TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#protein

protein haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, protein haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Protein barlar sporcuların destek mi, risk mi? Haber

Protein barlar sporcuların destek mi, risk mi?

Özellikle sporcular veya spor yapanlar tarafından tercih edilen protein barların protein sentezini hızlandırdığını belirten uzmanlar, yoğun talep görmesinin nedenini pratik oluşuna bağlıyor. Spor sonrası kas kütlesini arttırmak gibi bir hedefi olanların seçecekleri protein barın en az 15-20 gram protein içermesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit, “Besin ögelerinin bir araya gelip vücutta oluşturduğu sinerjik etkiyi de atlamamak gerekir. Proteini sadece hazır barlardan değil, yumurta, peynir, az yağlı kırmızı ve beyaz etten almanız protein sentezi, kas yapımı ve vücut işleyişi için daha etkili olacaktır.” önerisinde bulunuyor. Tok tuttuğu ve günlük ihtiyaç duyulan enerjiye katkı sağladığı için beslenmeye daha az zaman ayıranların tüketebileceğini dile getiren Yiğit, bazı protein barların, yüksek miktarda şeker veya tuz içerebileceği bunun da bazı hastalıklara karşı riski artırabileceği konusunda uyarıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sporcular tarafından sıklıkla tüketilen ve beslenmeye takviye olarak da tercih edilen protein barlar hakkında açıklamalarda bulundu. ÖZELLİKLE SPORCULAR TARAFINDAN SIKÇA TERCİH EDİLİYOR Protein barların karbonhidrat veya yağa kıyasla yüksek oranda protein içeren bir yiyecek çeşidi olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Yapılan birçok araştırma, direnç egzersizinden sonraki 2 saat içinde protein alımının kas yıkımını azaltmada ve toparlanmada etkili olduğunu bildiriyor. Protein barlar özellikle elit sporcular veya spor yapan bireyler tarafından, egzersiz/antrenman sonrası enerji ihtiyacını karşılamak ve protein sentezini hızlandırmak için tercih edilir. Tabi tercih edilebilirliği çoğunlukla pratik olması ile ilişkilidir. Çünkü, spor yapan birçok birey için spor sonrası proteinli öğünü hazırlamak mümkün olmaz, uğraştırıcı görünür.” dedi. PROTEİN BAR SEÇİLİRKEN ETİKET OKUMAKTA FAYDA VAR Spor sonrası kas kütlesini arttırmak gibi bir hedefi olanların seçecekleri protein barın en az 15-20 gram protein içermesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit, “İçerdiği protein türü de oldukça önemli. Özellikle whey proteini içeren protein barlar spor sonrası kas kaybını minimumda tutmak ve protein sentezi için daha güçlü bir seçenektir. Bazı protein barların eklenti şeker oranları oldukça yüksektir. Bu nedenle tercih edilirken ilave şeker içermeyen, özellikle çözünür ve çözünmez posa içeren seçeneklere yönelmek daha sağlıklı olur. Fruktoz şurubu içerikleri yüksek olan barların protein sentezinden çok, karaciğer yağlanmasına sebep olabileceği unutulmamalı. Bu durumdan anlaşılacağı üzere protein barlar dengesiz tüketildiğinde, kas kütlesini arttırmak yerine yağlanmanıza da sebep olabilir. Protein barlar destek ürünleri arasında en az işlem görmüş olanlardır ve kullanılan ürünler genellikle ek bir kimyasal işlem görmeden bir araya getirilebilir. Ancak bu kadar ürün seçeneğinin bulunduğu bu pazarda, etiket bilgilerini çok dikkatli okumakta fayda var.” uyarısında bulundu. Yüksek düzeyde protein içeren protein barların, yaklaşık 20-25 gram protein barındırdıklarını belirten Yiğit, yetişkin bir bireyin günlük protein ihtiyacının 45-55 gram arasında olduğu düşünüldüğünde bu oranın son derece iyi olduğunu dile getirdi. “GÜZEL VE SAĞLIKLI ŞEYLER ZAMAN ALIR” “Değişen ve gelişen dünyada proteinli bir öğün hazırlamak birçok kişi için vakit kaybı gibi düşünülse de güzel ve sağlıklı şeyler zaman alır.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, her spor sonrası protein bar tüketmek yerine bunu aralıklarla yapmanın vücudu daha olumlu etkileyeceğini ifade etti. Vücudun kendisi için gereken proteini alırken demir, çinko, selenyum gibi mineralleri de alıp kullanmak istediğini sözlerine ekleyen Yiğit, şöyle devam etti: “Bu noktada besin ögelerinin bir araya gelip vücutta oluşturduğu sinerjik etkiyi de atlamamak gerekir. Yani proteini sadece hazır barlardan değil, yumurta, peynir, az yağlı kırmızı ve beyaz etten almanız protein sentezi, kas yapımı ve vücut işleyişi için daha etkili olacaktır.” BESLENMEYE DAHA AZ ZAMAN AYIRANLAR GÜNLÜK OLARAK TÜKETEBİLİR Protein barların günlük beslenme düzeninde bir besin takviyesi olarak kullanılmasına değinen Yiğit, “Günlük beslenme rutininde yoğun tempo ve beslenme programlarında günlük olarak alınabilir. Günümüzde birçok faktör, bireylerin besin seçimi ve yemek yeme alışkanlıklarını büyük ölçüde etkiliyor. Ev dışı uğraşıları artan aile bireyleri, beslenmeye daha az zaman ayırır, gereksinimlerini genellikle ayaküstü ve atıştırmalık besinlerle geçirirler. Bu durumda olan bireylerin protein bar tüketmesi hızlı ve gereksinim açısından yeterli olacaktır. Lifli yapıları sayesinde uzun süre midede kalarak tok kalmaya da yardımcı olur.” dedi. TOK TUTAR, İHTİYAÇ DUYULAN ENERJİYE KATKI SAĞLAR YİĞİT, PROTEİN BARLARIN DİĞER AVANTAJLARINI İSE ŞÖYLE SIRALADI: “Uzun süre tokluk hissi sağladığından, fazladan kalori alımını azaltır. Yüksek oranları nedeniyle en iyi protein kaynaklarındandır. Kan şekeri seviyesini dengelemeye destek olur. Gün içerisinde ihtiyaç duyulan enerjiye katkı sağlar. Yağsız kas kütlesi oluşumunu sağlar. Metabolizma hızını arttırmaya yardımcı olur. Küçük olması nedeniyle kolay taşınabilir ve her zaman yanınızda bulunabilir. Kas gelişimini destekler, hacim kazandırmaya yardımcı olur. Antrenman sonrası kasların daha çabuk toparlanmasını ve onarılmasını sağlar. Zaman kaybını önleyerek, kısa sürede protein almanızı sağlar. Yoğun lif içerdiğinden bağırsak ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkilere sahiptir.” BAZI PROTEİN BARLARDAKİ YÜKSEK TUZ VEYA ŞEKER İÇERİĞİ HASTALIK RİSKİNİ ARTIRABİLİR Protein bar tüketmenin avantajlarının yanında dezavantajları olduğuna da vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Doğal protein kaynakları varken, her beş kişiden biri sağlıklı olduğuna inandığı için protein barlarını diyetlerine alıyor. Bu şekilde günlük protein ihtiyaçlarını tamamladıklarını düşünüyorlar. Bazı protein barları, yüksek miktarda şeker içerebilir, bu da diyabet riskini arttırabilir ve aşırı kilo almaya neden olabilir. Bazı protein barları yüksek miktarda tuz içerebilir, bu da tansiyon yükselmesine neden olabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilir.” uyarılarını yaparak sözlerini tamamladı. BU İÇERİK DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: https://www.ilksesgazetesi.com/sadece-sicaklik-degil-zehirlenmeler-de-kavuruyor

Bu diyetler kalp krizine yol açıyor Haber

Bu diyetler kalp krizine yol açıyor

Yapılan yeni bir araştırma, düşük karbonhidrat, yüksek yağ içeren "Keto benzeri" bir diyet programının, "kötü" kolesterol seviyelerini yükseltebileceğini, bunun da kalp damarlarının tıkanması, kalp krizi ve felç gibi kalp damar rahatsızlıkları riskini iki kattan fazla artırabileceğini gösterdi. Araştırmada, bir İngiliz veri bankası olan UK Biobank'tan alınan verilerle 10 yıldan fazla süre düşük karbonhidrat, yüksek yağ diyeti yapan 305 kişinin değerleri, standart beslenme yapan bin 200 kişinin değerleriyle karşılaştırıldı. Kalp rahatsızlığı olanlar, diyabet, sigara alışkanlıkları ve obezite gibi sonucu etkileyebilecek olumsuzluklara sahip denekler araştırmaya dahil edilmedi. KALP HASTALIĞINA YAKALANMA RİSKİ İKİ KAT FAZLA Yapılan değerlendirme sonrasında düşük karbonhidrat yüksek yağ (LCHF) diyeti yapan kişilerde, kalp damarlarının stent takılarak açılması gereken kalp damar hastalıkları, kalp krizi, felç, kol ve bacaktaki atardamarların tıkanması gibi birkaç önemli kalp damar hastalığına yakalanma riskinin iki kattan fazla olduğu görüldü. Araştırmacılar, çalışmalarının "kalp hastalıklarının nedenini değil, yalnızca söz konusu diyet ile büyük kalp rahatsızlıkları riskinin artması arasındaki bir ilişkiyi gösterebileceğini" çünkü, gözlemsel bir çalışma olduğunu, ancak bulgularının daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirtti. Araştırmanın başyazarı Dr. Iulia Iatan, "Çalışmamız sonucunda, LCHF diyetinin düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da kolesterol değerlerinin yükselmesine neden olduğunu, bunun da kalp hastalığı riskini artırdığını tespit ettik." ifadelerini kullandı. Keto diyeti uygulayanların yüksek "kötü" kolesterolle karşı karşıya kalabileceğini kaydeden Dr. Iatan, bu araştırmaya karşın LCHF diyetlerle kandaki yüksek lipid seviyeleri ve kalp damar hastalıkları arasındaki ilişkiyi kanıtlamak için sınırlı veri olduğunu belirtti. Iatan, araştırmaya katılanların yüzde 73'ünün kadın olmasının, kadınların daha çok diyet yapma ve yaşam tarzlarını değiştirme eğiliminde olduğunu da gösterdiğini kaydetti. YARARDAN ÇOK ZARAR Çalışmaya katılmayan ancak Keto diyeti üzerinde araştırmalar yapan Stanford Önleme Araştırma Merkezinden Prof. Christopher Gardner ise bu araştırmanın Keto diyetinin yarardan çok zarar getirdiğini gösterdiğini belirterek LCHF diyetinin yan etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gardner, Keto diyetiyle birçok önemli besin maddesinin, bitkisel kimyasalların ve antioksidanların yanı sıra lifli besin tüketiminin bırakıldığını, bu nedenle uzmanların diyetin uzun vadede zararlı olduğunu düşündüğünü aktardı. Hakem değerlendirmesinden henüz geçmemiş araştırma, Amerikan Kardiyoloji Kolejinin Dünya Kardiyoloji Kongresiyle birlikte yıllık bilimsel toplantısında sunuldu. Çoğu sağlık uzmanı, vücudun yağ yakmasını sağlamak için karbonhidratları yasaklayan Keto diyetiyle meyve, baklagiller ve tam tahıllar gibi sağlıklı yiyeceklerden mahrum kalındığını belirtiyor. HABER MERKEZİ

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.