İnsanlar tavırlarınızın değiştiğini fark ederde bu değişimin onların hareketleri ve haksızlıklar karşısında suskunlukları, zulme gösterdikleri rızaları, gördükleri yanlış davranışları sessizce izlemeye devam etmeleri, eğriyi düzeltme yolunda hiçbir adım atmamaları, ama her ne hikmetse her fırsatta adaletsizlik ve haksızlıklardan şikayet ederek “NEREDE ADALET” diye veryansın ettikleri, kendileri ADİL olup ADALETLE hükmetmedikleri halde ADALET beklemelerinin beyhude çaba olduğunu maalesef ki düşünmez ve ASLA kabul etmezler…

Dost acı söyler diye bir tabir var ya halk arasında aynen öyle. Acı da olsa sevdiklerimizi korumak amacıyla ne zaman doğruları söylesek ilk bizi gözden çıkardılar. Bir süre sonra bizim haklı olduğumuzu anladıklarında ise maalesef ki acılar ve kayıplar çok büyük oluyor, telafisi olmuyor. Düşünebiliyor musunuz; dostunuza “omzunda akrep var diye uyarıda bulunuyorsunuz” olsun, onu oraya ben getirdim, o bana zarar vermez, seni de ilgilendirmez diyerek sizi yanından kovuyor. Bir süre sonra akrep fıtratının gereği olarak kendisini sokunca veryansın ederek “Ben ne yaptım, dostuma neden inanmadım” diyerek kendi pişmanlığı ve iç hesaplaşmaları içerisinde ömrünün sonuna kadar büyük bir nedametle yaşayarak, başını yerden kaldırmadan, onu uyaran dostunun karşısında mahcubiyetle “Sen haklıydın” dahi diyecek cesareti kendisinde bulamadan ömür sürmek zorunda kalıyor…

Tarihin en büyük imparatorlarından Büyük İskender, hiçbir kusuru konusunda kendisini uyarmayan vezirine, “Sana ihtiyacım yok” demiş. Vezir, “Neden hükümdarım?” diye sorunca, şu yanıtı vermiş; “Çünkü ben de bir insanım, sen bu kadar süre zarfında benim tek bir hatama bile rastlamadıysan cahilsin demektir, kusurlarımı gördün de örtbas ettiysen, o zaman da hainsin demektir” diyerek görevine son vermiş.

Çevrenizde sıkıntılar yaşanıyorsa, işlerinizde ve özel hayatınızda mücadele içerisindeyken sorunlarla baş etmekte zorlanıyorsanız, ortamınızda ve çevrenizde güven ortamı, huzur ortamı her geçen gün azalıyorsa, “Ben nerede yanlış yapıyorum” diye şapkanızı önünüze koyup oturup düşünmenizin vakti çoktan geldi de geçiyor demektir…

Güçlü liderler, başkasının omuzlarında yükselmeyi düşünmeden, çevresinde olup bitenleri samimiyetle kendisine aktaran, sadık dostlarını kaybetmekten korkmalılar. Makamlarını kaybetmekten korkarak uyarılara kulak asmayan, kibirlerine yenilen, çevresindekilerin ve muhaliflerinin görüş, öneri ve eleştirilerine hoş görü ile yaklaşmayan, haklı uyarıları dikkate almayanlar hayatlarının her alanında başarısız olurlar.

Bütün uyarılara rağmen sorunları çözmek yerine sorunların varlığını tespit ettiği ve kendisine iletildiği halde çözüm üretmeyen, koltuğunu kaybetme kaygısında olan nice Bakanlar, Başbakanlar, Milletvekilleri, Valiler, Müdürler, amirler makamlarını kaybettiler, kaybetmeye de devam edecekler. Doğru tektir, doğru duvar sarsılır ama yıkılmaz, er ya da geç gerçekler gün yüzüne çıkar ancak gerçekleri zamanında haykırdığı halde sesini duyuramayanlar kör, sağır ve dilsiz olmak zorunda kalırlar. Hayata da insanlara da küserek “BANA NE” dünya yıkılsa, herkes altında kalsa umurumda değil demeye başlarlar...

Değişim burada başlar. Liderlerine kusurlarını söyleyemeyen/söylemeyen kişiler türer etrafınızda hem cahil, hem korkak, hem de hainler artar vesselam…

Haaa sizin de istediğiniz buysa durmak yok, yola devam o zaman…