Bayraklı Belediyesi ev sahipliğinde İzmirli gazeteciler, 30 yıl önce katledilen Araştırmacı-Gazeteci Uğur Mumcu'yu 'Düşüncelerinin Işığında 30 yıl' isimli panelde anlatı. Mumcu’nun araştırmacı kimliğine vurgu yapan meslektaşları, “Mumcu, bütün baskı ve engellemelere rağmen kalemini satmadı” dedi

Altınordu altyapısında yetişen Taner Kahriman, depremde hayatını kaybetti Altınordu altyapısında yetişen Taner Kahriman, depremde hayatını kaybetti

NURETTİN BAKİ

Ölümünün 30'uncu yılında yurdun dört bir yanında farklı etkinliklerle anılan Araştırmacı-Gazeteci Uğur Mumcu, Bayraklı'da da unutulmadı. Bayraklı Belediyesi'nin ev sahipliğinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Gappi moderatörlüğünde İzmirli gazeteciler; İLKSES Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erdal Erek, Yenibakış Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Emin Varol, Dokuz Eylül Gazetesi Yayın Koordinatörü Mutlu Yılmaz, Yenigün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Dirik, Ege Telgraf Gazetesi Haber Müdürü Hakan Serbest ve İZ Gazete Yazı İşleri Müdürü Yağız Barut, Uğur Mumcu'yu anlattı. Panel öncesinde 'Sönmeyen Işık Uğur Mumcu' Gürsel Gökçe Fotoğraf Sergisi de yapıldı. Sergiyi gazetecilerle birlikte Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal da gezdi.

 

YOLU YOLUMUZDUR
Bu davadan vazgeçmenin mümkün olmadığını söyleyen Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “Uğur Mumcu’nun açtığı aydınlanma ve temiz toplum yolunu, onu katlederek bitireceklerini sananlar yanıldı. Çünkü 30 yıldır milyonlarca Cumhuriyet sevdalısı hala Mumcu’nun izinden gidiyor, fikirlerini yaşatıyor. Bu davadan vazgeçmemiz mümkün değil. Bizi, inananları, bu ülkeyi sevenleri bir adım geri attıramadılar, attıramayacaklar. Demokrasi, özgürlükler ve geleceğimiz noktasında bu ülkenin evlatlarıayağa kalkmış durumda. Mumcu’nun yolu yolumuzdur. Saygı ile anıyorum” dedi.

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ KAYBETTİK

Uğur Mumcu’nun araştırmacı gazeteciliğine dikkat çeken İGC Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Gappi, tüm engellemelere, baskılara rağmen Mumcu’nun kalemini hiçbir zaman satmadığını, kırmadığını söyledi. Gappi, “Hepimizin bildiği, bir pazar sabahı Uğur Mumcu’yu katlettiler. 30 yıldır Türkiye birçok kulvarlardan, olaydan geçti. 30 yılda Türkiye her şeyden önce bağımsızlığını ve özgür fikri, özgür iradeyi, bağımsız gazeteciliği, özgür gazeteciliği ve bütün bunların toplamında halk adına olan dik duruşunu maalesef kaybetmeye başladı. Bütün bunlar silsile halindeydi. Uğur Mumcu, bizler için bir kılavuz, bir felsefe. 30 yıl önce Türkiye’de; fotoğraflara baktığımız zaman orada bir kez daha gördük, bir aydınlanma meşalesi… Bağımsız gazetecilik, belli kulvarları vardır. İzmir’de gazetecilik adına ilk bağımsızlık meşalesini yakan Gazeteci Hasan Tahsin’dir. Yıllar sonra Uğur Mumcu yazdıklarıyla sadece araştırmacı gazeteciliğin öncüsü olmadı. Sorgulayıcı bakış açısı, bilgi ve birikimiyle bir gazetecinin nasıl olması gerektiğini tarif ederken aslında bir ülkeyi de kendi gerçekleriyle baş başa bıraktı. Türkiye’nin yaşadığı ve ileride yaşayabileceği en derin olayları ilk kaleme alan Uğur Mumcu’ydu. Bu olayların üstünü örtmelerine rağmen Uğur Mumcu yaptığı meslekte asla taviz vermedi, kalemini hiç kırmadı, satmadı. O günden bugüne geldiğimizde özellikle şunu görüyoruz; aslında toplumlar medya üzerinden şekillenir, o nedenle iktidarlar ne kadar baskıcıysa önce medyacıyı şekillendirmeye çalışır. İşte özgür kalemler böyle böyle susmaya başlar. Uğur Mumcu’dan sonra da birçok kaybımız oldu. Toplumun onurlu kalması, onurlu kalemleriyle olur, özgür ifadesiyle olur. Özgürlüğümüzü kaybettiğimiz zaman insan olmanın erdemini de kaybederiz. Bütün bunları bize en iyi anlatan ve bu bedelli bedenleriyle ödeyen gazetecilerimiz, yazarlarımızdır.  Daha sonra Hrant Dink, Metin Göktepe daha nice kalemi biz kaybettik. Ama o andan itibaren onlar birer candı, daha sonra birer felsefeye, birer kılavuza ve birer öndere dönüştüler” dedi.

MUMCU, TOPLUMA YÖN VERİYORDU

İLKSES Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erdal Erek ise "Uğur Mumcu'yu anlamak çok önemli. Bizler gazeteciler olarak yaşamamıza rağmen hala tam olarak Uğur Mumcu'yu anladığımızı, çizdiği yolda yürüdüğümüzü düşünmüyorum. Ona rağmen bir şeyler yapmak günümüzde çok anlamlı ve önemli. Çünkü medya sektörü nefes alamayacak noktaya geldi. Gazetecilik maalesef siyasetle çok içli-dışlı oldu. Haberciliğin özünü, Uğur Mumcu’nun çizdiği araştırmacı gazetecilik ruhunu bir tarafa bıraktık. Uğur Mumcu’yu ne kadar konuşursak konuşalım anlatamayız. Çünkü farklı bir yapıda ve farklı bir dünyadaydı. Bir hukukçuydu ve hukukçu kimliğini bir tarafa bırakıp, hukukçu araştırmalarını gazetecilik üzerine yönlendirmişti ve çok ciddi dosyalar hazırlıyordu. Bu dosyalar kitaplar haline gelip toplumu aydınlatıyordu. Bir nevi topluma yön veriyordu. Bugün bizim yapmamız gereken şey ise, özümüze dönüp gazeteciliği tekrardan gazetecilik formatına dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü gazetecilik kavramının içi boşaltıldı, bunun tekrardan doldurulması gerekiyor. Yeni nesil gazetecilere yol açarsak, belki Uğur Mumcu'nun bıraktığı hikâyeyi devam ettirebiliriz. Cesur olmadan gazetecilik de yapılmıyor. Kendimizi yeniden revize etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

TABLO KARANLIK!

Yenigün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Dirik de Mumcu’yu anlatırken, “Bugün bir aydınlanma neferini anıyoruz ama tablo karanlık. Her şeyden önce cinayetin kendisi karanlık bir olay. Araştıran,sorgulayan, tarikat, siyaset, para, terör ve bunların arka planlarını yazmaya çalışan bir insankatledildi. Faili meçhul deniyor ama failler biliniyor. 30 yıldır isimleri bilinen kişilere bu emri, kimin verildiği sorulmadı, sorulmuyor. Faili meçhul değil, katledenler belli ama bu karanlık olayın aydınlanmasını isteyenler meçhul. Onlar bilinmiyor. Mumcu’nun katledilmesi, gerçek gazeteciliğin de katledilmesine yol açtı. Ancak karamsarlık lüksümüz yok” ifadelerini kullandı. Ege Telgraf Gazetesi Haber Müdürü Hakan Serbest ise “Uğur Mumcu, işaret ettikleri, muhteşem Türkçesi ve güçlü kalemiyle Türkiye’nin en önemli gazetecilerinden biriydi. Bugün yaşıyor olsaydı adım gibi eminim 81 yaşında hala araştıran üreten saygın bir gazeteci olacaktı. Belki mahkemelerde, hapislerde geçen bir ömrü olacaktı ama o yine de doğru bildiklerini söylemekten, yazmaktan geri kalmayacaktı. Ruhu şad olsun” dedi.

HALK NE KADAR CESUR OLURSA…

9 Eylül Gazetesi Yayın Koordinatörü Mutlu Yılmaz, “Belgeli gazeteciliğin atası olaraktanımlayacabileceğimiz Uğur Mumcu, bugün yaşasaydı, ülkemizde çok daha iyi bir gazetecilik anlayışı olurdu. Mumcu’nun fikirlerinin ışığında gelecek nesillerde de bilgi, belge vearaştırmaya dayalı haberciliğin gelişmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullanırken, İz Gazete Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yağız Barut da duygularını, “Unutmamanın ve unutturmamanın devrimci bir eylem olduğunu düşünüyorum. Halk ne kadar cesur olursa, gazeteciler de okadar cesur olur ve gerçeğin peşinde koşar. Suskunlar toplumu olduğumuz sürece neden gerçekler yazılmıyor diye sorulmamalı. Daha fazla cesur olmalı ve doğruyu bulmak için mücadelemizi sürdürmeliyiz” şeklinde paylaştı.