Değerli sanat okuyucularım bu hafta sizlere Franz Kafka’nın hayatından kişiliğini anlatacağım. Bilgileri Wikipedia’dan derledim. Keyifli okumalar diliyorum.

Kafka, insanların onu zihinsel ve fiziksel olarak itici bulacağından korkuyordu. Ancak onunla tanışanlar onu sessiz, havalı tavırlı, apaçık bir şekilde bilgili ve yavan mizah anlayışlı biri olarak tanımlarken ayrıca ciddi görünüşüne rağmen Kafka’nın çocuksu bir yakışıklılığı olduğunu belirtmişlerdir. Brod, Kafka’yı Heinrich von Kleist ile kıyasladı ve her iki yazarın bir durumu bir ayrıntıyla gerçekçi bir şekilde tanımlama yeteneğine sahip olduğunu belirtti. Brod, Kafka’nın tanıştığı en eğlenceli insanlardan biri olduğunu Brod, Kafka’yı arkadaşlarıyla şakalaşan, onlara zor zamanlarında iyi tavsiyeler veren ve tanıştığı en eğlenceli insanlardan biri olarak görmüştür. Brod’a göre Kafka tutkulu bir okurdu ve konuşmasını müzikmiş gibi ifade edebiliyordu. Brod, Kafka’nın en ayırt edici özelliklerinden ikisinin “mutlak doğruluk” (absolute Wahrhaftigkeit) ve “kesin dürüstlük” (präzise Gewissenhaftigkeit) olduğunu düşünmüştür. Kafka; öngörülemeyen, görünüşte tuhaf fakat kesinlikle doğru olan şeylerin (nichts als wahr) yüzeye çıkardığı derinlemesine ve incelikli ayrıntıları keşfetmiştir.

Kafka çocukluğunda egzersize pek ilgi göstermese de daha sonra iyi bir binici, yüzücü ve kürekçi olarak oyunlara ve fiziksel aktivitelere ilgi duydu. Hafta sonlarında arkadaşlarıyla birlikte genellikle Kafka tarafından planlanan uzun yürüyüşlere başladılar. Diğer ilgi alanları alternatif tıp, Montessori gibi modern eğitim sistemleri ve uçaklar ve film gibi teknik yeniliklerdi. Yazma Kafka için önemliydi ve bunu bir “dua formu” olarak düşünmüştür. Gürültüye duyarlıydı ve yazarken sessizliği tercih etmiştir.

Pérez-Álvarez, Kafka’nın şizoid kişilik bozukluğuna sahip olabileceğini iddia etti. İddia edilen ve sadece “Die Verwandlung” (“Dönüşüm”) eserinde değil çeşitli diğer yazılarındaki tarzı, çalışmalarının çoğunu anlatan orta ila düşük seviye şizoid özelliklerini gösteriyor gibi görünmektedir. Çektiği elem, 21 Haziran 1913’ten itibaren yazdığı günlükte ve Aforizmalar eserinde görülebilir: “Kafamda sahip olduğum muazzam dünya. Ama parçalara ayırmadan kendimi ve onları nasıl özgür bırakırım. Ve bende gözyaşını bilakis bin defa zapetti veya gizledi.” (Günlüğünden)

“İnsan içindeki yok edilemez olana sürekli bir güven duymadan yaşayamaz, ancak hem yok edilemez olan hem de güven onun için hep gizli kalabilir. Bu gizli-kalma’nın ifade biçimlerinden biri kişisel bir Tanrı’ya inançtır.” (Aforizmalar, 50. numara)

Kafka hiç evlenmemiş olmasına rağmen evliliğe ve çocuklara oldukça değer vermiştir. Hayatı boyunca Kafka’nın birkaç kız arkadaşı oldu. Ayrıca yeme bozukluğundan ötürü acı çekmiş olabilir. Münih Üniversitesi Psikiyatri Kliniği Doktoru Manfred M. Fichter, “yazar Franz Kafka’nın atipik anoreksiya nevrozadan muzdarip olduğu” ve Kafka’nın sadece yalnız ve depresif değil aynı zamanda “bazen intihara meyilli olduğu hipotezine ilişkin kanıt” sundu. Sander Gilman Franz Kafka, The Jewish Patient (Franz Kafka, Hasta Yahudi) adlı 1995’te yayımlanan kitabında “Bir Yahudinin neden  ‘hipokondriyak’ veya ‘eşcinsel’ olarak düşünüldüğünü ve Kafka’nın Yahudi erkeğin kendi imgesine ve yazılarına bu şekilde bakmanın yollarını nasıl birleştirdiğini” araştırdı. Kafka, 1912’nin sonlarında en az bir kez intihar etmeyi düşünmüştür.