1909’da Fecr-i Âti topluluğuna katılan İzzet Melih, Kudüs’te doğdu. Babası Mustafa Esat Bey, annesi Seniye Hanım’dır. Babasının görevi sebebiyle çocukluğu Kudüs, Konya ve Hanya’da geçti. 1906’da Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’nden mezun oldu. İlk romanı Tezat, 1905’te yazdığı “Maziye Rağmen” adlı hikâyenin 1909-1911 yılları arasında Resimli Kitap’ta değişikliklerle tefrika edilmiş versiyonudur. Romanın kitap hâlindeki 1915 tarihli basımı, Halit Ziya’nın bir takriziyle yayımlanır.

***

1919 tarihli ikinci basımında ise İzzet Melih’in sadeleştirme amacıyla çok sayıda değişiklik yaptığı görülür. Romanda, Behire ile nişanlı olan Naşit, amcasını ziyarete gittiği Batum’da Miliça adlı Rus bir genç kıza âşık olur. Naşit, Behire’yi terk eder ve Miliça ile evlenmek ister; ancak din ve milliyet farkı sebepleriyle amcası bu evliliğe razı olmaz.

***

Osmanlı’nın kaybettiği yerlerden biri olan Batum’daki Ruslardan rahatsızlık duyan Naşit, bir yandan Behire ve Miliça arasında kararsızlık yaşarken diğer yandan aşkı ve vatani duygularının çatışması nedeniyle zor günler geçirir. Nihayetinde Behire’yi, vatanını tercih eder.

***

Eser bir aşk hikâyesi dairesinde kurgulansa da sosyal ve siyasal boyutu itibariyle tezli bir roman özelliği göstermektedir. Yabancılarla evlilik ve Osmanlı’nın topraklarını kaybetmesi gibi meselelerin ele alındığı Tezat’ta birey iç ve dış çatışmalarıyla birlikte, bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.

***

Yazarın 1918’de yayımlanan Sermet adlı ikinci romanında da üçlü bir aşk söz konusudur. Romanın Fransızca çevirisi 1919’da Pierre Loti’nin bir takriziyle, Romencesi ise 1932’de yayımlanır. Romanın ön sözünde belirttiği üzere, “perî-i ilhâmın âguşunda yaşayarak âlem-i edebîyi feth etmek” arzusundaki İzzet Melih, eserinin “örf ve âdet hikâyesi” değil, “psikolojik hikâye” olduğunu söyler (Cevdet Kudret 2009: 280-281). Romanda, Sermet ile Çerkez cariye Neyyire’nin beraberliği ve ayrılışı Sermet’in günlükleri ve Neyyire’nin mektupları üzerinden anlatılmaktadır.

***

Evin küçük beyi ile aşk yaşayan Neyyire, sevgilisinin Berlin’e gidişiyle yalnız kalır ve kendisine âşık olan Sermet ile ilişkisi başlar; ancak sevgilisi ülkeye geri döndüğünde Sermet’i terk eder. Bunun üzerine Sermet aşk acısını unutmak için Avrupa’ya gider.

***

Neyyire sevgilisiyle evlenir; fakat eşinden zulüm gördüğü için verem olur ve ölür. Sermet ise bu kırık aşk hikâyesini bir daha unutamaz. Sermet’te karakterlerin ruhsal durumlarını ön plana çıkaran yazarın, “psikolojik roman” yazma gayesine uygun olarak eserini kaleme aldığını söylemek mümkündür.

***

Tiyatro ile yakından ilgilenen İzzet Melih’in bu türdeki tek telif eseri, Fransızca yazdığı bir perdelik Leyla adlı oyunudur. Oyun, 1909’da İstanbul’a gelen Blanche Toutain adlı tiyatro topluluğu tarafından Beyoğlu’ndaki Varyete Tiyatrosu’nda sahnelenir.

***

Paris’in ünlü tiyatrosu Sarah Bernhardt’da da oynanan Leyla, Türk bir yazar tarafından kaleme alınan ilk Fransızca tiyatro eseri olması hasebiyle takdir toplar (Karaalioğlu 1980: 353). Eser 1913’te Almancaya, 1925’te İngilizceye çevrilir. 

***

Tezat ve Sermet’te olduğu gibi Leyla’da da temel izlek bir aşk üçgeni üzerine bina edilmiştir. Eşi Leyla ile Fransız sevgilisi Juliette arasında kalan diplomat Nazmi Bey’in eşini tercih etmesiyle neticelenen eserde, kadın karakterler üzerinden Türk kadını ile Avrupalı kadın karşılaştırması yapılmış, kadın hakları tartışılmıştır. Yazarın diğer tiyatro çalışmaları çevirilerden müteşekkildir. Tiyatro ile özellikle ilgilenen İzzet Melih, ilk olarak 1910’da Şükrü Ganem’den Antere’yi Fransızcaya çevirir. 1940’tan sonra ise SeyyahFantasioMeşaleler ve Lorenzaccio adlı eserleri Türkçeye kazandırır.