Bir kimsenin günah olan bir şey üzerine yemin etmesi dinen doğru bir söz değildir. Mesela: “Vallahi kardeşimle konuşmayacağım” veya “vallahi içki içeceğim” gibi sözlerle yemin etmek dinen doğru değildir. Çünkü bunlar dinen haram ve yasak olan işlerdir. Müslüman’ın da haram işlemesi dinen uygun değildir. Bu fiiller haram olduğundan böyle günah üzerine yemin eden kimsenin yeminini bozması, sonra keffaret vermesi gerekir.

İslam’da estetik yapmanın caiz olmama sebebi nedir?

İslam dini, insanın yaratılıştan var olan güzelliklerini daha belirli hale getiren, takı takma, saçları tarama, meşru ölçüde süslenme, güzel giyinme... gibi davranışları mubah kılmıştır. Ancak, fıtraten yani yaratılıştan verilmiş özellik ve şekillerin değiştirilmesini yasaklamıştır.  Nitekim Rasulüllah Efendimiz, süslenmek maksadıyla vücutlarına dövme yapan veya yaptıranlara, dişlerini yontarak seyrekleştiren ve şeklini değiştirenlere lanet etmiştir. Buna göre, Allah’ın yarattığı şekli beğenmeyerek, ameliyatla bazı uzuvların şekillerini değiştirmek, tabiî güzelliğin fevkinde güzellik aramak dinen caiz değildir. Çünkü bu yaratılışı beğenmemektir. İslam dini de bundan dolayı estetik ameliyatı caiz görmemektedir. Kur’an-ı Kerim, şeytanın “Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yaratılışını değiştirecekler” (Nisa, 4/ 119) dediğini naklederek, bu tür davranışları şeytanî işler olarak nitelemektedir. Ancak zaruri bir durum varsa trafik kazasında yüzün parçalanması misali estetik olmada bir sakınca yoktur.

Mezhep değiştirmek imana zarar verir mi?

Bir hak mezhepten öteki hak mezhebe geçmek caizdir. Zira bütün ehlisünnet mezheplerine uymak caizdir. Hepsine de uymak caiz olduğundan isteyen istediği mezhebi tercih edebilir. Tercih ettiği gibi tercih ettiği mezhebi bırakıp başka bir mezhebe de geçebilir. Yani Hanefi olan birisi Şafiî Mezhebine, Şafiî olan bir kimse de Hanefi mezhebine geçebilir. Ancak, kişi bunu bir oyun haline getirmemelidir. Ancak bir mezhepten diğerine geçmek imana zarar vermez.

İslam dininde kaç çeşit ibadet vardır? 

İslam’da ibadetler üç kısma ayrılmaktadır. 

1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi. 

Beden ile yapılan ibadetleri her Müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. 

2– Mal ile Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi. 

Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir. 

3– Hem Mal, Hem de Beden ile Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir. 

Parası olduğu halde hacca gidemeyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilirler.

Adak etinden yemek hususunda kadın erkek aynı mı değerlendirilir?

Adakta bulunan kişinin, anne ve babası, dede ve nineleri, evlat ve torunları ile eşi o adaktan yiyemezler. Kadınla erkek arasında adak hususunda herhangi bir fark yoktur. Adak konusunda erkek için geçerli veya geçersiz olan aynı şekilde kadın için de geçerlidir.

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler.

Hucurât 49/11.

Günün Hadisi

“Görmediği bir şeyi iki gözüyle görmüş gibi göstermek, iftiraların en büyüklerindendir.”

Buhârî, “Tabîr”, 45.

Günün Sözü  

Ölümü sık sık hatırla. Eğer darlık içindeysen sana bolluk, bolluk içindeysen darlık verir. 

Ömer b. Abdülaziz  

Günün Duası

Allah’ım, bugün beni yüzünü güldürebileceğim, ihtiyacını görebileceğim bir Müslümanla karşılaştır.

Bunları Biliyor muyuz?

Aşere-i Mübeşşere Nedir?  

Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiye verilen isimdir. 

Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde hazretleridir.

Günün Nüktesi

Şükredenlerin Mükâfatı…

Hz. Peygamber buyurur ki:

“…Dindarlıkta kendinden üstün olana bakıp tâbî olmak, dünyalıkta ise kendinden aşağıda olana bakıp, Allah’ın kendisine verdiği üstünlüğe hamd etmek… Böyle yapanları Allah, şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de dindarlıkta kendinden aşağıda olana, dünyalıkta ise kendinden üstün olana bakar da elde edemediğine üzülürse, Allah onu şükredici ve sabredici olarak yazmaz.” (Tirmizî, “Kıyâmet”, 58.)