olan bir adam şöyle dedi:

Ya Resulellah! Bu durumda bizim cennette pek çok ağaçlarımız olacaktır. Çünkü biz sürekli olarak bu zikirleri söylüyoruz.

Resulullah cevaben şöyle buyurdular:

Evet doğrudur. Ama onları günah ateşiyle yakmaktan sakının. Zira Allah-u Teala söyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah ve resulüne itaat edin ve amellerinizi geçersiz kılmayın.”