İzmir’e gelen kömürlerin yüzde 90’ının kaçak olduğunu belirten Başkan Düzyol, devlet tarafından özelleştirilen 6 maden ocağına dikkat çekti: “Kömür, özel sektörün inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejik öneme sahip değerli bir enerji kaynağıdır.”

SULTAN GÜMÜŞ KAYA / ÖZEL HABER

Gazetemiz aracılığıyla yaklaşık 2 ay önce hava kirliliğinin üst seviyelere ulaşacağını kamuoyuyla paylaşan İzmir Kömürcüler Odası Başkanı Mustafa Düzyol, bugün gelinen noktayı değerlendirdi. Kentteki hava kalitesinin son haftalarda riskli seviyelere ulaşmasıyla birlikte “Bu daha başlangıç” diyen Başkan Düzyol, devlet tarafından özelleştirilen 6 maden ocağına dikkat çekti; “Kömür, özel sektörün inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejik öneme sahip değerli bir enerji kaynağıdır” dedi. Soma kömürü olarak adlandırılan kaliteli kömürlerin uzun süredir piyasaya sunulmadığını, kükürt oranı çok yüksek kömürlerin halka dağıtıldığını vurgulayan Başkan Düzyol, “Defalarca uyardık, fakat umursanmadı. Ve biz bunları söyledikçe cezalandırılıyoruz. Bir şeyler yapılıyor ama saklanıyor” eleştirisinde bulundu.

Görüşlerine yer verdiğimiz bir diğer isim Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Bilim Danışma Kurulu Üyesi Helil İnay Kınay ise “Ekonomik faktörler, yoksulluk, denetimsizlik gibi etkenler ile kalitesiz yakıt kullanımı, trafik vb. süreçler sorunun daha da büyüyeceğini gösteriyor” dedi.

Deniz marulları, ambalaj sektörüne umut olacak Deniz marulları, ambalaj sektörüne umut olacak

DEFALARCA UYARDIK, UMURSANMADI

Başkan Düzyol, sözlerine şöyle başladı: “Kaçak kömürlerin var olan hava kirliliğini daha da arttıracağını söylemiştim. Bugün gelinen nokta ise ne kadar haklı olduğumu gösteriyor. Bu daha başlangıç. Herhangi bir önlem alınmadığı gibi yapılan olumsuzluklar da bizlerden gizleniyor. Defalarca uyardık, fakat umursanmadı. Bir şeyler yapılıyor ama saklanıyor. İzmir’e gelen kömürlerin yüzde 90’ını kaçak. Kükürt oranı çok yüksek olan kömürler bunlar. Önceki yıllarda Soma kömürleri piyasaya sürülürdü ve daha kaliteli kömürlerdi. Devletin ürettiği kömürler de vardı. Fakat devletimiz altı tane ocağı özelleştirince kendi kömürümüzü de üretememeye başladık; halka kömür verilmemeye başlandı. Yine bu özel kömür ocakları tarafından üretilen kömürler gönderiliyor halka. İlerleyen zamanlar bu durum daha da vahim bir hal alacak. Ve biz bunları söyledikçe cezalandırılıyoruz.”

ÇOK KALORİLİ VE KALİTESİZ

Ege Linyit İşletmeleri’nin (ELİ) nisan ayından bu yana kömür vermediğini ama piyasada bolca kömür olduğunu kaydeden Düzyol, “Piyasadaki bu kömürler çok düşük kalorili ve kalitesiz. Soma’da çıkarılan kaliteli kömürden az miktarda koyup, 25 kiloluk çuvalın üçte iki oranında Balıkesir Dursunbey kömürü ilave ediyorlar. ELİ’nin, yani devletin kömür torbasının bire bir aynısını yapmışlar, içine kalitesiz kömürü doldurmuşlar. Bu da demek oluyor ki, bu kış İzmir’de insanlarımız bu kömürleri yakarak hem ısınamayacaklar hem de kentimizde korkunç bir hava kirliliği olacak. Dolayısıyla kalitesiz, çok düşük kalorili kömürlerin satışları denetlenmeli. Denetim yapılmaz, bu konuya yoğunlaşmazsak çok kötü günler geçiririz. Kömür ocakları devlet tarafından işletilmeli. Kömür, özel sektörün inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejik öneme sahip değerli bir enerji kaynağıdır” bilgisini paylaştı.

BELEDİYE İLE ORTAK ÇALIŞMAK İSTİYORUZ

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e de çağrıda bulunan Başkan Düzyol, “Belediye kendisi bir torbalama tesisi kurar ve kömür ocağından çıkan bu kömürleri kendi tesislerinde torbalayıp şehre getirebilir. Bu denetimlerde belediye ile de ortak çalışmak istiyoruz. Kömür taşıyan kamyonların şehre giriş yapacağı 3 ana noktaya bir denetim kulübesi konulur ve gelen kömür kamyonlarından numune alınır. Kamyonun bu kömürü nereden aldığı, nereye götürdüğü kayıt altında tutulur ve test sonucunda içine kalitesiz kömür karıştırılmışsa bu ürünün yüklendiği ve götürülüp indirildiği yerlere gidilip ürüne el konulur” dedi.

SORUN DAHA DA BÜYÜYECEK Mİ?    

İzmir ‘in kirlilik yükünün artarak devam ettiğini; kentleşme, yapılaşma sürecinin de bu kirlilik etkilerini arttırdığını söyleyen Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Bilim Danışma Kurulu Üyesi Helil İnay Kınay, “Hava kalitesi ile ilgili mevzuatta ne yazık ki sınır değerlerin çok üzerinde ya da sınır değerlere yakın olarak seyreden değerler, sağlıklı yaşam koşullarından giderek uzaklaştığımızın da göstergesi… Yaşamı ve sağlığı kaybetmeden, daha fazla geç kalmadan sözleri eyleme geçirmek gerekiyor. Oysa sözlere ve eylemlere baktığımızda İzmir’in doğal yutak alan özelliği gören yeşil alanlarını kaybettiği, betona boğulduğu, Aliağa gibi kirletici sanayi yükünün arttığı planlama süreci ile birlikte, ekonomik faktörler, yoksulluk, denetimsizlik gibi etkenler ile kalitesiz yakıt kullanımı, trafik vb. süreçler sorunun daha da büyüyeceğini gösteriyor” açıklamasında bulundu.