TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#erken teşhis

erken teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, erken teşhis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meme kanseri farkındalık ayında erken teşhisin önemi vurgulandı Haber

Meme kanseri farkındalık ayında erken teşhisin önemi vurgulandı

Her yıl Ekim ayında düzenlenen ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ çerçevesinde, kadınların meme kanserine karşı alabilecekleri tedbirler ve bireysel muayeneler ön plana çıkarılıyor. Erken teşhisin ardından müdahale edildiği takdirde meme kanserinin korkulacak bir hastalık olmadığını vurgulayan Eskişehir Özel Anadolu Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hüseyin Pala, kadınlara önemli uyarılarda bulundu. Yaptığı ameliyatların ardından sağlığına kavuşan hastalarıyla bir araya gelerek meme kanserine karşı bilinçlendirmeyle ilgili konuşan Op. Dr. Pala, “Meme kanseri farkındalığının kadınlarda oluşabilmesi için bu ay özelikle çok önemli. Kadınların yapacağı elle muayenede herhangi şüpheli bir şey görülürse mutlaka bize gelmesi gerekiyor” dedi. “KADINLAR BANYODAN SONRA KENDİLERİNİ ELLE MUAYENE ETMELİLER” Meme kanserine karşı ilk teşhisin ve erken tedavinin hayat kurtardığını, bundan dolayı da kadınların evde kendilerini muayene etmeleri gerektiğini belirten Eskişehir Özel Anadolu Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hüseyin Pala, “Meme kanseri farkındalığının kadınlarda oluşabilmesi için bu ay özelikle çok önemli. Bu anlamda kadınlarımızı her zaman olduğu gibi kontrollere gelmelerini zaten söylüyoruz. Ancak kadınların tek başına yapabileceği şeyler var. Bunlardan ilki her adet döneminde, eğer adet görüyorsa her ayın belli bir zamanında banyodan sonra kendini muayene etmesi. Bu muayenede herhangi şüpheli bir şey görürse mutlaka bize gelmesi gerekiyor. Ancak normal şartlarda biz genelde 6 ay duruma göre 1 yıllık kontrollerle mamografi meme ultrasonu yaparak takip ediyoruz hastalarımızı. Herhangi bir lezyon saptandığında bu lezyonun önemli olup olmadığı konusunda hastayı bilgilendiriyoruz. Belli kontrollere geldiğinde eğer büyüme varsa bu kütleleri alarak erken teşhisle hastanın hayatı kurtulmakta. Dolayısıyla günümüzde çok ilerlemiş meme kanserlerini nadir görüyoruz Allah’tan. O kadar ilerleyen güzel tetkik yöntemlerimiz var” dedi. “KANSERDEN KORKMASINLAR, KANSER DEĞİL BİZ GÜÇLÜYÜZ’’ Memesindeki kitleyi kendi yaptığı küçük çaplı muayenede fark eden ve Op. Dr. Hüseyin Pala tarafından yapılan operasyonun ardından gördüğü tedaviyle 9 yıl önce meme kanserini atlatan Sabriye Özkan, hastalığa karşı verdiği savaşı bileğindeki pembe bileklik ile herkese gösteriyor. Meme kanserindeki farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemini her fırsatta dile getiren Özkan, “Benim ablam meme kanseriydi. Zaten kontroldeydim ben. Elime gelen bir kitle sonucunda doktorum Hüseyin Bey’in bana önerisiyle alıp önümüzü görelim dediler o kitleyi. Aldıktan sonra kanser olduğumu öğrendim. Tedavi süreci başladı böylelikle. İlk duyduğum zamanda biraz bocaladım tabii ki ama doktorumun, eşimin, ablalarımın desteğiyle yendim çok şükür. Erken teşhis çok önemli. Benim bayanlardan tek isteğim, elle olan muayenelerini aksatmasınlar. Rutin tetkiklerini yaptırsınlar. Ben tek kitleyken ikinci evrede yakalandım. Kontrollerim devam ediyordu. Önereceğim bu. Kanserden korkmasınlar, kanser değil biz güçlüyüz” dedi. “AMELİYATA GÜLEREK GİRDİM, DOKTORUMA GÜVENDİM” Elle muayenede fark ettiği meme kitlesini geçirdiği operasyonla aldıran ve sağlığına kavuşan Rukiye Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: “Ben şimdi çok iyiyim. İlk olarak evde elle muayenede fark ettim. Sürekli banyodan sonra kontrol ediyordum. Elle muayenede fark ettikten sonra doktora gittim, teşhisim kondu. Sonra Hüseyin Bey ile buluştuk. Tedavim oldu, ameliyatım oldu. Korkmasınlar. Şahsen ben korkmadım. İlk evresiydi benim ki. Ameliyata gülerek girdim. Doktoruma güvendim. Onlar da güvensinler. Bu hastalığı yenerler.” Her yıl Ekim ayında düzenlenen ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ çerçevesinde, kadınların meme kanserine karşı alabilecekleri tedbirler ve bireysel muayeneler ön plana çıkarılıyor. Erken teşhisin ardından müdahale edildiği takdirde meme kanserinin korkulacak bir hastalık olmadığını vurgulayan Eskişehir Özel Anadolu Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hüseyin Pala, kadınlara önemli uyarılarda bulundu. Yaptığı ameliyatların ardından sağlığına kavuşan hastalarıyla bir araya gelerek meme kanserine karşı bilinçlendirmeyle ilgili konuşan Op. Dr. Pala, “Meme kanseri farkındalığının kadınlarda oluşabilmesi için bu ay özelikle çok önemli. Kadınların yapacağı elle muayenede herhangi şüpheli bir şey görülürse mutlaka bize gelmesi gerekiyor” dedi. ERKEN TEDAVİ HAYAT KURTARIR Meme kanserine karşı ilk teşhisin ve erken tedavinin hayat kurtardığını, bundan dolayı da kadınların evde kendilerini muayene etmeleri gerektiğini belirten Eskişehir Özel Anadolu Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hüseyin Pala, “Meme kanseri farkındalığının kadınlarda oluşabilmesi için bu ay özelikle çok önemli. Bu anlamda kadınlarımızı her zaman olduğu gibi kontrollere gelmelerini zaten söylüyoruz. Ancak kadınların tek başına yapabileceği şeyler var. Bunlardan ilki her adet döneminde, eğer adet görüyorsa her ayın belli bir zamanında banyodan sonra kendini muayene etmesi. Bu muayenede herhangi şüpheli bir şey görürse mutlaka bize gelmesi gerekiyor. Ancak normal şartlarda biz genelde 6 ay duruma göre 1 yıllık kontrollerle mamografi meme ultrasonu yaparak takip ediyoruz hastalarımızı. Herhangi bir lezyon saptandığında bu lezyonun önemli olup olmadığı konusunda hastayı bilgilendiriyoruz. Belli kontrollere geldiğinde eğer büyüme varsa bu kütleleri alarak erken teşhisle hastanın hayatı kurtulmakta. Dolayısıyla günümüzde çok ilerlemiş meme kanserlerini nadir görüyoruz Allah’tan. O kadar ilerleyen güzel tetkik yöntemlerimiz var” dedi. “KORKUP GELMEYEN HASTALARDA İLERLEYEN BİR SENARYO İLE KARŞILAŞIYORUZ” Erken teşhis ile hastalığın kolayca tedavi edilebildiğini fakat geç kalınmış kitlelerin kötü sonuçlar oluşturabildiğini söyleyen Op. Dr. Pala, “Erken teşhis kesinlikle hayat kurtarır. Bu slogan kesinlikle vazgeçilmez gayet güzel bir slogan. Bize gelen bayanlardan tek isteğimiz takip edilmesi gereken bir lezyon olmasa dahi rehavete kapılmayıp hayatları boyunca en az iki yılda bir menopozdan sonra, normal zamanlarda adet dönemindeyse eğer yılda bir kez kontrole gelmelerini istiyoruz. Birinci derece akrabalarında meme kanseri hikayesi varsa bu hastamızın mutlaka yılda bir kez hastaneye gelmesi gerekiyor. Eğer bir lezyon saptanırsa korkmasınlar, çok kolay artık. Kimse artık meme kanserinde erken teşhisi koyduğumuzda rahmetli olmuyor, hayatına devam ediyor, çocuklarını torunlarını seviyor. Bizim çok sayıda hastamız var. Hayatına kaldığı yerden devam etmiş, bir sorun yaşamayan kişiler hep erkenden teşhis koyulmuş kişilerdir. Ancak ilerleyen zaman içerisinde korkup gelmeyen hastalarımızda hep gördüğümüz tablo maalesef ilerliyor. İlerlediğinde maalesef başka yerlere dağıldığında çözümünün imkansız hale geldiği oluyor. Bunları daha azaltmanın tek yolu hastalarımızın takibi bırakmaması, normal rutin meme kontrolüyle gelmesi” ifadelerini kullandı. BU İÇERİK DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Her 8 kadından 1’i meme kanseri adayı

Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor Haber

Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor

Meme kanseri farkındalık ayı dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlikte Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu ve Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği ile JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea bir araya geldi. Gerçekleştirilen etkinlikte Şef Mehmet Faruk Yardımcı ve ekibi tarafından hazırlanan glutensiz tuzlu kurabiyeler ve pancardan yapılan smoothieler ziyaretçilere sunuldu. Ürünlerin geliri de kanser araştırmalarına aktarılacak. Etkinliğe Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Eda Küçüktülü, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uğur Selek, modacı ve sunucu Beste Korkmaz gibi isimler katıldı. “Erken teşhis hayat kurtarır” Meme kanserinde erken tanı konusunda farkındalık sağlayacak önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atmaktan çok mutlu olduklarını belirten Radyasyon Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Eda Küçüktülü, “Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri yaşam tarzının değişmesi, hareketsizlik, obezite, geç doğum, geç menapoz, sağlıksız beslenme gibi nedenler, meme kanseri vakaları genç nüfusta da gittikçe artmaktadır. Meme kanseri doğrudan beslenme ilişkili kanserlerden biridir. Örneğin, glutenin zararlı etkilerinden kaçınmak için glutensiz beslenmek adına kalori ihtiyacının fazlasının alınmaktadır. Bu durum da obeziteye sebep olmakta, obezite de vücutta östrojen hormonunun artmasına neden olmakta, östrojen hormonu da meme kanserine sebep olmaktadır. Değerli varlıklarımız olan kadınlarımızın bu kanserden korunması ve erken tanısına katkıda bulunacak olan bu projenin önemli bir başarıya ulaşacağına inanıyorum” dedi. "Erken evrelerde meme kanserinden tamamen kurtulmak ve meme organını korumak mümkündür" Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, ”Meme kanseri kadınlarda ve tüm kanser türleri arasında en sık görülen kanserdir. Uygulanacak tedavilerle, özellikle erken evrelerde meme kanserinden tamamen kurtulmak ve meme organını korumak da mümkündür. Bu yüzden meme kanserini olabildiğince erken yakalamak hayat kurtarıcıdır diyebiliriz. Erken tanı, doktorlarınızın değerlendirmesi ve önerileri doğrultusunda en uygun yaşta çektirilecek bir mammografi ve doktor tarafından yapılacak meme muayeneleri dışında, kadınların kendi meme muayenelerini öğrenmelerini de kapsamaktadır’’ ifadelerini kullandı. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uğur Selek ise; “Ekim ayı sonuna dek meme kanseri farkındalığına destek olmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla yapılan bu projenin çok verimli olacağına inanıyorum. Restoranlarda servis edilen pembe renkte yiyecek ve içeceklere kadar farkındalığı destekliyoruz. Bizler Radyasyon Onkologları olarak, meme kanseri tedavisinin hemen her evresinde yanınızdayız, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği olarak da bu ve benzer etkinliklerle, “bana bir şey olmaz demeyin” diyerek meme kanserini erken yakalamak için sizleri dikkat etmeye çağırıyoruz” şeklinde konuştu. "Projenin farkındalığın artmasında önemli bir etkisi olacağına inanıyorum" Modacı, sunucu Beste Korkmaz’da “Tıbbiyeli beyaz önlüklülerle mutfaktaki beyaz önlüklülerin tavsiyelerini birleştirdik. 2 yıldır bu projenin içerisindeyim. Erken teşhisin önemini vurgulamak istedik. Sağlıklı harika sunumlar hazırladık. Tüm kadınlara sesimizi duyurmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. "Projeye destek vermekten dolayı mutluluk duyuyoruz" Executive Şef Mehmet Faruk Yardımcı ise “Ekibim ile böyle bir projede yer almaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Glutensiz tuzlu kurabiyelerimiz ve pancar,yoğurt, muzdan oluşan smoothie’lerimiz ile menümüze eklemeler yaparak farkındalığa destek olduk. Herkesi bu lezzetleri tatmaya beklşyoruz. Erken tanı hayat kurtarır” diye konuştu. Meme kanseri farkındalığını arttırmak için otel çalışanları, Ekim ayı boyunca üniformalarının yakalarına pembe kurdele takacak ve otelin birçok noktasına pembe çiçek aranjmanları yerleştirilecek. Ayrıca JW Marriott Istanbul Marmara Sea La Vallée Spa'da alınacak tüm masajların bir kısmı da kanser araştırmalarına destek olmak amacıyla bağışlanacak. BU İÇERİK DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR- HPV aşısı rahim ağzı kanserinden koruyor

Prostat kanserinde erken teşhisin önemi Haber

Prostat kanserinde erken teşhisin önemi

Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Konuyla ilgili önemli bilgiler veren Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Soyupak, “Ülkemizde daha çok akciğer kanseri veya sigarayla ilişkili kanserler daha sık görülüyor. Meme kanseri, akciğer kanseri ve prostat kanseri dünyada genel olarak baktığımızda en sık görülen kanserlerdir” dedi.  “Beslenme alışkanlıklarımızla ilişkili” Prostat kanserinin, beslenme alışkanlıklarıyla da ilişkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Soyupak, “En sık Kuzey Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde görülürken en az da Uzakdoğu ülkelerinde görülüyor. Bunun bir sebebinin de oradaki beslenme alışkanlıkları olduğu düşünülüyor” ifadelerini kullandı.  “Prostat ile ilgili toplumumuzda gereksiz bir korku hakim” Toplumda prostat kanserine karşı gereksiz korkuların olduğuna dikkat çeken Soyupak, “Prostat kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen kanserlerdendir. İleri yaşta görülür. Ortalama yaş 65 üzeridir ama bazı irsi vakalarda daha erken de görülmektedir. O yüzden genç yaşta aile öyküsü olan kardeşte veya babada prostat kanseri öyküsü olan kişilerin erken yaşta prostat kanseri açısından taranmasını öneriyoruz” diye konuştu.  “PSA test sonucu yüksek olan her hasta prostat kanseri değildir” Prof. Dr. Bülent Soyupak, hastalığın teşhis sürecine dair şunları söyledi:   “Prostat kanseri, Prostat Spesifik Antijeni (PSA) denilen kan testinden tespit ediliyor. 1990’lı yıllardan beri çok sık kullandığımız bir test. Bunun yüksekliği prostat kanserini işaret etse de her PSA yüksekliği de kanser demek değildir. Yani PSA'sı yüksek olan bir kişi ben prostat kanseri oldum dememeli. İyi bir hekim tarafından bu PSA testleri değerlendirilmeli.” Tek bir PSA testinin sonucuna bakarak tanı konulamayacağını kaydeden Prof. Dr. Soyupak, “Bir kere tek sonuçla prostat kanseri tanısı konmaz. Peş peşe ölçümlerde PSA’nın yükselmesi prostat kanseri şüphesini artırır. Böyle bir durum varsa son yıllarda çok sıklıkla başvurduğumuz görüntüleme yöntemi, MR, prostattaki şüpheli lezyonu bize gösterebilir ve biz artık eskisinden farklı olarak prostatın içerisindeki şüpheli lezyondan direkt biyopsi ile tanı koyabiliriz” ifadelerine yer verdi.  “Prostat kanserinin tedavisinde çeşitli yollar var” Prostat kanseri tedavi yöntemlerinin geniş bir spektrumu içerdiğini belirten Prof. Dr. Soyupak, hiçbir şey yapmadan sadece takip edilen hastaların varlığından söz etti. İleri evre hastalarda ise kemoterapi ile birlikte çok farklı tedavi yöntemi tercih ettiklerinden bahseden Soyupak, "Örnek olarak erken yaşta prostat kanseri teşhisi konulmuş, uygun bir hasta için en iyi tedavi, prostatın bütününün çıkarıldığı radikal prostatektomi ameliyatıdır. Bugün dünyadaki en sık uygulanan cerrahilerden birisidir. Gelişmiş ülkelerde robot yardımlı olarak yapılır. İleri yaş bir hastada cerrahinin getireceği riskleri göze almayıp ışın tedavisi tercih edebiliriz. İlerlemiş hastalıkta hormon tedavisi ve kemoterapi prostat kanserinin tedavisinde en iyi seçenekler olabilir" diye konuştu. BU HABER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR - Menopoz kanaması kanser belirtisi mi?

En sık görülen 4 kadın hastalığına dikkat! Haber

En sık görülen 4 kadın hastalığına dikkat!

1. Vajinal Akıntı Kadınlarda en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden biri olan vajinal akıntı, genellikle her kadında görülen ve oldukça doğal olan fizyolojik akıntılardır. Vajinal akıntılar genel olarak beyaz, şeffaf ve kokusuz olmakla beraber bazı durumlar dengede olan vajen florasının bozulmasına ve anormal vajinal akıntıların görülmesine sebep olur. Farklı renklerde görülen anormal vajinal akıntılar ise farklı sağlık problemlerinin habercisidir. Dolayısıyla eğer akıntı problemi yaşıyorsanız, akıntının rengini, kokusunu, yoğunluğunu ve kıvamını takip etmeniz, olası hastalıklara karşı erken önlem alınabilmesi açısından önemlidir. Vajinal akıntı problemiyle beraber vulva veya vajina bölgesinde kaşıntı, tahriş, kızarıklık, kötü koku gibi problemler yaşıyorsanız, bakteriyel vajinozis, mantar enfeksiyonları (Candida Albicans) ve trikomonas gibi enfeksiyona bağlı vajinal iltihap durumu söz konusudur.Mantar enfeksiyonu, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve pH dengesinin hormonlara bağlı olarak değişmesinin bir sonucudur. Beyaz, süt kesiği şeklinde görülen mantar enfeksiyonunda akıntıya keskin, kötü bir koku eşlik etmekle beraber bu durum kaşıntı, yanma, tahriş, ağrılı idrara çıkma ya da ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlere yol açar.Vajinal akıntı; yoğun kıvamlı, kötü koku eşliğinde, sarı veya yeşil bir renkte görülüyorsa, bu tarz bir akıntı, genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşan trikomonas enfeksiyonun bir işareti olabilir. Trikomonas enfeksiyonunun teşhis edilmesinde kaşıntı, kızarıklık, tahriş, idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bakteriyel vajinozis ise;  gri renkte, şeffaf ve kimi zaman köpüklü bir yapıda görülebilen, bozuk balık kokusuna benzer bir akıntı ile belirti veren, anormal vajinal akıntılardandır. Vajina florasının bozulması sonucu meydana gelen ve kaşıntı, tahriş, kızarıklık gibi semptomların eşlik ettiği bakteriyel vajinozis, ağrılı cinsel ilişki problemi yaratabilmektedir. Bu tarz anormal vajinal akıntıların görülmesi durumunda mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalısınız.  2. Adet Düzensizliği Adet düzensizliği, her yaştan kadının sıkça yaşadığı bir durumdur. Normal bir adet döngüsü 21-35 gün arasında olurken, adet kanaması adet döngüsünden daha erken veya daha geç görülürse bu durum adet düzensizliği olarak adlandırılır.Farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilen adet düzensizliği en sık  hormonal kaynaklı nedenlerden kaynaklanır. Bir kadının düzenli bir şekilde adet  olabilmesi için hipotalamus, hipofiz, yumurtalık ve rahmin bir denge içinde olması ve adet döngüsünde belirleyici hormonlar olan östrojen ve progesteron hormonlarının sağlıklı bir şekilde salgılanması önemlidir. Kadınların üreme organlarında (yumurtalık, rahim) görülen polip, kist gibi oluşumlar kadınlarda adet düzensizliği nedenlerinin yaklaşık yüzde 25'ini oluşturmaktadırlar.Adet düzensizliğine ve ara kanamalara yol açabilecek durumlar şunlardır;Endometirial dokunun kalınlaşması (Adenomyozis) ,yumurtlamaya bağlı sorunlar, yumurta rezervinde yumurta bulunmaması,miyom, polip veya kistler,düzenli kullanılan hormon ilaçları, doğum kontrol hapları ve ertesi gün hapları,hormonal bozukluklar,enfeksiyonel durumlar,rahim ve overlerde kistler.Yaşanan fizyolojik durumlar adet düzensizliği sebeplerinin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Stresli bir yaşam, depresyon, aşırı kilo alımı, ani kilo kaybı, beslenme tarzı değişiklikleri, mevsimsel ve çevresel değişiklikler, ağır egzersiz programları, kronik hastalıklar ve kullanılan bazı ilaçlar  adet düzensizliğine neden olan fizyolojik durumlardandır. Adet düzensizliğinin nedenleri kişiden kişiye değişebilir. Dolayısıyla adet düzensizliği yaşıyorsanız, adet döngüleri arasında ara kanamalar yaşıyorsanız veya adet döneminiz şiddetli ve ağrılı geçiyorsa mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalısınız. Böylece adet düzensizliğinin hangi sebepten kaynaklandığı saptanarak duruma uygun tedaviye başlanır.  3. Kasık Ağrısı Kasık ağrısı şikayetine yol açan pek çok sebep bulunmakla birlikte, kadınlarda kasık ağrısı, üreme sistemine ilişkin, yumurtlamaya bağlı zararsız bir durumdan kaynaklanabileceği gibi; yumurtalık kistleri, vajinal enfeksiyonlar, idrar yolu enfeksiyonu gibi hastalıklar, sindirim sistemi rahatsızlıkları, spor yaralanmaları ve zorlama kaynaklı durumlar da kasık ağrısının en yaygın sebepleri arasındadır. Kasık ağrısına yol açan durumlar şunlardır;Yumurtlama ağrısı,pelvik inflamatuar hastalık (PID),yumurtalık kistleri,myomlar,adenomyozis ve endometriozis,idrar yolu enfeksiyonu, sistit ve üretrit,adezyonlar (Karın içi yapışıklıklar),endometrial polip,spiral kullanımı,yakın zamanda yapılan doğum ve sezaryen ameliyatı,aşırı aktif mesane,bel ve kasık fıtığı,apandisit,mesane ve idrar yollarında taş ve kum oluşumları,kabızlık,dış gebelik veya düşük,stres, depresyon ve diğer psikolojik rahatsızlıklardır.Kasık ağrısı, birçok ciddi hastalığın habercisi olabileceğinden, ihmal edilmemesi ve sebebi araştırılması gereken hassas bir konudur. Dolayısıyla kasık ağrısı şikayeti yaşıyorsanız, ağrının geçmemesi ve rahatsız edici bir boyuta ulaşması halinde mutlaka uzman bir hekimden destek almalısınız. Kasık ağrısı şikayetinin hangi durumdan kaynaklandığının tespit edilmesi ve ağrının altında yatan sebebe uygun tedavinin gerçekleştirilmesi açısından profesyonel destek almak oldukça önemlidir.  4. İdrar Kaçırma  Tıbbi karşılığı üriner inkontinans olan idrar kaçırma problemi, kişinin kontrolü dışında oluşan ve istemsiz olarak idrarı tutamama durumudur. İdrar kaçırmanın; -Stres tipi idrar kaçırma -Sıkışma tipi idrar kaçırma (aşırı aktif mesane) -Karışık tip idrar kaçırma olmak üzere çeşitleri bulunmaktadır. Kadınlarda idrar kaçırmanın büyük bir kısmı stres tipi idrar kaçırmadır.  İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma, ağır yük kaldırma, egzersiz gibi karın içi basıncı artıran hareketler sırasında istemsiz olarak gerçekleşebildiği gibi, aniden gelen şiddetli idrar ihtiyacında  tuvalete yetişememe durumda da ortaya çıkabilmektedir.İdrar kaçırmanın sebeplerine bakacak olursak;İlerleyen yaş,,çok sayıda doğum yapmış olmak, zor doğum, iri bebek doğurma,menopoz ,aşırı kilo, obezite,alkol tüketimi,diyabet,genetik (bazı kadınlarda bağ dokusunun daha gevşek olması),kabızlık,idrar yolu enfeksiyonları, idrar yollarında taş,merkezi ve çevresel sinir sistemini etkileyen kimi hastalıklar,astım, kronik bronşit, multipl skleroz, parkinson gibi hastalıklar idrar kaçırma problemine yol açan sebeplerdir.  Kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir durum olan idrar kaçırma sorunu, idrar kaçırma tipinin tespit edilmesinin ardından, idrar kaçırmanın tipine göre ilaç veya operasyon gibi farklı tedavi yöntemleri kullanılarak kolayca çözüme kavuşturulmaktadır. İdrar kaçırma problemi henüz hafif derecede iken yapılan ilaç tedavisi ve cerrahi tedavilerde başarı şansı oldukça yüksektir. HABER MERKEZİ

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.