NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER

Hem et hem süt üreticisi hızla tükeniyor. Üretim maliyetleri dövize bağlı artarken satış fiyatı sabit tutuluyor. Sektör temsilcileri, “Artan yem fiyatları ve girdi maliyetlerin sürekli artması sebebiyle, süt üretimimizin sürdürülebilir olmasının mümkün olmadığı, bu konuyu her fırsatta yetkili kurum ve kuruluşlara defaten bildirmemize rağmen, hızlı bir çözüm yolu bulunamadığı ve hatta çok geç kalındığı kanaatindeyiz. Bu durum biz süt üreticilerini ve sektörü olumsuz etkilemiştir” ifadelerine yer verirken, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, “2008’de bir facia yaşadık. 1 milyona yakın ineğimiz kesildi, sonra Türkiye 3 milyar dolarlık Amerika’dan düve ithal ederek açığı kapattı. Müdahale edilmedi, seyirci kalındı. Şimdi daha büyüğünü yaşıyoruz” dedi.

33 YILDIR KAVGA VERİYORUM!

Eskiyörük, “Türkiye tarımda bir politika oluşturamadı, yolunu belirleyemedi. Ben 33 yıldır bir kavga veriyorum. Kooperatifçiliğin Türkiye’nin bünyesine uygun olduğunu, konunun sadece ekonomik değil, sosyo-ekonomik bakılması gerektiğini söylüyorum. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunun küçük aile işletmeleriyle sürdürüldüğünü, onların tasfiye edilip ‘tarımı şirketler yapsın’ diyen bir zihniyet var. Bu modelin Türkiye için tehlikeli olduğunu söylüyorum. Tabii ki ölçek büyük olmalı ama küçükleri yok ederek değil de kooperatifçilik çatısı altında birleştirerek, büyük ölçek haline getirip sürdürülebilirliğini sağlayalım. Anadolu yapısını bozmayalım diye haykırıyorum” diye konuştu.

ASPRİNLE TEDAVİ EDİLİYOR

“Türk tarımında bir enfeksiyon var” diyen Eskiyörük, “40 yıllık çiftçiyim bugüne kadar aspirinle tedavi edilmeye çalışıldı. Köyleri dolaşıyorum, her akşam köylülerle sohbet ediyorum inanın şu an bir facia yaşanıyor. Türk çiftçisi 40 yıldan bu yana ilk defa bu denli bir kriz yaşıyor. Çünkü sadece yem fiyatlarının artması değil, üreticinin girdi maliyetlerinde ortalama yüzde 45-50 artış olurken, sütün artışı yüzde 14’te kalınca üretilemez hale geldi. Bu sadece çiftçimizin sorunu değil. Bu 84 milyonun sorunu. Çünkü biz üreticiyi kurtaramazsak, tüketiciyi de kurtaramayız. Kendi üreticimiz üretemez hale gelirse, kendi değerlerimize sahip çıkamazsak, o zaman bunu ithalatla kapatmak zorunda kalırsak yabancı çiftçileri sevindiririz” şeklinde konuştu.

HİÇBİRİ ÇİFTÇİ DEĞİL

Durumun içler acısı olduğunu belirten Eskiyörük, Türkiye’de çiftçiyi ağzına alan hiçbir siyasetçinin olmadığını savundu. Eskiyörük, “Köyleri dolaşıyorum, üreticinin durumu içler acısı, eylem yapmak istiyorlar. 2008’de bir eylem yapmıştım. Tire’de 15 bin kişiyi topladım. Bu kez yaparsak 150 bin üretici gelir. Köylüler diyor ki; ‘Başkanım bizim sahibimiz yok.’ Şu anda Türkiye’de çiftçiyi ağzına alan bir siyasetçi yok, mecliste çiftçi yok, çiftçinin örgütü yok. Onlarca örgüt var ama hiçbiri çiftçi değil. Çiftçinin halinden anlayan yok. Ben eylemin yapılmasından yana değilim. Ama mecbur kalınırsa, eğer biz kendimizi anlatamazsak yapılacak. Her gün anlatıyorum ‘Durum bu diyorum. Tehlike var, facia yaşanıyor, üretici ineklerini kestiriyor, mezbahalar inek dolu, seyirci kalmayın” diye bas bas bağırıyorum. Ama halen seyirci kalınırsa, o zaman bu insanlar çaresizlikten bunu yapmak zorunda kalacak. Bu eylem bir siyasi eylem değil ki, aslında bir hak arayışıdır. İnsanların ekmeğini elinden alırsanız, nasihatle kandırarak yapamazsınız artık, iş patlama noktasına geldi” ifadelerini kullandı.