NİLGÜN TAZE / RÖPORTAJ
İzmir’in Buca İlçesi’nde CHP’den belediye başkan aday adayı olan Suat Nezir, Buca Belediye başkanı seçilmesi durumunda sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket edeceğini belirterek öncelikli amacının çocuklar ve kadınların bilinçlendirilmesi olduğunu açıkladı. Sosyal belediyecilik anlayışının toplumun akıl ve ruh sağlığı için kaçınılmaz olduğunu açıklayan Nezir, insanı sefilleştiren alkol, uyuşturucu madde ve kumar gibi alışkanlıklardan toplumu uzak tutmanın yolunun iyi bir eğitimden geçtiğini vurguladı.
Öncelikle siyasete giriş sürecinizi anlatır mısınız? Neler tetikledi sizi?
Herkesin hayatında belirli dönemler vardır. Bir şeyler olur, kafaya dank eder ve siz bunu yapacağım diyerek işe koyulursunuz. Benimde böyle oldu. Siyasete girmem için iki sebebim vardı. Birincisi bir gün televizyon izlerken oluştu. Haberleri izlerken ülke gündeminin çok kötü olduğunu eleştiriyordum. Sonra kendi kendime neden eleştirdiğimi sordum. ‘Değişmesi için, bir şeylerin daha farklı ve güzel olması için ne yaptın?’ diye sordum kendi kendime. Sonuç olarak oturduğum yerde şikayet etmek yerine elimi taşın altına koymaya karar verdim. İsmet İnönü’nün ‘Bir ülkede namuslular namussuzlar kadar cesur olmadığı sürece o ülkede kurtuluş yoktur’ sözünü hatırladım. O söz siyasete atılmamda en büyük itici güç oldu. Böylece en azından yaşadığım kente ve bölgeye ne tür katkılarım olacağı üzerine düşünmeye başladım.
DÜRÜST SİYASET
Sade bir vatandaşlıktan siyasete atılış oldukça büyük bir çevre ister… Bu çevreyi nasıl oluşturdunuz?
Elbette dürüst ve samimi olan davranışlarımla. Bu iki güzel ilke hayatta çok yoldaş ve dost kazanmama neden oldu. Siyasete atılmadan önce sade bir esnaf olarak da sevilen bir insan olmam siyaset sürecimde bana büyük bir güç ve cesaret verdi. Yanlış giden ve yapılan birçok konuda düzeltici unsur haline gelebilmek için yaklaşık 2 bin 500 kişinin katıldığı büyük bir toplantı düzenleyerek meclis üyesi olmak istediğimi açıkladım. Bizi sevenler miting havasında gerçekleşen bu toplantıda yapacaklarımı kamuoyuna tanıtmış oldu. Hiç siyaset yapmamış bir vatandaş olarak CHP’ye kaydımı yaptırarak meclis üyeliğine seçildim. Dostlarımın verdiği destekle 2009 yerel seçimlerinde meclis üyesi olarak Buca’da hizmet vermeye başladım. Çevre komisyonluğu ve imar komisyonlarında çalışarak 2 dönem imar komisyonları başkanlığının yanı sıra belediye başkan yardımcılığı yaptım. Bu sürecin ardından Levent Piriştina’nın Buca Belediye başkanı seçilebilmesi için çalışmalar yaptım. Dolu dolu geçen 11 yıllık çalışmalarımın ardından bu dönem Buca halkına daha çok hizmet edebilmek için aday adayı olarak başvurdum.
İdealleriniz nelerdir?
Ben idealist bir insanım. Bu nedenle elimden her ne geliyorsa ardına koymadan çalışmaya ve ilerlemeye devam ediyorum. İnandığım şeyleri sonuna kadar götürmem en sevdiğim niteliklerimden bir tanesi. Siyasete atılmam ile birlikte vatandaşlarımızın her etkinliğine katılmakla birlikte partimin tüm kurultay, il ve ilçe kongreleri ve toplantılarına da katıldım.  Ben kamunun parasının her kuruşunun yine kamuya harcanması taraftarıyım. Kamunun parasını doğru yerlerde ve doğru amaçla harcamak bence çok önemli. Bu harcamayı yaparken üretilen projeleri o bölgede yaşayan halk ile birlikte üreterek ve uğraşarak yapmak halkında yapılan hizmetlere karşı korumacı ve katılımcı olmasını sağlayacaktır. Ben her şeyden önce bu şehirde Buca’da doğup büyüyen bir vatandaşım. Ben hep böyle bir belediyecilik anlayışı istedim yıllarca. Böyle bir ideali olan insanın kamunun parasını çarçur etmesi beklenemez. Öncelikli amacım dediğim gibi etkili üretim ile ilgili her şeyi yapacağım.
Nedir bu etkili üretimler?
Belediyecilik sadece bina yapmak ve her tarafı betona boyamak değildir. Ben partim CHP’nin de amaçladığı gibi sosyal belediyecilik anlayışını destekliyorum. Uyuşturucu ve alkol oranının artması ile birlikte bunlara bağlı olarak suç oranları da ciddi bir şekilde birçok ilçede olduğu gibi Buca’da da artıyor. Yaşadığımız kente baktığımızda çok ciddi bir şekilde karakollardaki suç dosyalarının kabardığını görüyoruz. Türkiye’deki en işlevli bir büyük karakollardan bir tanesi Buca’dadır. Tüm bu suça eğilimli hareketler iki tür çözülebilir. Birincisi hükümet ayağının vereceği eğitimdir diğeri belediyelerin vereceği sosyal aktivite alanlarıdır.  Çocuklarımızı belli bir yaştan itibaren spor ve sanat ile tanıştırmadığımız sürece, kadınlarımızın eğitimine önem vermediğimiz sürece suç oranları katlayarak devam edecektir.
BİLİNÇ GELİŞTİRECEĞİZ
Doğru seçimler yapabilecek bir bilince kavuşmanın son derece önemli olduğu artık tüm dünyada kabul ediliyor. Sosyal belediyecilik anlayışı Türkiye’de bu bilinci kazandırabilmek için nasıl geliştirilebilir?
Bu bilinci kazandırmanın yolu çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere toplumun her kesimine bir amaç sunmaktan geçiyor. Küçük yaşlarda spor ve sanatla haşır neşir bırakılmış bir çocuğu 20 yaşına geldiğinde zorlasanız da kötü alışkanlıkların içine çekemezsiniz çünkü o genç artık iyi ve güzelin farkına vardığı için hayatı boyunca kötüye razı olmayacaktır. Bence sorunuzda da belirttiğiniz gibi insana doğru seçimler yaptırabilecek bilinci yine sadece insanlara doğru ve güzel olanın ne olduğunu tanıtarak başarabiliriz. Benim ve arkadaşlarımın bakış açısı bu. Bu nedenle ilk hedefimiz basketbol, tenis, futbol gibi çeşitli spor alanları ve resim, müzik başta olmak üzere sanatın her türüne hayatımızda yer vermek olacak. Bale, keman, minyatür, piyano gibi belediyeler tarafından kullanılmayan alanlara da yer verilmesi artık elzem. Tüm bu çalışmalar yapılarak ileride Buca’yı yönetecek olan gençlerimizi bize oranla çok daha yüksek bir bilince taşıyabiliriz.
Zamanımızı nelere harcadığımıza dikkat etmek son derece önemli o zaman…
Çok önemli. Daha nitelikli, daha kaliteli ve daha yüksek bir sağduyuya sahip insanlarımızı Buca’ya kazandırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bir kere bizim amacımız sadece her tarafı betonlaştırmak olmayacak. Ben 94 yıllarında bir kenar mahallede büyüdüm ve geleneksel arkadaşlarımız ve akrabalarımızda alkol alırdı. Eğer o zaman ki belediye başkanı bir mahalle takımı kurmamış olsaydı ben kesinlikle alkolle haşır neşir olan bir insan olur ve bugün verdiğim faydalı işleri yapamaz hale gelirdim. Kurulan mahalle takımı sayesinde düzenlenen ligde birinci olduğumuz için Bucaspor’a geçiş yapabildim. Bu benim hayatımda bir dönüm noktasıdır. Ben bir insana nasıl faydalı olunacağını kendim yaşayarak gördüğüm için aynı belediyeciliği yapmayı düşünüyorum. Bu işin çözümü sanat ve spordur.
İnsanı şekillendiren kadınların eğitimi için neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Bilindiği üzere kadınlarımız mevcut hükümetin yürüttüğü bakış açısı nedeni ile evlere kapatılmaya çalışılıyor. Kadını evlere kapatıp, eğitimini, üretim yapmasını, gezerek yeni şeyler öğrenmesini engelleyerek sağlıklı bir kadın oluşturamazsınız. Kadın, erkeklerin kullanabileceği, kendi keyfi için istismar edebileceği bir obje değildir. Kadın tıpkı bir erkek gibi insandır. Ben kadın erkek ayrımın dahi doğru olduğuna inanmıyorum. Önemli olan insan vasfını kullanmaktır. Olaya insan olarak baktığımızda kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan bazı yaratılış farklılıkları dışında eşit haklara sahip olduğunu net bir şekilde görebiliriz. Eğer kadını sokağa çıkarmaz, üretken bir hale getirmezseniz sağlıklı bir nesil de yetiştiremezsiniz.
ÜRETKEN TOPLUM MODELİ
Özgüven kazandırabilmek için neler yapmayı planlıyorsunuz?
Güzel bir soru. Her şeyin başıdır özgüven. Harekete geçiren ve insanı yapabileceğine inandıran yakıttır. Bir kere insan kendisini tanıyacak. Sokaklarda kendinin, potansiyelinin farkında olmadan dolaşan birçok insan var. İnsana kendisini tanıtacak eğitimler verilmesi sosyal belediyeciliğin temelidir. Yaşlılarımıza gelince; yaşlılarımız toplumdan dışlanarak, kahve köşelerinde zaman geçirmeye mahkum ediliyorlar. Halbuki gelişmiş ülkeler baktığımızda ölene kadar insanların üretken yaşamaya devam ettiğini görüyoruz. Yıllarca topluma ve çerçevesine hizmet etmiş insanlarımızın yaşlılık süreçlerini çok daha rahat geçirebilmeleri için çalışmalar yapacağız. Yaşlı bakım alanlarının doğayla iç içe olmasını sağlayarak ve kendi kimliklerinden ödün verdirmeyerek yaşamalarını sağlayabilmek için kollarımızı sıvamamız gerekiyor. Toprakla ya da ilgi alanları ile üretmeye devam eden, hayatla barışık ve toplumdan soyutlanmamış bir yaşlılık her insanın hakkıdır.
Çocuklara yönelik projeleriniz nelerdir?
Çocuklarımız için okul öncesini içeren projeler üreteceğiz. 4 ila 6 yaş arasının iyi değerlendirilmesi ile ilgili eğitim, sanat ve sporu kullanarak bilinçli insanlar yetiştireceğiz. Bizler çocuklarımızın her gün 24 saatlik zamanlarını öylesine faydalı aktivitelerle doldurmalıyız ki alkol, kumar ve uyuşturucu gibi insanı sefilliğe mahkum eden alışkanlıklar akıllarına bile gelmesin. Çocuk gününün sonunda öyle bir yorulacak ki tek düşünebildiği şey başını yastığa koyar koymaz uyumak olacak. Temeli sağlam atabilirsek yapının da sağlıklı ilerleyeceğinden emin olabiliriz. 
Son olarak nasıl bir siyaset anlayışı sergileyeceksiniz?
Ben siyaset yapıyorum ve samimi bir siyaset yapıyorum. Bugün konuştuklarımı yarın unutacak ya da yapamayacağım vaatlerle insanları kandırarak siyaset yapmıyorum. Dürüstlük bence siyasetin temeli haline gelmeli. Çünkü hangi işin içine yalan karışırsa o yalanın acı sonuçları ile bir gün yüz yüze gelmekten kaçamayız. Aynı ilke dürüstlük için de geçerli. Sonuçlar oluşacak. Eğer dürüst davranmışsak hem kendimizin hem de tüm çevremizin kazandığı, insana hoşnutluk veren sonuçlar almamızda kaçınılmaz olacak.  Bu nedenle seçimlerimizin sonuçlarını önceden görerek dürüst siyasetten taviz vermeden çalışmayı seçmemiz çok önemli.