TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İzmir Büyükşehir Belediyesi

İzmir Büyükşehir Belediyesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir Büyükşehir Belediyesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sorun çözümsüz kalmıştı: 4 grubun ortak önergesinde ikinci raunt Haber

Sorun çözümsüz kalmıştı: 4 grubun ortak önergesinde ikinci raunt

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi geçtiğimiz Mayıs ayı toplantısında ‘karavan’ sorunu gündeme gelmişti. Mayıs ayında hali hazırda sorun olan otopark probleminin yanında karavanlı vatandaşların karavanlarını binek araçları otoparklarına park etmeleri tepki toplamıştı. Şikayetlerin ardından belediye zabıta ekipleri Bostanlı Pazar yerinin karşısında bulunan karavanların kaldırılması için çalışma başlatması ‘karavan’ sorununu meclise taşımıştı. AK Partili meclis üyesi Hüsnü Boztepe, karavanların araç park yerlerine ve yol kenarlarına park etme sorununu gündeme getirmiş ve “Kentimizin otopark olarak, oradaki oturan vatandaşların kullanması için otopark olarak ayrılan yerlerde karavanlar park edilmiş. Her tarafı karavanlar sarmış durumda” demiş ve karavanların bazılarında ‘fuhuş’ yapıldığı iddiasını da gündeme getirmişti. Karavan sorunu gündemde yerini korurken konuya ilişkin dönemin meclisindeki 4 parti grubundan ortak adım gelmiş ve Hüsnü Boztepe’nin de dahil olmak üzere 4 grubun grup başkanvekili karavan sorunun çözümü için ortak yazılı önerge vermişti. Aralık ayında verilen önerge İmar Komisyonu, Çevre ve Sağlık Komisyonu, Ulaşım Komisyonu, Esnaf Komisyonu ve Hukuk Komisyonuna gönderilirken aradan geçen üç ayda komisyonlarda karara varılamadı. YENİDEN GÜNDEMDE Öte yandan; meclisteki dört grubun ortak önergesi, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından karara bağlanmak üzere bir kez daha gündeme gelecek. Önergenin son kez değerlendirilmesinin ardından nihai karara varılması bekleniyor. İlgili önergede, “5393 sayılı Belediye Kanununun 15. maddesi ile diğer Kanun ve Yönetmelikler uyarınca planların yapılmasında ve kentleşmeye esas imar planlarının düzenlenmesine esas olarak alınan bölge nüfusuna yapılaşmaya esas yeşil alan ve otopark alanlarının hesaplanması ve tasarlanması noktasında öngörülmeyen Karavan (çekme, motokaravan) tinyhouse ve konteyner gibi geçici konaklama amacıyla kullanımları özellikle şehir içi kullanımlar bölgede yerleşik düzende yaşayan vatandaşlarımız açısından mağduriyet oluşturmakta ve bu nedenle konunun ilgili mevzuatlar çerçevesinde incelenerek Meclisimizce gerekli düzenlemelerin yapılması hususunun ilgili İhtisas Komisyonlarınca görüşülmesine yönelik Yazılı Önerge” ifadelerine yer verildi.

CHP’li Aslanoğlu’ndan ilk açıklama: 29 ilçede öndeyiz Haber

CHP’li Aslanoğlu’ndan ilk açıklama: 29 ilçede öndeyiz

Türkiye, Mahalli İdareler Genel Seçimi için bugün sandık başına gitti. Saat 17.00’de sandıklar kapanıp oy sayım işlemlerine başlanırken İzmir’den ilk sonuçlar gelmeye başladı. İzmir’de İzmir Büyükşehir Belediyesi için 27 aday yarışırken en güçlü adaylar ise CHP’nin İzBB adayı Cemil Tugay, Cumhur İttifakı’nın adayı AK Partili Hamza Dağ ve İYİ Parti’nin İzBB Adayı Ümit Özlale oldu. Öte yandan; sandıkların açılmasıyla birlikte CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’ndan ilk açıklama geldi. NET SONUÇLAR İÇİN EN AZINDAN ÜÇTE BİRİNİ GÖRELİM DİYORUZ İzmir’in ilçelerinin neredeyse tamamında CHP’nin yarışı önde götürdüğünü belirten Aslanoğlu, net tahmin için sandıkların üçte birini işaret ederek, “Bugün akşam itibariyle ilk sonuçlar yavaş yavaş elimize gelmeye başladı. Bizdeki sonuçlara göre sandıkların yüzde 13,5 sonuçlarını almış durumdayız. Büyükşehir adayımız Sayın Cemil Tugay yaklaşık yüzce 51, AKP’nin adayı yaklaşık yüzde 37 oyla devam ediyor. Beklediğimiz gibi birçok ilçede önde götürüyoruz. İlçe sonuçları biraz arkadan gelecektir. Net sonuçlar için en azından üçte birini görelim diyoruz. Üçte bir sandık bize hemen hemen kesin sonuçlara yakın sonuç vermiş olur. İzmir’in her ilçesinde gayet güzel seçim sonucu görüyoruz. Şu anda 29 ilçede büyükşehir adayımızın önde olduğunu görüyoruz” dedi.

Karataş'ta beklemeye son: Bu üst geçit hem yayalar hem taşıtlara yarayacak Haber

Karataş'ta beklemeye son: Bu üst geçit hem yayalar hem taşıtlara yarayacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’ndaki yaya ve araç trafiğini rahatlatmak için projelendirilen Karataş Yaya Üst Geçidi’nin temeli atıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında ilk olarak alanda zemin güçlendirme çalışmaları tamamlandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Karataş’a giderek üst geçidin temelini attı. Başkan Soyer’e İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Ozan Yılmaz, Fen İşleri Dairesi Başkanı Hamdi Ziya Aydın eşlik etti. Tunç Soyer: Çok büyük bir rahatlama sağlayacak Üst geçidin bölgedeki araç ve yaya trafiğini rahatlatacağını söyleyen Başkan Tunç Soyer, “Karataş, hem trafiğin sıkıştığı hem yayaların ışık nedeniyle çok beklemek zorunda kaldığı noktalardan biriydi. Bu nedenle üst geçit çok büyük bir rahatlama sağlayacak. Aynı zamanda yaya geçişi de olmayacağı için trafik de hızlanacak. Çift taraflı bir rahatlama olacak. Sıkıntılı bir imalat hazırlık süreci vardı. Deniz kenarında fore kazık uygulanması gerekiyordu. Bütün bunlar tamamlandı. Haziran ayında hizmete girecek. İzmir’e hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu. Konforlu ve güvenli ulaşım Mustafa Kemal Sahil Bulvarı Karataş Yaya Üst Geçidi çalışmaları kapsamında köprünün ayak temellerine toplam 34 adet fore kazık çalışmasıyla zemin güçlendirilmesi yapıldı. 81 metre uzunluğundaki üst geçidin yoldan yüksekliği 7.75 metre, genişliği ise 3.60 metre olacak. 4 adet yürüyen merdiven ve 2 adet asansör bulunan yaya üst geçidi çevresinde bin 300 metrekarelik çevre düzenlemesi yapılacak. Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinde Karataş bölgesinde yapılacak yaya köprüsü, çevresinde bulunan okul, tramvay durağı, sahildeki yaya ve araç trafiğini rahatlatacak, yayalar için konforlu ve güvenli bir platform oluşturacak.

Köy Enstitüleri’nin ruhu İzmir’de yaşatılıyor Haber

Köy Enstitüleri’nin ruhu İzmir’de yaşatılıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Cumhuriyetin 100. yılında açılışını yaptığı Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Arşivi, Müzeler ve Kütüphaneler Şube Müdürlüğü ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği işbirliğiyle hayata geçirilen “Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi” genç Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitimli, çağdaş, modern bir nesil yetiştirme hedefinin özgün projesi olan Köy Enstitülerini konu alıyor.  Konak Tan Mahallesi’nde bulunan anı evi, dönemin Köy Enstitüleri’nde okuyan öğrenciler tarafından yapılan, kullanılan araç ve gereçler, tarihi belge, fotoğraf ve kayıt defterlerinin yanı sıra 600 kitap ve dijital kütüphanesiyle gelen ziyaretçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Dünya üzerindeki ender eğitim modellerinden birisi Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi sorumlusu Özgür Ceylan, anı ve kültür evinin yapıldığı binanın önceki durumunun oldukça kötü olduğunu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin binayı restore ettiğini hatırlattı. Ceylan, “Bu gördüğünüz anı ve kültür evi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği ile birlikte yaklaşık 2 yıl öncesinde başlayan bir araştırmanın sergiye dönüşmüş halidir. Burada hem Köy Enstitülerinde okumuş öğrencilerin hikayelerini hem de Köy Enstitülerinin kuruluş sürecine kadar çoğu şeyi görmeniz mümkün. Dünya üzerindeki ender eğitim modellerinden birisi olan Köy Enstitüleri, yaparak ve yaşayarak öğrenme metodu üzerine kuruluyor. Çünkü yüzde 80 okuma ve yazması olmayan bir ülkeden bahsediyoruz ve köylerde bu oran daha da düşüyor. Köylerde aynı şekilde okuma yazma bilen çocuklara eğitim verilip tekrar köylerinde öğretmen olmaları sağlanıyor. Anı evine ilk başta Köy Enstitüleriyle doğrudan bağlantısı olan ziyaretçiler geldi ama zaman içerisinde ziyaretçi kitlesi genişledi. Fakat en yoğun ilgiyi de öğretmenlerden görüyoruz. Bu da bizi daha çok mutlu ediyor” dedi. Muhakkak bir müzik aleti çalıyorlar, yabancı dil biliyorlar Dönemin Yüksek Köy Enstitüsü mezunlarından Mustafa Acar'ın kızı Ayşe Berrin Bayus ise bir etkinlik sırasında tesadüfen Yeni Kuşak Köy Enstitüsü Derneği ile karşılaştığını ve babasından kalan hatıraları Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi’ne bağışladığını belirtti. Anı evinde babasına ait valizi de gösteren Ayşe Berrin Bayus, “Babam Mustafa Acar Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne gitmiş fakat orada bir bina bile yokmuş. Dersleri ilk etapta çadırlarda işlemişler. Ortada bir bina bile yokken okullarını kendileri yapıp o şartlarda tarih, kimya, fizik gibi dersleri okuyorlar. Ama kendilerinden başka bir şey de istiyorlar. Sadece eğitilmesi gereken çocuklar değil, eğitilmesi gereken bir toplum da var diyorlar. Bu yüzden okullarında arıcılık, hayvancılık, terzilik, çiftçilik, marangozluk, terzilik, halı dokuma gibi zanaat eğitimleri de var. Bu vasıfları edinmelerini istiyorlar ki gittikleri köyde kasabada önce çocuğu eğitsin, sonra gidip halkı eğitsinler. 1940'ların Türkiye’sinden bahsediyorum, yüzlerce kitap okumuşlar. Muhakkak bir müzik aleti çalıyorlar, yabancı dil biliyorlar, spor yapıyorlar. Ben babamı hep nasıl hatırlıyorum biliyor musunuz? Ders zamanı derste, ders olmadığı zamanlarda teneffüste bahçede çocuklarla. Ben hiçbir zaman babamın öğretmenler odasına gittiğini bile hatırlamıyorum.  Bir bakarsınız çocuklarla bahçede voleybol oynar, bir bakarsınız atölyeye gitmiş uçak modelleri yaparlar.  Kendisiyle gurur duyuyorum ve ona layık olmaya çalışıyorum” dedi.  “O hafta ne yapıldıysa hep birlikte konuşup tartışıyorlar” Emekli olduktan sonra üretmeye devam etmeyi de babasından öğrendiğini belirten Ayşe Berrin Bayus, “Çünkü onun birinci koşulu hep oydu. Herkes burayı merak etmeli, çünkü o okullarda şu an olmayan bir şey yapılıyordu. Hafta sonu okul temizlikçisinden tutun müdürüne kadar o hafta ne yapıldıysa hep birlikte konuşup tartışıyorlar. Bütün karşıt fikirler demokratik bir ortamda konuşup bir karar alıyorlar, zaten biz şu an onu yapsak kavgalar, gürültüler olmaz” diye konuştu. Ayşe Berrin Bayus, Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi’ni hizmete açtıkları için de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Eğer Köy Enstitülerini kapatmasalardı… Bağışçılardan Ahmet Gürel, İzmir için Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi’nin çok önemli olduğunu, çünkü Türkiye'de başka bir yerde örneğinin bulunmadığını söyledi. Birkaç belediyenin denediğini ama başaramadığını belirten Gürel, ''İzmir Büyükşehir Belediyesi burayı değerlendirdi. Bu binanın içinde Köy Enstitülerinin torunları geziyor. Şunu da belirtmek istiyorum, Köy Enstitüleri sadece öğretmen yetiştirmiyordu. Araba tamirciliğinden tutun kaynakçılığa kadar öğrenen öğrenciler vardı. Aynı zamanda doktorlarımız da vardı. Eğer Köy Enstitüleri’ni kapatmasalardı ilerideki süreçte üniversiteye dönseydi ülkede karanlığa dair bir şey kalmayacaktı” şeklinde konuştu. Araştırma yapmak isteyenler için sağlam bir kaynak Türkiye'nin eğitim sorunları üzerine uzun süredir çalışmalar yürüttüğünü belirten bir diğer bağışçı Bekir Özgen ise “1970 yılından beri Köy Enstitüleri üzerinde çalışıyorum. Eğitim kavramı çok geniş ama eğitim tarihimizde Köy Enstitüleri’nin ayrıcalıklı bir yeri var. Onun da iyi bilinmesinde yarar var. Hem şimdiki gençlerimiz için hem yarınki kuşaklar için bunun bilinmesi gerekiyor. Köy Enstitüleri ile ilgili özellikle akademik anlamda araştırma yapmak isteyen ve bu düşünceyi yaymak isteyenler için sağlam bir kaynak burası” diye kaydetti. Böyle bir Anı Evi bırakın Türkiye'yi dünyada tektir Köy Enstitüleri zamanında 4,5 yıl köy öğretmenliği yapan Mevlüt Kaplan, Türkiye'de İzmir'in birçok alanda ilklerin başkenti olduğunu belirterek, “İzmir'i bu açıdan çok severim. 1959 yılında İzmir'e geldikten sonra 23 yıl görev yaptım. Ben özel olarak da böyle bir anı evini kurduğu için bizzat başkanımız Tunç Soyer'e teşekkür ederim. Cumhuriyetin 100. yılında böyle bir anı evi yapılması bırakın Türkiye'yi dünyada tektir. Ben bu durumdan dolayı çok mutluyum. Baktığım gördüğüm kadarıyla bu anı evi Türkiye'de hiç bir il ve ilçede yok. Bizim en çok istediğimiz şeylerden biri buydu, sahip çıkılsın istedik ve Tunç başkan sesimizi duydu” dedi. Burası bir başlangıç Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Genel Başkanı Gökhan Bal, Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi projesi için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile masaya oturduklarını ve projeyi gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Köy Enstitüleri ile ilgili ülkemizde sempozyumdan tutun söyleşilere kadar çoğu şey yapıldı ama yerel yönetim düzeyinde Köy Enstitüleri adını taşıyan bir merkez kurulmadı. Biz şimdiki kuşaklar geçmişte nelerin yapıldığını, nasıl bir eğitim sürecinden geçildiğini görsün istedik ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bu görüşümüzü önemsedi. İzmirliler çok rahatlıkla gelip şimdi burada dijital videolarla geçmişte yapılan her türlü eğitimi görebiliyorlar. Unutturulmak istenen tarih de burada yeniden canlandırıldı. Biz bu ulusal gerçeği derneğimiz olarak Türkiye'ye yaydığımızı da düşünüyoruz. İnsanlar sahip çıkıyor. Burası bir başlangıç” şeklinde konuştu. Öğrencilerin tahta bavulundan mandolinine dev arşiv Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi, Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlanmasının temel taşı olan Köy Enstitülerinin yeri ve önemine dair içerikleri bir araya getirdi. Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında temel eğitim, köy öğretmenleri, Köy Enstitülerinin kurucuları, mezunları ve günümüze kalanlar Anı Evi’nin temasını oluşturdu. Bağışçılardan dönemin ruhunu yansıtan çeşitli obje, belge, fotoğraf ve benzeri materyal derlendi. Bağışlanan objeler arasında; bizzat Köy Enstitüsü öğrencileri tarafından yapılmış ya da kullanılmış tahta bavul, saat, tuğla, mandolin, mandolin kutusu, rozet, marangoz rendesi gibi ders araçları yer alıyor. Ayrıca bağış yoluyla edinilen ve APİKAM arşivinden derlenen tarihi belge, diploma, günlük, kayıt defterleri, ders notları, orijinal baskı fotoğraflar gibi materyaller de Anı Evi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bilim insanları için dünya ölçeğinde bir kaynak Köy Enstitüsü Anı ve Kültür Evi’nde bir araştırma kütüphanesi ve bir de dijital arşiv sistemi kuruldu. Kütüphanede yer alan tamamı Köy Enstitülerini konu alan 600 kitap ve dijital arşive aktarılan 300’den fazla materyal ile Köy Enstitüleri alanında çalışan araştırmacılara değerli bir veri tabanı sağlıyor. Bu veri tabanına ziyaretçiler Anı Evi’nde yer alan tabletlerden ulaşabiliyor. Ayrıca anı evinde tüm bağışçıların biyografi ve dijital belgelerine ulaşılabilecek bir kiosk ekranı da bulunuyor. Böylelikle Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi, sadece İzmir’de değil Türkiye ve dünya çapında Köy Enstitüleri alanında araştırma yapan akademisyen, tarihçi ve araştırmacılar için önemli bir başvuru merkezi görevi de görüyor.

Başkan deprem anı senaryosu geliştirmeli! Haber

Başkan deprem anı senaryosu geliştirmeli!

AYSELİN UZUN-ÖZEL HABER- Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması sebebiyle her 1- 7 Mart tarihleri arası “Deprem Haftası” olarak kabul ediliyor. Bu süre zarfında, olası bir depreme karşı alınabilecek önlemlerin yanı sıra önceden yaşanan depremlerden çıkarılabilecek dersler de hatırlatılıyor. Ancak tüm bunlara rağmen yerel ve merkezi yönetimin hala deprem anında ve sonrasında yapılacaklara ilişkin pek bir planı olmadığını belirten Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan, “Kahramanmaraş depreminde gördük ki 3 gün boyunca bölgeye dışarıdan giriş mümkün olmadı. Bu sebeple ise arama kurtarma başta olmak üzere birçok konuda geç kalındı. Buradan anlıyoruz ki bizim deprem anında ve sonrasında ne yapacağımızla ilgili hiçbir planımız yok. O yüzden biz şunu çok önemsiyoruz; İzmir’de bir deprem olduğu taktirde, deprem bölgesine yardımlar nasıl ulaşacağı ve bu kaos ortamı nasıl aşılacağı konusunda bir deprem senaryosu geliştirmeli” konusunda vurgu yaptı. Jeofizik Yüksek Mühendisi Erhan İçöz ise İzmir’deki kaçak yapılara karşı uyarılarda bulunarak “Verilere bakıldığında İzmir’de çok sayıda kaçak yapı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de bu yapıların herhangi bir mühendislik hizmeti almadığı, zemin yapılarının araştırılmadığı çok açık bir gerçek. 99 depreminde yıkılan yapıların büyük bir bölümü bu tür kaçak yapılardı. İzmir’in de bu açıdan büyük bir risk altında olduğu çok açık” sözlerini etti. UZUN VADELİ PLANLAR YAPILMALI Yaklaşan yerel seçimlere dikkat çeken Koray Çetin Önalan, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı olacak kişinin öncelikle olası bir depreme karşı şehri hazırlaması gerektiğini vurgulayarak “İzmir’in olası bir depreme hazır olup olmadığı konusuna öncelikle, deprem sonrasında yapılması gerekenler açısından bakmak lazım çünkü Kahramanmaraş depreminde gördük ki 3 gün boyunca bölgeye dışarıdan giriş mümkün olmadı. Bu sebeple arama kurtarma başta olmak üzere birçok konuda geç kalındı. Buradan anlıyoruz ki bizim deprem anında ve sonrasında ne yapacağımızla ilgili hiçbir planımız yok. O yüzden biz şunu çok önemsiyoruz; İzmir’de bir deprem olduğu taktirde, deprem bölgesine yardımlar nasıl ulaşacağı ve bu kaos ortamı nasıl aşılacağı konusunda bir deprem senaryosu geliştirmeli. İzmir büyükşehir belediyesine aday olanlardan en önemli beklentimiz, bir afet anı planı. Aksi taktirde insanlar enkazın altındayken Türkiye’de yollar tıkanıyor. Yardımlar bölgeye ulaşamıyor” şeklinde konuştu. DEPREM MASTER PLANI ÖNEMLİ Öte yandan deprem öncesinde alınacak tedbirlerin de çok önemli olduğunu söyleyen Önalan, İzmir’de bir deprem yaşanma olasılığı için fitili ateşlenmiş dinamit benzetmesinde bulunarak “Türkiye bir deprem ülkesidir ve adete fitili yakılmış dinamit gibidir. Bizim depremle ne zaman karşılaşacağımız dinamitin ipinin uzunluğuna bağlıdır. Yani İzmir’de şu anda da deprem olabilir belli bir süre sonra da. Ancak şunu biliyoruz ki bu mutlaka olacak. Bunun için bizim 20-30 yıllık planlar yapmamız gerek. Bir defa İzmir’de yapı stoku çok eski. İkinci yapılması gereken şey de yapı stokunun yenilenmesi lazım. Zaten biz bugüne kadar, ovalarda, tarlalarda ve diri fayların üstünde yerleştik. Yani yanlış yerlerde yerleştik. Bu yerleşim kültürünü tamamen terk etmemiz ve güvenli yerleşim alanlarına kentleri kurmamız şart” dedi. Son olarak CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay’ın seçim vaatlerinde sıkça söz ettiği “Deprem Master Planı”na değinen Önalan, “Deprem Master Planı son derece önemlidir. Ancak bu plan sözde kalmamalı. Yani bunun üzerine gerçekten gidilmeli ve Deprem Master Planından çıkan sonuçlara uyulmalı ve uygulanmalıdır” diye konuştu. İZMİR’İN RİSK ALTINDA OLDUĞU ÇOK AÇIK Çok yakında seçilecek olan İzmir Büyükşehir Belediye başkanının, deprem konusunda uygulayacağı planları mühendis odalarıyla bir iş birliği kurarak ilerletmesi gerektiğini vurgulayan Jeofizik Yüksek Mühendisi Erhan İçöz, “Depremin bir öncesi, bir sırası bir de sonrası var. Biz yer bilimciler her zaman depremin öncesine hazırlıklı olunması gerektiğini söylüyoruz. Buradan bakılınca, İzmir depreme hazır mı konusunu bu şekilde irdelememiz gerekir. Öte yandan verilere bakıldığında İzmir’de çok sayıda kaçak yapı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de bu yapıların herhangi bir mühendislik hizmeti almadığı, zemin yapılarının araştırılmadığı çok açık bir gerçek. 99 depreminde yıkılan yapıların büyük bir bölümü bu tür kaçak yapılardı. İzmir’in de bu açıdan büyük bir risk altında olduğu çok açık. Diğer taraftan İzmir’in pek çok semtinde çok dar sokaklar bulunmakta. Bunun da deprem için risk faktörü olduğunu bellidir. Ayrıca Türkiye’de ilk kez İzmir’de ‘Deprem Master Planı’ uygulanmıştır ve bu plan oldukça önemlidir. Ancak eksikleri bulunmakta. Eğer yerel yönetimler bu eksikleri giderirse İzmir’in deprem açısından yapısı çok iyi olacaktır. Nedir bu eksiklikler derseniz; bu çalışmada jeolojik araştırma yapılmış, sondajlama usulüyle binaların durumu araştırılmıştır ancak jeofizik çalışma hiç yapılmamıştır. Bu da depremin en önemli bileşenlerinden birisidir. Bu nedenle İzmir’in tamamının jeofizik yöntemlerle araştırılıp, mevcut fay hatlarının durumu, zemin yapısının dağılımı, binaların buna göre zemin-yapı ilişkisine uygun olup olmadığının mutlaka araştırılması gerekir. Çünkü bir bina sağlam bile olsa, zeminle uyumsuzsa depremde yıkılması kaçınılmazdır. Seçilecek olan belediye başkanı eğer, Deprem Master Planı’nı mühendis odalarıyla el ele geliştirirse çok iyi sonuçlar alınacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

İzDoğa “İzmir Dönüşüm Sertifikası” vermeye başlıyor Haber

İzDoğa “İzmir Dönüşüm Sertifikası” vermeye başlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden İzDoğa, İzmir Dönüşüm Sertifikası vermek için yetkili kurum oldu. NAC’ın (Ulusal Akreditasyon Merkezi) akredite ettiği İzDoğa, insan sömürüsü içermeden geri dönüşüm yapan firmalara ve onların ürünlerine sertifika veren kuruluş olmaya hak kazandı. Üretim zincirinde atık toplayıcılarını iyi şartlarda ve sigortalı olarak çalıştıran, çalışanların sağlığını gözeten firmalar İzDoğa’nın sertifikasyon denetimlerini tamamladıktan sonra İzmir Dönüşüm Sertifikasını almaya hak kazanacak. İzmir Dönüşüm Sertifikasını alan geri dönüşüm firmaları bu belge sayesinde piyasaya sürdükleri ürünlerin emek sömürüsüne konu olmadığını tüketicilerine ispatlayacak ve böylelikle ürünlerinin katma değerini artıracak. Sertifika alan kuruluşlara ürünlerinin üzerinde kullanılmak üzere bu programa özel hazırlanan “İ” logosunu kullanma hakkı verilecek. Böylelikle İzmir Dönüşüm Sertifikası bir yandan sokak toplayıcıları için bir toplumsal güvenlik kalkanı oluştururken, diğer yandan doğayı koruyacak ve bu sertifikayı alan kuruluşların kazancını artıracak. İzmir Dönüşüm Sertifikası nedir? “İzmir Dönüşüm”, ISO 17065 kapsamında İzdoğa tarafından hazırlanan bir sertifika programı. Program, atık toplama ve geri dönüşüm alanında çalışanların istihdam koşullarını iyileştirerek toplumsal adaleti yükseltmeyi ve sektör çalışanlarının yaşam standartlarını artırmak için öncü bir rol oynamayı amaçlıyor. Programın çalışanların refah seviyesini koruyup artırması, ayrıca atık toplama ve ayrıştırma faaliyetinin de doğayla uyumlu şekilde gerçekleşmesini sağlaması hedefleniyor. İzmir Dönüşüm Sertifika programına başvurmak isteyen kurum ve kuruluşlar  izmirdonusum.com sitesini ziyaret edilebilir. Türkiye’nin her bir yanından geri dönüşüm firmalarına başvuru yapabiliyor.

İzmir’de tıbbi atıklar evsel atığa dönüştürülüyor Haber

İzmir’de tıbbi atıklar evsel atığa dönüştürülüyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin maske ve eldiven kullanımının yoğun olduğu pandemi dönemi olan 2020’de Menemen’de devreye aldığı tıbbi atık sterilizasyon tesisinde kentten toplanan 30 bin tonun üzerinde tıbbi atık evsel atığa dönüştürüldü. Kentteki sağlık kuruluşlarından çıkan tıbbi atıkların toplandığı tesis Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise en modern tesisleri arasında yer alıyor.  En modern çevreci tesis Kentteki tıbbi atıkların 15 lisanslı özel donanımlı araçla el değmeden toplandığını belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Planlama ve Katı Atık Değerlendirme Tesisleri Şube Müdürü Işıl Konya, “Son bir yılda 2 bin 800 noktadan 33 bin kez toplama işlemi yaptık. Hastalık bulaştırma riski olan atıkları topluyor, sterilize ediliyor, evsel atık niteliği kazandırıyor, temasında risk barındırmayacak hale getiriyoruz. Tıbbi atıkları toplama ve yönetme sistemimiz sayesinde kentimiz daha güvenli. Modern tesisimiz Türkiye’nin en çevreci sistemine sahip. İş sağlığı ve güvenliği açısından da yüksek standartlarda” dedi. Doğal su varlıkları korunuyor İzmir’de aylık 1 tonun üzerinde tıbbi atık üreten 64 büyük hastane ve 27 diyaliz merkezi olmak üzere 2 bin 59 adet sağlık kurumu ve kuruluşu bulunuyor.  Tıbbi atıklar buralardan kovalı sistemle el değmeden, aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun bir şekilde toplanarak, lisanslı araçlarla taşınıyor. Kovalı toplama ve taşıma sistemi, tıbbi atıkla teması en aza indiriyor. Sağlık kuruluşlarında tartılarak ve radyasyon ölçümleri yapılarak teslim alınan tıbbi atıklar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetimi yapılan çevrimiçi mobil atık takip sistemi ile kayıt altına alınıyor. Buhar üretim ünitesi ile sterilizatörler arasında enerji geri kazanım sistemi de kuruldu. Böylece yoğuşma suyunun geri devir sayısını artıran ekipmanlar aracılığıyla doğal su varlıklarının korunması da sağlandı.

İZBB Başkanı Soyer'den üreticilere hayvan desteği ve süt alım fiyatında artış müjdesi Haber

İZBB Başkanı Soyer'den üreticilere hayvan desteği ve süt alım fiyatında artış müjdesi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21'i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı. “Toprağımızın bereketine sahip çıktık” Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik.  Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. Ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum.  Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir'i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu. “İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir” Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu'yu kuraklığa ve yoksulluğa mahkûm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal'in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir.  Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu. “Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik” Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir'in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir'de üretilen sütün sadece 10'da 1'ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu. “Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem” Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa'nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir'de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım.  Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz.  Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı. Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı. “Büyükşehir’in büyük desteğini gördük” Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.  “Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç” İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.  “Başka bir tarım mümkünmüş” S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu. “Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi. Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu. 73 üreticiye 267 küçükbaş Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı. 530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530'u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla  17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton)  kuzu büyütme yemi dağıtıldı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.