Tanzimat’la birlikte yüzünü tamamen Batı’ya çeviren ülkedeki bazı kesimler yenilik veya modernleşme adı altında birçok şeyi Osmanlı Devleti’ne sokmaya çalıştılar. Osmanlı Devleti’ni geri kalmışlıkla suçlayan bu kesim artık batılı gibi giyinip Batılılar gibi konuşup onlar gibi yaşamaya başlamışlardı. Kendilerine Jön Türk diye adlandıran bu kesim Osmanlı’da ve daha sonra Osmanlı’nın devamı olarak kurulan Türkiye’de büyük bir kültür çatışmasının yaşanmasına sebebiyet verdiler.

***

Osmanlı yıkıldıktan sonra kurulan Türkiye’de saltanat ve Hilafet kaldırılmış yönetim şekli olarak da Cumhuriyet belirlenmiştir. Peki değişen sadece yönetim miydi? Tabii ki hayır. Yenilik veya inkılâp adı altında kılık kıyafet kanunu, hukuk ve ne yazık ki harf inkılabı gelmektedir. Ülke ve ülkenin insanı Batı’dan geri kalıyor, okunması ve yazılması zor gibi düşüncelerle kullanılan bin yıllık alfabe yerine Latin alfabesi dayattırılıyor. Bu dayatma ile de koskoca Osmanlı ve onun mirasını devralan Türkiye halkı bir sabah uyandığında harf devrimi adı altında Latin alfabesine geçmiş ve bir gecede bütün ülke cahil bırakılmıştı. Bu durumun zorluğunu Türk edebiyatının önemli yazarlarından olan Yakup Kadri “Kiralık Konak” adlı romanında açıkça dile getirmiştir. Ataları hatta ve hatta onların atalarının da Osmanlıca yazdığı aydın kesim bir gecede kör, sağır kısacası tamamen cahil bırakılmıştır. İnkılap adı altında yapılan bu değişiklik binlerce yıllık bir kültürün köküne bırakılan bir dinamitti.

***

Kültür timsali olan Osmanlı ve onun devamı olan Türkiye’yi artık kültürsüzleşme yoluna sokmuştur. Harf inkılabını yapan Atatürk yeni kullanılacak olan Latin harflerinin okuması, yazması ve öğrenilmesinin daha kolay olduğu oldu söyleyerek bu şekilde ülkedeki okur yazarlık oranının yüz de yetmişlere çıkacağını garanti etmiştir. Lakin 1 Kasım 1928’de kabul edilen ve yeni harflere yabancı olan ülkede okur yazarlık oranı ancak 1970’li yıllarda yüz de 70 seviyesine çıkabilmiştir. Hatta o zamanlar meclise sunulan harf değişikliği yasasına bile birçok kişi gibi Kazım Karabekir’de karşı çıkmıştır. O yıllarda Kazım Karabekir, bu teklifi sunan delegeye Türkiye ile İslam âleminin arasını açacak bir içtihat olacağını belirterek karşı çıktı. Yalnız Kazım Karabekir değil birçok dilbilimci de bu inkılaba karşı çıktı. Bunların Başında Edebiyat Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Köprülü de gelmektedir. Bilimsel anlamda en sert tepki Fuat Köprülü’den gelir. Köprülü harf değişikliğinin geçmişle ve kültürel havza ile bütün rabıtayı keseceğini söyleyerek karşı çıkar. Ona destek Zeki Velidi Togan’dan gelir. Harf devrimindeki asıl amacın ne olduğu muallak da kalsa da atalarının mezar taşını dahi okuyamayan bir kültürün peyda olduğu aşikârdır.

***

Harf devriminden kısa bir süre sonra da bütün Osmanlı’nın koca arşivi okkası 2 kuruşa İsmet Paşa tarafından Bulgaristan’a hurda kâğıt niyetine satılmıştır. Kim ne derse desin bu belgelerin yok edilmeye çalışılması binlerce yıllık bir kültürün yok edilmeye çalışıldığının en açık kanıtıdır. Harf değiştirilerek muasır medeniyet seviyesine çıkılacağı tamamen bir aldatmaca ve Batı’nın bir oyunundan ibarettir. Bu şekilde halkı geçmişinden kopararak tekrar bir Osmanlı’nın dirilip Batının karşısına güçlü bir devlet olarak çıkmasının engellenmek istenmesidir. Nitekim bunu da başardılar. Ülkesine yabancı, geçmişine yabancı Batı ve Doğu kültürü arasında sıkışıp kalan kültürsüz bir nesil ortaya çıktı. Ne tam batılı olabildik ne de tam doğulu olabildik.

***

Eğer harf inkılabı gerçekten bir toplumu muasır medeniyet seviyesine çıkaracak olsaydı Hint, Japon, Çin, İran, Rus gibi halklar neden hâlâ binlerce yıllık alfabelerini kullanıyorlar? Bu devletlerde yaşayan gençler yüz yıllar öncesinde yaşamış atalarının ne yazdıklarını kolayca okuyarak hem ilim ve bilim için yararlanıyorlar hem de kültürlerini kaybetmiş olmuyorlar. Bizim ülkemizde ise yüz yıl önce yazılmış bir metnin okunması maalesef mümkün değil çünkü modernleşme adına bin yıllık bir kültür yok edildi ve adına harf devrimi denildi. Ayrıca işin en acı tarafı ise günümüz gençliğinin Latin harflerini Türk harfleri olarak bilmesidir…