Bornova’daki vinç kazasının ardından Türkiye’deki İş Sağlığı ve Güvenliği bir kez daha gündeme gelirken, yetkililer, önlenebilir bir kazanın, ihmaller nedeniyle 6 işçinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu vurguladı.

SULTAN GÜMÜŞ KAYA / ÖZEL HABER

İzmir Bornova’daki 6 kişinin hayatını kaybettiği vinç kazasının ardından Türkiye’deki iş sağlığı ve güvenliği bir kez daha gündeme geldi. Yapılan araştırmalara göre, iş kazalarının yüzde 50’si kolaylıkla önlenebilecek, yüzde 48’i sistemli çalışma ile önlenebilecek; sadece yüzde 2’si önlenemeyecek kazalardan oluşuyor! Türkiye’de 2012 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun çıkarıldığını, bu kanunla birlikte iş sağlığı ve meslek hastalıklarının azalacağı algısının yaratıldığını kaydeden A Artı OSGB firması ile iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet veren Şenol Aslanoğlu, “Ancak her geçen yıl iş kazaları artarak devam etti” dedi. “Yasanın birçok maddesini uygulama noktasında sıkıntı var” ifadelerini kullanan Aslanoğlu, “Hele ki ‘Kriz var’ bahanesiyle 2018’den bu yana daha fazla risk yaratılıyor” bilgisini paylaştı.

İş Sağlığı ve Güvenliği’nin bir kültür meselesi olduğunu, Türkiye’de ise bunun eksikliğini yaşadıklarını vurgulayan Aslanoğlu, “İş cinayetleri, kadercilik ile başlayan ve yasaların uygulanmamasıyla sonuçlanan zincirleme olaylar… Türkiye iş kazalarında, dünya ölçeğinde hep ilk üç ülkeden biri. Maalesef bu konuda başarı yüzdemiz pek iyi değil” sözlerini gündeme getirdi. Görüşlerine yer verdiğimiz bir diğer isim İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şube Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar ise “Tamamıyla önlenebilir bir kaza, ihmaller nedeniyle 6 işçimizin hayatını kaybetmesine neden olmuştur” dedi.

BİR KÜLTÜR MESELESİDİR

Yasaların yanında mutlaka iş güvenliği bilincinin oluşturulması gerektiğini kaydeden Şenol Aslanoğlu, Bornova’da yaşanan ve 6 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan vinç faciasına değinerek, “Vinç başlı başına zaten ciddi bir konu. İşler başladıktan sonra bu tarz kaldırma araçları penarik kontrollerden geçmeli. Kurulumunun tamamlandığı süreçte çok ciddi bir sistem oluşturulmalı. O sırada orada olmadığımız için neleri eksik yaptılar, neleri atladılar, neler yanlıştı bilemiyoruz. Söylemesi de zor. Ama insanların ölümüne neden olan konteynırların yaşam alanlarının, vinç çalışma bölgesinin altında olması doğru bir durum değildi zaten… Dolayısıyla İş Sağlığı Güvenliği bir kültür meselesidir. Ama Türkiye’de genel olarak bir kültür eksikliğimiz var. Bir günde, bir olayda, bir saniyede değerlendirilebilecek bir durumdan bahsetmiyoruz. Kadercilik ile başlayan ve yasaların uygulanmamasıyla sonuçlanan zincirleme olaylar” dedi.

BAŞARI YÜZDEMİZ PEK İYİ DEĞİL

Özellikle gelişmiş ülkelerin çıkardıkları yasalarla İş Sağlığı Güvenliği bilincini çalışanlarına verdiğini aktaran Aslanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de de 2012 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla birlikte iş sağlığı ve meslek hastalıklarının azalacağı algısı yaratıldı. Ancak her geçen yıl iş kazaları artarak devam etti. Yasa, o günden beri birçok alanda sulandırıla sulandırıla neredeyse 11 yılını tamamladı. Yasayı uygulama noktasında sıkıntı var. Hele ki ‘Kriz var’ bahanesiyle 2018’den bu yana daha fazla risk yaratılıyor… Türkiye iş kazalarında, dünya ölçeğinde hep ilk üç ülkeden biri. Maalesef bu konuda başarı yüzdemiz pek iyi değil. Odalar, TMMOB her ay zaten bunun için bir rapor yayınlıyor. Yasanın uygulanışını hızlandırmamız gerekiyor. Devletin yasaya yönelik denetimleri daha da sıklaştırması lazım.”  

İLK ŞART, ÖNCE İNSAN                         

“İş kazalarını önleme yolunda herkese büyük sorumluluk düşüyor” diyen Şenol Aslanoğlu, “İlk şart, önce insan anlayışının benimsenmesidir. İş kazalarının yaşandığı iş yerlerinde çalışmalar, gözlemler yapılmalı ve en doğru raporlar tutulmalı. Denetim mekanizmaları en etkin şekilde işletilmeli. Ayrım yapmadan, tüm iş yerlerinde daha fazla iş müfettişi görevlendirilmeli. Bu noktada, patron kesimi, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini bir maliyet unsuru olarak asla görmemeli. İşverenler, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleyici tutumu yüzde 100 benimsemeli. Ülke genelinde iş güvenliği anlayışının yerleşmesi, benimsenmesi meselesi sürekli gündemde tutulmalı. Konuyla alakalı kim varsa sürekli bir araya gelmeli ve özellikle de iş kazalarının en sık yaşandığı sektörlere yönelik çalışmalar yapmalı. Başta işçi ve işveren olmak üzere toplumun her katmanına iş sağlığı ve güvenliği kültürünü aşılamak zorundayız” açıklamasını yaptı.

Aliağa’da ‘cüruf’ isyanı: Kanser olmak istemiyoruz! Aliağa’da ‘cüruf’ isyanı: Kanser olmak istemiyoruz!

KESİNLİKLE ÖNLENEBİLİR BİR KAZA…     

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şube Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, iş kazalarının önlenebilir olduğunu belirterek “Ne yazık ki bu kazada da daha önceki benzer kazalarda olduğu gibi işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uyulmadığı görülmektedir. İnşaatta çalışan işçilerin ifadelerinden ilk olarak parçalanarak devrilen vincin yükseltilmesi sürecinde bir dizi hatalı işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. İddialarda vinç yükseltme işleminde yetkili teknik personelin orada olmadığı, bazı işçilerin uyarılarına rağmen vincin kapasitesinin çok üzerinde yükseltilmeye çalışıldığı ve bu işlem sırasında vincin altında bulunabilecek kişiler için herhangi bir güvenlik önleminin alınmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca işçi konteynırlarının vincin altında bulunduğu, bu konuda işçiler tarafından daha önce yapılan uyarıların dikkate alınarak yerinin değiştirilmediği de iddia edilmektedir. Kesin bir değerlendirme yapmak için resmi bilirkişi raporunun tamamlanmasını beklemek gerekmektedir. Ancak basına yansıyan ilk ifadeleri göre tamamıyla önlenebilir bir kaza, ihmaller nedeniyle 6 işçimizin hayatını kaybetmesine neden olmuştur” bilgisini paylaştı.