TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#çocuk

çocuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, çocuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurban Bayramı çocuğun yaşına uygun anlatılmalı ! Haber

Kurban Bayramı çocuğun yaşına uygun anlatılmalı !

Çocuklar, kurban kesimiyle ilgili olarak farklı duygular ve tepkiler gösterebilirler. Kurban bayramının anlamını ve önemini yaşa uygun şekilde aktarmak gerekmektedir. Kurban bayramı, dini bir bayram olmasıyla birlikte, aynı zamanda paylaşma, yardımlaşma ve aile bağlarını güçlendirme gibi önemli anlamlar da taşımaktadır. Bu anlamları çocuklara doğru şekilde aktarmak, bayramın ruhunu kavramaları açısından oldukça önemlidir. Yaş gruplarına göre anlatım şekilleri ise şu şekilde sıralanabilir: 0-3 yaş aralığı için Bu yaş grubundaki çocuklara bayramı, ailenin bir araya geldiği, güzel vakit geçirdiği ve lezzetli yemekler yediği bir zaman dilimi olarak anlatmak daha uygundur. Hayvan kesimi gibi detaylara girilmeden, bayramın neşe ve coşkusuna odaklanılmalıdır. 3-7 yaş aralığı için Kurban etinin ihtiyaç sahilerine dağıtılması ve bu sayede yapılan yardımlaşmanın önemi anlatılabilir. Kurban bayramı ile ilgili öyküleyici hikayeler ile basit bir şekilde anlatılabilir. 7 Yaş ve üzeri yaş aralığı için Kurban bayramının dini ve kültürel anlamları daha detaylı aktarılabilir. Bayramın tarihi ve gelenekleri hakkında bilgi verilebilir. Hayvan refahı ve etik kurban kesimi gibi konulara yüzeysel olarak değinilebilir. 12 Yaş ve öncesi çocuklar kurban kesimine tanık olmamalı ve maruz kalmamalıdır. Kurban kesimi, maruz kalan çocuklar için travmatik bir deneyim olabilir ve ayrıca zamanla çocuğun şiddet içerikli davranışlar geliştirmesine, korku ve kaygı problemleri yaşamasına yol açabilir. Bayram sürecinde aileler çocukları ile birlikte bayrama dair aktiviteler yapmaya gayret göstermelidir. Örneğin yardım kuruluşlarına bağış yapmak, akrabaları ve komşuları ziyaret etmek, bayram temalı içerikler izlemek ve okumak gibi sıralanabilir. Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, ''Kurban bayramı; çocuklara merhamet, paylaşma ve yardımlaşma gibi önemli değerleri aşılamak için güzel bir fırsattır. Ailelerin bu değerleri çocuklara doğru şekilde aktarması, bayramın ruhuna uygun bir kutlama yapılmasını sağlayacaktır. '' dedi.

İzmir Barosu’ndan çocuk sömürüsüne karşı duruş Haber

İzmir Barosu’ndan çocuk sömürüsüne karşı duruş

Önemli gün ve gündeme ilişkin olaylarda aktif rol oynayan İzmir Barosu çocukları unutmadı. Çocukların ekonomik sömürüsüne karşı uluslararası mücadele kapsamında Baro önündeki Özgür Kürsü’den çocuklar için sesini yükselten baro açılış konuşmasını yapan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Anıl Güler ülkemizde ve dünyada çocuk haklarının sürekli istismar edildiğini belirterek ÇEDES projesiyle okullara manevi danışman sıfatıyla din adamlarının atanmasına değinen Güler, “bu da çocuklarızın laik, bilimsel eğitimden koparılmasına, uzaklaştırılmasına sonuç oluyor” ifadelerini kullandı. Yapacakları açılmayı iki gün önce Adanada’ki bir tekstil fabrikasında hayatınĵ kaybeden bir çocuğun ölüm haberinin gölgesinde yapıldığını hatırlatan Avukat Güler, basın açıklamasını yapmak üzere kürsüyü Çocuk Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Sena Gökçe Tutguner’e bıraktı. Basın açıklamasında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 12 Haziran’ı Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan ettiği 2002 yılından beri çocukların sistematik bir şekilde emek sömürüsüne uğramaya devam ettiğini aktardı. Devletlerin 2025 yılına kadar her türlü çocuk sömürüsünü bitirmeye taahhüt verdiğini söyleyen Tutguner bu taahhüdlerin yerine getirilmediğinin altını çizdi. Tutguner, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Çocuk İşçilik ile Mücadele Ulusal Programında öncelikli grup olarak belirlediği Sokakta çalışan, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Ağır ve Tehlikeli İşlerde çalışan, Tarımda Aile İşleri Dışında, Ücret Karşılığı Gezici ve Geçici Tarım İşlerinde çalışan çocuk gruplarında bile alınan kararların uygulanmadığını dile getirdi. Gerçek sayı daha fazla Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerini aktaran Avukat  “2024 yılında yayınlanan “İstatistiklerle Çocuk” 2023 yılı verilerine göre 15 ile 17 yaş arasındaki çocukların üretim sürecine dâhil olma oranı yüzde 22,1’e yükselmiştir” ifadelerini kullandı. Bu veriler içinde mülteci çocukların ve kayıtsız çalıştırılan çocukların yer almadığına dikkat çeken Tutguner asıl sayıların daha fazla olduğunu iddia etti. Geçtiğimiz yıllardan günümüze çocuk işçi ölümlerini aktaran Avukat 2013 yılının başından 2024 yılının ilk 4 ayının sonuna kadar 689 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiği bilgisini aktardı. Çocukların sağlık ve güvenle eğitim almalarının önemine değinilen açıklamada bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğu aktarıldı. Tutguner açıklamasında “Çocukların ucuz işgücü olarak kullanılmalarına yol açan ve bunun alt yapısını oluşturan eğitim politikalarına derhal son verilmeli” sözlerini kullanarak laik ve çağdaş eğitim politikalarının önemini vurguladı. Yapılan açıklamada 18 yaşının altındaki herkesin çocuk olduğu vurgusu yapılarak çocukların uluslararası güvence altına alınmış haklarının korunmasından devletin sorumlu olduğu bilgisine yer verildi. Avukat Tutguner’in “Çocuklara yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin borcudur” sözlerini takiben başlayan alkışlarla basın açıklaması son buldu.

Çocuklarda ishale dikkat: Ölüme kadar gidebilir! Haber

Çocuklarda ishale dikkat: Ölüme kadar gidebilir!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yetmiş, sıcak havaların artmasıyla çocuklarda ishal vakalarında artış yaşandığını söyleyerek, bu enfeksiyonun insandan insana bulaşarak yayıldığını kaydetti. Dr. Yetmiş, “Malumunuz yaz ayları gelmeye başladı. Bununla birlikte ishal vakalarında artış yaşanıyor. Özellikle kreşlerde salgınlar artmış durumda. Yaz aylarının gelmesiyle daha çok Adenovirüs ve Rota Virüs enfeksiyonları şiddetli ishallere sebep olabilmekte. Bu ishaller de çocuklarda sıvı kaybı ve hastane yatışlarıyla seyredebilmektedir. İshal, kaka sıklığının ve yumuşaklığının artması diye tarif ederiz. Buna sebep olan virüslerde herhangi bir tedavi yok maalesef. Evde destek tedavisi ve probiyotiklerle tedavi ediyoruz. Özellikle evde yoğurt, ayran, muz, makarna, pilav, haşlanmış patatesin yanı sıra, yoğurt, mısır nişastası ve muzu karıştırarak oluşturduğumuz kür çocuklara iyi gelecektir. Gün içerisinde çocuklarımıza bunları yedirdiğimiz takdirde ishal sıklığı azalıyor” dedi. Evde uygulanan ek gıda takviyeleriyle hastalığın geçmemesi durumunda hastaneye başvurulması gerektiğine dikkat çeken Yetmiş, “Bahsettiğim önerilere rağmen çocuğunuzun ishali durmuyorsa, kusma varsa o zaman mutlaka çocuk doktoruna başvurmalısınız. Hem damardan tedavi hem kan tahlillerine bakıyoruz. İshal olmasına sebep olan bakteriyse eğer antibiyotik tedavisine başlıyoruz. Virüs ise eğer damardan tedavi ya da hastane yatışı ile tedavisi gerçekleştiriyoruz. Eğer çocuk çok sıvı kaybederse, kan değerlerinde bozulmaya, hatta yoğun bakım ve ölüme kadar da gidebilir. O yüzden çocuğunuz çok kusuyorsa, çok ishali varsa mutlaka doktorunuza başvurmalısınız” ifadelerine yer verdi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Gazze'de çocuklarımızın yaşıtı 15-20 bin kişi bombalar altında can verdi Haber

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Gazze'de çocuklarımızın yaşıtı 15-20 bin kişi bombalar altında can verdi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Keçiören Müftülüğünce Bağlum mesire alanında düzenlenen 4-6 yaş Kur'an kurslarının yıl sonu şenliğinde konuştu. Kur'an kurslarında çocuklara adalet, hoşgörü, sorumluluk, merhamet, yardımlaşma, dostluk, sevgi, sabır, edep, barış, umut, saygı ve cömertlik gibi değerleri aşıladıklarını söyleyen Erbaş, bu değerlerin olduğu bir toplum arzuladıklarını belirtti. Dünyanın çok sıkıntılı zamanlardan geçtiğini vurgulayan Erbaş, "Burada şu anda 4, 5, 6 yaşlarında 5 bin çocuğumuz var. Çocuklarımız burada şenlik yapıyorlar, eğleniyorlar. Yıl boyu aldıkları eğitimleri burada sergiliyorlar. Ama çocuklarımızın 15-20 bine yakın yaşıtı, Gazze'de zalim işgalcilerin bombaları altında can verdi. Allah'ın laneti o zalimlerin üzerine olsun. Rabbimizin yardımı Gazze'deki, Filistin'deki kardeşlerimizle beraber olsun." diye konuştu. Müslümanlar olarak elden ne geliyorsa onu yapmaya gayret ettiklerini ifade eden Erbaş, şöyle devam etti: "Dünyadaki bütün Müslümanları ve tüm vicdanlı insanları Gazze'de soykırım yapan zalim işgalcilere karşı bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Ey zalimler, ey işgalciler, siz insan mısınız? Sizde hiç insanlık kaldı mı? Sizde merhamet, hoşgörü diye bir şey yok. Siz insan olamazsınız. Bunu sürekli, bıkmadan, usanmadan, haykırmamız lazım. İşte bizim yavrularımız haykırıyor. Çocuklarımız bunları söylüyor. Ey zalimler, ey işgalciler, şu çocuklarınızdan utanın." "Bu servetimizi güzel değerlerle yetiştirmemiz lazım" Kur'an kurslarına yönelik ilgilerinden dolayı velilere ve öğreticilere teşekkür eden Erbaş, "Bugün ülkemizde milyonlarca okul öncesi çocuğumuz var. Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan 19 milyon öğrencimiz var. 9 milyon üniversite öğrencimiz var. Topladığımız zaman 28 milyon öğrencisi olan bir ülkeyiz. Bu çok büyük bir değerdir, servettir. Bu servetimizi güzel değerlerle yetiştirmemiz lazım. Gençliğimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi bu değerleri benimsemiş, özümsemiş bir ruhla yetiştirmemiz lazım. 4-6 yaş Kur'an kurslarımızdan şu ana kadar mezun olan 1,5 milyona yakın çocuğumuza işte biz bunları öğretiyoruz." diye konuştu. Erbaş, ülkede yapılan hizmetleri geliştirerek, her alanda güçlenerek dünyaya örnek olacaklarının altını çizerek, "Dünyada nerede bir zulüm, mağduriyet varsa oraya el uzatan, oradaki olumsuzlukların ortadan kalkmasına vesile olan bir milletiz. Cömert, hoşgörülü bir milletiz. Ecdadımız, adaleti dünyaya tanıtmış. Ecdadımıza layık torunlar olarak biz de onların yolunda gitmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Van'da binlerce çocuk tiyatroyla buluştu Haber

Van'da binlerce çocuk tiyatroyla buluştu

Van Devlet Tiyatrosu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün desteğiyle 2003'ten bu yana çocukları ve gençleri tiyatro ile buluşturmak, kültürel ve sanatsal etkinliklerde yer almalarını sağlamak amacıyla şenlik organize ediyor. Birçok ilden kente gelen sanatçılar, oyuncular ile kentteki okullardan öğrenciler hem eğlenceli hem de bilgilendirici oyunlar sahneliyor. Gerçekleştirilen uçurtma şenliği, resim, müzik, dans ve kukla oynatma atölyeleriyle de katılımcıların eğlenceli anlar yaşamaları sağlanıyor. Şenliklerin yapıldığı 2003'ten bu yana yaklaşık 350 bin genç ve çocuk, tiyatro oyunlarını izledi, etkinliklere katıldı. Bu yıl da 19 Mayıs'ta başlayan ve 29 Mayıs'ta tamamlanacak organizasyonda yaklaşık 25 bin kişinin tiyatro izlemesi ve etkinliklerde yer alması hedefleniyor. "Şenliğimiz 102 etkinlikle devam ediyor" Van Devlet Tiyatrosu Müdürü Ferdi Erkmen, AA muhabirine, ilde çocukları ve gençleri tiyatroyla buluşturmak amacıyla Akdamar Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Şenliklerini düzenlediklerini söyledi. Şenlikte renkli görüntülerin yaşandığını belirten Erkmen, "Devlet Tiyatrolarımızın oyuncuları ile okullardaki öğrencilerimizin hazırladığı oyunlar sahneleniyor. Güzel işler ortaya çıktı. Şenliklerin bu yıl 21'incisini düzenliyoruz. Üzerine bir şeyler ekleyerek daha nicelerini düzenlemeyi hedefliyoruz. Şenliğimiz 102 etkinlikle devam ediyor. Yaklaşık 25 bin çocuk ve gence ulaşmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Erkmen, birbirinden güzel, renkli ve kaliteli etkinliklerle binlerce çocuğa ulaştıklarını dile getirerek şunları kaydetti: "Çocuklarımızın ve gençlerimizin sanatı ve tiyatroyu sevmelerini, mutlu, iyi birer izleyici olmalarını sağlamak istiyoruz. Şenliklerimizden çıkmış birçok sanatçı arkadaşımız ve ağabeyimiz var. Yoğun ilginin yaşandığı şenliğimiz, bayram havasında geçiyor. Salonlarımıza sığmadıkları için Van Müzemizdeki salonlarda da oyun ve gösterilerimiz sahneleniyor. Seyirci sayımız çok fazla." "Güzel vakit geçiriyoruz" Tiyatro oyuncusu Bilgesu Gökçearslan ise şenlikler sayesinde yüzlerce çocuğun sahneye çıktığını, tiyatroyla tanıştığını anlattı. Birbirinden güzel oyunların sahnelendiğine işaret eden Gökçearslan, "Tiyatro oyunculuğunun en güzel yanı çocuk ve gençlere dokunmak. Bundan keyif alıyoruz. 'Geçmişten Gelen Kadın' ile 'Kurtlar Sofrası' adlı tiyatro oyunlarında sahne aldım. Şenlikler sayesinde çocuklardaki değişimi, gelişimi, farklılığı ve oyunlara olan ilgiyi görebiliyoruz. Çocukların bu alanda ilerlemelerini isterim." ifadesini kullandı. Oyuncu Arjin Nisa Dayan da etkinliğe minik sanatseverlerin ve ailelerinin ilgi gösterdiğini anlatarak, "Bu sektörde olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Çocukları güldürmek, mutlu etmek güzel bir duygu. Örnek olmaya çalışıyorum. Bu tür etkinliklerin düzenlenmesini çok anlamlı görüyorum." değerlendirmesinde bulundu. Şenliğe katılan gençlerden Sibel Can Sezener, "Van'da bu tür etkinliklerin sık yapılmasını istiyoruz. Güzel vakit geçiriyoruz. Çocuklar çok mutlu. Baharı böyle güzel bir şenlikle karışlamanın mutluluğu içindeyiz. Emek veren herkese çok teşekkür ederim." dedi.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında 10 çocuk hayatını kaybetti Haber

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında 10 çocuk hayatını kaybetti

Filistin haber ajansı WAFA'ya göre, İsrail ordusu Gazze kenti ile Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde 2 eve saldırı düzenledi. İsrail güçlerinin, Gazze kentinin merkezindeki ed-Derec Mahallesi'nde bir evi bombalaması sonucu en az 10'u çocuk 16 Filistinli yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Refah kentinde, "eş-Şair" ailesine ait evin hedef alınması sonucu da bir Filistinli öldü. İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 103’ü çocuk, 9 bin 849'u kadın olmak üzere 35 bin 709 Filistinli öldürüldü, 79 bin 990 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 285’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 634 askerinin öldüğünü duyurdu. Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail askerleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 517 Filistinli hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun: Soykırıma gençlerin verdiği mesajlar hakikati en çıplak şekliyle gören yaklaşım Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun: Soykırıma gençlerin verdiği mesajlar hakikati en çıplak şekliyle gören yaklaşım

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İstanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde alanında uzman genç gazeteci, akademisyen, sivil toplum örgütü üyeleri ve girişimcilerin seslerini duyurması ve fikir alışverişinde bulunulması amacıyla düzenlenen TRT World NEXT Forumu'nda konuştu. Forumun, gençleri edilgen değil temel bir aktör, nesne değil özne olarak gören bir yaklaşımı olduğunu belirten Altun, bugünün küresel dünyasının belki en önemli kavramının belirsizlik olduğunu, belirsizlik çağında yaşandığını ve insanlığın çeşitli kaoslarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Altun, bütün dünyada normlarını yitirmiş uluslararası bir düzenden bahsedildiğine işaret ederek, bu düzende kuralların ne yazık ki belgelerde kaldığını dile getirdi. Dünyada adalet ve hakikat krizi olduğunun altını çizen Altun, "Bütün bu krizler, bütün bu yaşadığımız kaotik ortam, bütün bu belirsizlikler aslında hepimize şu soruyu sorduruyor, 'Bizi ne bekliyor? Bundan sonra hangi meydan okumalarla karşı karşıya kalacağız? Dünyamız hangi krizlere gebe? Bizler birey olarak kendimiz, ailemiz, çevremiz bu krizlerden nasıl etkilenecek?' Her birimiz, bu tarihin hızlandığı, mekanların birbirine yakınlaştığı bu dönemde bir kaotik ortamda kendimizi, çevremizi, ailemizi, ülkemizi hatta değerlerimizi korumak adına uğraş veriyoruz." diye konuştu. Altun, bugün korumacılığın, küresel anlamda egemen değer haline geldiğini, bunu gerek küresel ve bölgesel aktörlerin ülke siyasetlerinde gerekse daha küçük ulus devletlerinin siyasetlerinde gördüklerini söyledi. Batılı modernliğin norm kriziyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Altun, daha önce kurumlarıyla uluslararası alanı dizayn eden Batılı modernliğin, bugün bu kurumlarıyla uluslararası düzeni şekillendiremediğine işaret etti. Altun, İsrail'in Gazze'ye saldırısıyla ilgili, "İsrail'in Gazze'deki soykırımı karşısında hiçbir somut adım atamayan ve siyonizmin tamamen esareti altına girmiş bir uluslararası sistemle karşı karşıya kaldık. Uluslararası sistem esas itibariyle bütün seküler, bütün aydınlanmacı söylemine rağmen siyonizmin sözüm ona dini diskuruna teslim oldu. Bu dini diskur üzerinden esas itibarıyla bugün uluslararası sistemin Gazze'de yaşanan soykırımı meşrulaştırmaya çalıştığına şahit olduk." ifadelerini kullandı. Adalet ve hakikat kriziyle afetler, diğer salgın hastalıklar, terörizm, savaşlar, ekonomik krizler, düzensiz göçler ve yabancı düşmanlığının dünyayı esaret altına aldığını belirten Altun, bu sorunlar karşısında sistematik işleyen, fonksiyonel bir uluslararası düzenin olmadığını ve düzen arayışının da bulunmadığını kaydetti. "Hakikatten yana çok açık tavır almak durumundayız" Altun, çelişkilerin ve belirsizliklerin belirgin hale geldiği bu dönemde, çalışmak ve üretmek zorunda olduklarını, haktan, adaletten, hakikatten yana çok açık tavır almaları gerektiğini vurguladı. Bunlara ek olarak teknolojik devrimler yaşandığını anımsatan Altun, bu teknolojilerin varlığıyla beraber insansızlaşma ve kültürsüzleşme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Ne olursa olsun dezenformasyona müsaade etmeden iletişimden yana, gelir adaletsizliğine müsaade etmeden üretimden ve kalkınmadan yana, insansızlaşmaya, kültürsüzleşmeye müsaade etmeden teknolojik gelişmelerden yana tavır ortaya koymak durumunda olduklarının altını çizen Altun, bunun da farkındalıkla yapılması gerektiğini anlattı. "İletişimin ötekisi sessizlik değil, gürültüdür" İletişim Başkanı Altun, gençlerin teknolojiyle daha yoğun muhatap olduğu belirterek, şöyle devam etti: "Baktığımızda, en başından sanayi devriminden, bugün yapay zeka devrimine kadar yaşadığımız, muhatap olduğumuz bütün teknolojik devrimler, toplumların hayatına çok önemli katkılar yapan unsurlar. Fakat aynı zamanda bu teknolojiler küresel anlamda adaletsizliği ve yine küresel anlamda hakikat krizini derinleştiren unsurlara dönüşmüş durumda. Biz nasıl ki bir teknofili, yani teknoloji seviciliği yapmayacaksak, elbette teknofobi, yani bir teknoloji korkusu içerisinde de yaşamayacağız. Çünkü teknofili de teknofobi de bu anlamda teknolojik determinizmin, yani teknolojinin, kültürlerin ve insanların üstünde olduğu ve onları her halükarda, her şartta belirlediği yaklaşımının birer ürünüdür. Hayır, biz insanlığı, kültürü savunacağız ve teknoloji karşısında insansızlaşmayı ve kültürsüzleşmeyi ne olursa olsun reddedeceğiz. Kültüre inanacağız, insana inanacağız ve sadeliğin gücüne inanacağız. Çünkü hepinizin malumudur, iletişimin aslında ötekisi sessizlik değildir. İletişimin ötekisi gürültüdür. Bu gürültülü ortamda bizler sağlıklı bir iletişim için gerçek diyalog zeminleri için ne olursa olsun insana, kültüre ve sadeliğin gücüne inanacağız, güveneceğiz. Her şeyden önce burada biz, hakikat ve adalet namına bunu yapacağız." Dünyadaki sistemlerin her şeyden önce gençleri birer hedef, ideolojilerini yayacak nesneler olarak gördüğünü belirten Altun, "Ürettiklerini tüketecek, sorgulamadan daha fazla tüketecek müşteriler olarak gördü. Aslında ikincil unsurlar, pasif nesneler olarak varsaydı. Bunu reddetmeliyiz. Her şeyden önce bu uluslararası aksak sistemin önümüze koyduklarını sorgusuz tüketen genç formasyonunu kabul etmemeliyiz ve etmediğinizi görüyorum." şeklinde konuştu. Altun, bunların gençlerin adalet, hakkaniyet, sadelik, heyecan, hayret ve merhamet duygularıyla kayıtlı olan yapısını, aslında onları hak ve adalet mücadelesinde daha direngen, daha güçlü bir toplum kesimi haline getirdiğini kaydetti. Bunun Türkiye'de 15 Temmuz 2016'da görüldüğünü dile getiren Altun, şöyle konuştu: "15 Temmuz'da silahlı kuvvetlerin içine sızmış bir terör örgütü Türkiye'de darbe yapmaya kalktı. Bu darbeyi gençler başta olmak üzere, Türkiye'de toplum, sivil insanlar bastırdı ve başarısız olmasını sağladı. Elbette Cumhurbaşkanı'mızın oradaki dirayetli tutumu ve öncelikle bunun altını özellikle vurguluyorum, gençlerin gösterdiği güçlü tepkiyle birlikte bu darbe başarısızlığa uğradı. Türkiye'de bugün demokratik bir süreç işlemeye devam ediyorsa Türkiye'de bugün Türkiye Yüzyılı diyerek birçok kazanımdan bahsediyorsak o gün orada; ki gençlerimiz de şehit oldular, Allah rahmet eylesin, onların sayesindedir." "Gençlerin merhametine, adalet duygusuna ve direncine ihtiyacımız var" Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yine bugün bütün dünyada gördüğümüz üzere, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırıma gençlerin verdiği, vermeye devam ettiği mesajlar, gerçekten gençlerin merhametini, gençlerin hakikati en çıplak şekliyle gören yaklaşımını, adaletli tutumunu ortaya koyan bir yaklaşım. Bu nedenle biz bu enerjiye güvenmeliyiz. Bugün içinde olduğumuz dünyada gençlerin merhametine, sadeliğine, adalet duygusuna ve direncine ihtiyacımız var. Bu dünyada bu gençlerin, sizlerin küresel anlam işbirliğine ihtiyacımız var. Açık ve samimi diyaloğunuza, göz hizasında ilişkiler kurmanıza ihtiyacımız var. Sizlerin uluslararası alandaki sivil inisiyatiflerde var olmanıza ihtiyacımız var. İnsanlık olarak buna ihtiyacımız var. Küresel sömürü düzenine karşı bir güç oluşturmanıza, diğer taraftan yabancı düşmanlığına, ırkçılığa karşı, bütün dünyada ortak bir şekilde ses vermenize insanlık olarak ihtiyacımız var." Aydınlanmacı aklın kibrinin, modern dönemde yıkımlar, savaşlar ve ağır tahribatlar ürettiğini belirten Altun, "Bugün tahribatların hala biz faturasını ödüyoruz. Yeni ve ağır tahribatların yine bugün gerek Karadeniz'de gerek Orta Doğu'da izleriyle karşı karşıyayız. Bunlara karşı direngen olmalıyız. Yaşadığımız dünyayı dönüştürmeye dair enerjimizi canlı tutmalıyız. Adalet mücadelemizi ve hakkaniyet mücadelemizi küresel bir dil oluşturarak yürütmek durumundayız. Bu konuda bizlere düşen ne varsa bu konuda yapabileceğimiz ne olursa biz burada elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz, çalışacağız." şeklinde konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.