TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#bornova

bornova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, bornova haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Büyükşehir adayı Dağ: Şimdi İzmir için daha fazlasını yapma zamanı Haber

İzmir Büyükşehir adayı Dağ: Şimdi İzmir için daha fazlasını yapma zamanı

Hamza Dağ, seçim çalışmalarına Bornova’da devam etti. Dağ, Cumhur İttifakı Bornova Belediye Başkan Adayı Cevdet Çayır tarafından ilçe meydanında verilen iftar programına katıldı. “ŞİMDİ İZMİR İÇİN DAHA FAZLASINI YAPMA ZAMANI” İftarın ardından bir miting havasına dönen programda Hamza Dağ, İzmir’i karış karış gezdiğini belirterek, “Sizlerin sözü, kulağı olmaya gayret ettim. Düşünce, inanç, kimlik, aidiyet farkı gözetmeksizin her bir hemşehrimin talebine koştum. Şimdi bu şehir için yeni bir şeyler yapma zamanı. Şimdi bu şehir için daha fazlasını yapma zamanı. İşte bu sebeple, daha fazlasını yapmak için güzel İzmir’imizin sadece belediye başkanı olarak değil, şehri emini olmak için yola çıktık. Bu yola 4.5 milyon hemşehrimizle birlikte çıktık.” ifadelerini kullandı. HAMZA DAĞ’DAN, ‘20 YIL’ VURGUSU Konuşmasında 20 yıl öncesini hatırlatan Hamza Dağ, “Birine mikrofon uzatılıp, ‘İhtiyaçlarımız nedir?’ diye sorulduğunda ne cevabı alıyorsak, ne yazık ki bugün de aynı cevabı alıyoruz. Tek fark geçici uygulamalarla halının altına süpürülen sorunların, üst üste birikerek artık kronik, kangren hale gelmesidir. İzmir hizmet anlamında çok farklı bir sözü her bir bölgesinde açık ve net bir şekilde ortaya koyacak.” şeklinde konuştu. “YAPAY ZEKA KULLANMADIK, İNSAN ZEKASINI ÇOK İYİ KULLANDIK” Hemşehrilerine seslenen Dağ, bir tercihte bulunurken büyükşehir, ilçe ayrımı yapılmamasını isteyerek, “Biz ilçe belediye başkan adaylarımızı belirlerken ince eleyip, sık dokuduk. O ilçeyi en iyi bilem kişileri tercih ettik. Yapay zekayı kullanmak aklımıza gelmedi. Ancak insan zekasını çok iyi kullandık. Seçime 3 gün kaldı. Bunlar her yerel seçimde 3 gün kaldığında ‘artık bu seçim bitti’ diye bakarlardı ama şimdi ateş paçalarını sardı.” dedi. “GENEL BAŞKANLIK YAPACAĞINA, ADAY OLUP KARŞIMA ÇIKSAYDI” Hamza Dağ, son dönemde sürekli İzmir’de bulunan ve kendisini hedef alan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de değindi. Dağ, konuşmasında şunları söyledi: “İzmir’e kamp kurdu beyefendi. Aslında ben kendisine çok akıllar vermiştim de çok anlamadı. Genel başkanlık yapacağına gelip İzmir’e Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olup karşıma çıksaydı, herhalde daha farklı bir durum olurdu. Korkuyor ki İzmir’deki sonuçlar tersine çıkarsa genel başkanlık elden gidecek. Bunun derdi için de, o yüzden de panikle sürekli bize saldırıyor. Bazen sayıyorum 15, bazen 20 defa Hamza da Hamza, Hamza Dağ da Hamza Dağ diyor. Sayın Özel, seçim yaklaştıkça bu panikliğiniz daha da artacak. Ancak biz İzmir’i çekmek istediğiniz yere çekmeyeceğiz. Bizim tek derdimiz var bu şehrin 30 ilçesine 1294 mahallesine, 4.5 milyon insanına hizmet etmek.” Hamza Dağ, konuşmasının ardından Kınık’taki mitinge katılmak üzere programdan ayrıldı.

İzmir haber: Oğlunun ölümüyle ilgili gözaltına alınan baba için tutuklama kararı Haber

İzmir haber: Oğlunun ölümüyle ilgili gözaltına alınan baba için tutuklama kararı

Olay, saat 01.30 sularında ilçeye bağlı Barbaros Mahallesi'nde bulunan bir evde meydana geldi. Evden gelen çığlıkları duyan mahalle sakinleri, Harun Kıyak'ın (35) karnından yaralandığını fark ederek durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye gelen sağlık ekipleri tarafından yapılan incelemede, bıçakla yaralandığı ve durumunun ağır olduğu belirlenen Kıyak, ambulansla Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Polis ekipleri, olayın yaşandığı ev ve sokakta incelemelerde bulundu. Hastanede tedavi altına alınan Harun Kıyak, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, meydana gelen cinayetle ilgili çalışmalar başlatarak cinayet şüphelisi olan babayı hastanede yakaladı ve gözaltına aldı. Zanlının emniyete götürülmesinin ardından suçunu itiraf ettiği öğrenildi. Hayatını kaybeden Harun Kıyak'ın, 65 yaşındaki babası A.K. ile yaşadığı bir kavga sırasında silahın patlaması sonucu kurşunun kendisine isabet ettiği belirlendi. A.K., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Baba Bülent Cihantimur ifade vermek için adliyede Eyüpsultan'da yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlunun karıştığı kaza sonucu Oğuz Murat Aci’nın hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada, baba Bülent Cihantimur 'şüpheli' sıfatıyla Savcılığa ifade vermek üzere adliyeye geldi. Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'de yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.'nin karıştığı trafik kazasında 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybetmesine ve anne oğulun ABD'ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürüyor. Soruşturma çerçevesinde baba Bülent Cihantimur, 'şüpheli' sıfatıyla Savcılığa ifade vermeye geldi. Eyüpsultan'da yazar Eylem Tok'un 17 yaşındaki oğlunun karıştığı kaza sonucu Oğuz Murat Aci'nın hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada adliyede ifade veren baba Bülent Cihantimur hakkında yurt dışı çıkış yasağına ek olarak imza yükümlülüğüne ilişkin adli kontrol talep edildi. "Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım" Eyüpsultan'da Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybettiği kazanın ardından annesi yazar Eylem Tok ile birlikte ABD'ye kaçan T.C'nin babası Bülent Cihantimur'dan yazılı açıklama geldi. Eylem Tok'un telefonlarını açmadığını öne süren Bülent Cihantimur, "Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm" dedi. Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'de yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.'nin karıştığı trafik kazası sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybetmesine ve anne oğulun ABD'ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürüyor. Soruşturma çerçevesinde 'suçluyu kayırma' suçundan ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na gelen şüpheli baba Bülent Cihantimur, ifadesinin ardından 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklindeki adli kontrol tedbirine ek olarak 'imza atma' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilmişti. Adliyede ifade veren Bülent Cihantimur'dan yazılı açıklama geldi. Timur Cihantimur’un babası olduğunu ve yazar Eylem Tok ile 13 yıl önce boşandığını, Timur’un annesi olduğunu söyleyen Bülent Cihantimur, "24 yıllık hekimim. Kazanın gerçekleştiği gün, uzun süren bir ameliyat sonrası evime gidip uyudum. Eski eşim Eylem Tok’tan gelen telefon ile kazadan haberdar oldum. Kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Eylem Tok beni aramış. Bana telefon geldiğinde saat gece yarısıydı. Evim Mecidiyeköy’de, kliniğe çok yakın. Hemen bir taksiyle eski eşim Eylem ve oğlum Timur’un beraber yaşadıkları eve gittim. Oğlum üst kattaydı, şoktaydı ve konuşabilecek durumda değildi. Eylem de o sırada ev içinde dolaşarak telefon görüşmeleri yapıyordu. Oğlumun durumunu iyi görmediğim için onu öncelikle muayeneye götürüp acil müdahale gerektiren bir durumu olup olmadığını anlamak istedim. Bu sırada kazada yaralı ya da ölü olduğu tarafımca da bilinmemekteydi. Eylemin telefonunu kapattım ve öncelikle şokta olan Timur’un acil müdahale gerektiren bir sağlık sorunu olup olmadığını anlayalım, sonra da ehliyeti olmadığı için avukatlara bilgi verip yapılması gerekenleri yapalım dedim" diye konuştu. "Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı" Oğlunu alıp orada bulunan elektrikli aracı kendisinin kullanarak, kliniğe gitmek için yola çıktıklarını ifade eden Bülent Cihantimur, "Bu sırada şirketimiz çalışanlarından Ayşe Ceren Saltoğlu’nu bahçede gördüm. Eylem Tok da Ayşe’nin aracına bindi ve arkamızdan gelmeye başladılar. Yolda Timur ile konuşmaya çalışsam da kazanın etkisiyle dış dünyaya kapalı vaziyetteydi. Bu sırada kullandığım elektrikli araç önce uyarı verdi sonra da şarjı bitti. Bizi izleyen Eylem’in içinde olduğu araç yanımızda durdu. Timur’u o araca geçirdik ve Eylem’e ‘siz kliniğe geçin çocuk hala şokta ben de şoförümüz Adem’i aradım onunla geleceğim hemen arkanızdan’ dedim. Adem yanıma geldi beni aldı ve kliniğe gittik. Kliniğe gittiğimizde kimse yoktu. Eylem’in Timur’u yurtdışına götürme planından, kazadaki yaralılardan kazanın büyüklüğünden ve ölüm olayının yaşandığından bu sırada haberim oldu. Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı. Oğlum Timur, 16 yaşında; alkol, madde kullanmayan, kötü alışkanları olmayan bir çocuktur. Oğlum o gece yaşadığı şokun etkisinden çıktığında Türkiye’de yargılanmayı ve yaptığı bu hatanın hukuki bedelini ödemeyi kabul edecek bir çocuktur" ifadelerini kullandı. "Oğlum Türkiye’ye gelmeli ve Türk hukuku önünde hesap vermeli" Kazanın ardından hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesiyle temasa geçtiğini olanlar için çok üzgün olduğunu belirttiğini söyleyen Bülent Cihantimur, "Kayıpların geri getirilemeyeceğini biliyorum. Bununla birlikte kazazede aile için elimden gelen ne varsa ömrümün sonuna kadar yapacağım. Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm" ifadelerini kullandı. Olayın geçmişi Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'de iddiaya göre yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C., saat 23.50 sıralarında 34 EEG 06 plakalı araçla seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kaza sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Acı hayatını kaybederken orada bulunan diğer kişiler yaralanmıştı. Kazanın ardından polis ekiplerinden önce olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu T.C.'yi olay yerinden kaçırmış, ekiplerce yapılan incelemeler sonucunda anne ile oğlunun ertesi gün saat 03.50 sıralarında İstanbul Havalimanı'ndan Mısır'a çıkış yaptıkları tespit edilmişti. Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde ise aynı gün şüpheli Eylem Tok hakkında 'suçluyu kayırma' suçundan, şüpheli T.C. hakkında 'bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak' suçundan tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılırken, kırmızı bülten çıkarılması da talep edilmişti. Soruşturma çerçevesinde daha sonra şüphelilerin ABD'ye kaçtıkları ortaya çıkmıştı ve iade talebinde bulunulduğu da öğrenilmişti. Ayrıca baba Bülent Cihantimur'a 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

İzmir haber: Müslüm Gürses'in anısına lokma ve tavuk pilav dağıtıldı Haber

İzmir haber: Müslüm Gürses'in anısına lokma ve tavuk pilav dağıtıldı

Etkinlik sırasında Müslüm Gürses'in şarkıları çalındı ve sanatçının hayranlarından biri olan kebap ustası Mehmet Kara, koleksiyonunda bulunan posterler ve kasetleri alanda sergiledi. Kendisini "Radikal Müslümcü" olarak tanımlayan Mehmet Kara, sanatçıya olan sevgisinin ilkokul yıllarında başladığını ifade etti. Gürses'i ölüm yıl dönümünde her zaman yad ettiklerini belirten Kara, "Müslüm Baba'yı her sene 3 Mart'ta kabrine gidemezsek burada anıyoruz. Müslüm Gürses denince aklımıza arabeskin, müziğin babası, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yorumcusu geliyor. Onu hep seveceğiz" dedi. Etkinliğin masraflarını kendisinin karşıladığını söyleyen Kara, "11 ay babayı dinle, 1 ay babaya çalış. Unutmadık, unutturmayacağız. Ölümüne Müslüm Baba, tek aşk Müslüm Baba" ifadelerini kullandı. Katılımcılardan Nilgün Tirolar, Müslüm Gürses'in kendisi için çok özel bir yere sahip olduğunu belirterek, "Müslüm Baba benim için yaşanmış anıların dile gelmiş sözleridir. Onu dinleyerek hayatı yaşıyorum. Geçmişteki acılarımı onu dinleyerek paylaşıyorum. Bugün onun ruhuna elimizden geldiği kadar hayır yapıyoruz. Hayrımız onun ruhuna değsin" dedi. Anma için İstanbul'dan İzmir'e gelen Mustafa Çetin de sanatçıya duyduğu özlemi ve hayranlığı dile getirdi. Etkinliğin sonunda hayranlar, Müslüm Gürses'in şarkılarını seslendirdi.

İzmir haber: 'Yaşamam imkansızdı' dedi yeniden hayata tutundu Haber

İzmir haber: 'Yaşamam imkansızdı' dedi yeniden hayata tutundu

Ahmet Kuvvet, 6 Ocak Cumartesi akşamı saat 11.30 sıralarında Bornova ilçesinde oturduğu evde hastalandı. Eşi Filiz Kuvvet, Ahmet'in titreme, 39 dereceyi geçen ateş ve nefes almada zorlanma belirtileri gösterdiğini fark ederek onu Türkan Özilhan Devlet Hastanesi'ne götürdü. Hastanede yapılan müdahalenin ardından Ahmet Kuvvet'in durumu kötüleşti ve entübe edilerek nefes alamaz hale geldi. Doktorlar, Ahmet'in durumunun ciddiyetini göz önünde bulundurarak onu yoğun bakım servisine yatırılması gerektiğine karar verdiler. Boş bir yoğun bakım yatağı bulunan Acıbadem Kent Hastanesi'ne sevk edilen Ahmet Kuvvet, gece nöbetinde olan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Alihan Pirim tarafından hemen servise yerleştirildi. Filiz Kuvvet, eşinin hastalık geçmişi hakkında bilgi verirken, Ahmet'in diyabetli olduğunu ve 8 yıl önce kalp krizi geçirdiğini ifade etti. Bu bilgiler üzerine Dr. Alihan Pirim, kardiyoloji uzmanı Dr. Hamed Moghancizadeh'i bilgilendirerek hastanın durumuyla ilgili tedbirler alınmasını sağladı. Dr. Moghancizadeh, Ahmet'i anjiyoya alarak sabaha karşı müdahalede bulundu. Anjiyo sonucunda üç ana damarın üçünde de ciddi darlık tespit edildi. Kalp yetmezliği belirtileri görülmesi üzerine Dr. Moghancizadeh, hastanın sağ kasık damarından girerek kalbin önüne kalp destek pompası yerleştirdi. Bu müdahale ile kalbin yükü azaltılarak daha rahat çalışması sağlandı. Bu gelişmelerin ardından hastanın durumu bir konseyde görüşülerek by-pass ameliyatına karar verildi. Uzmanlar, ameliyatın riskinin, ameliyat etmemenin riskinden daha düşük olduğuna karar verdiler. Ancak, ameliyata geçmeden önce hastanın ameliyata hazır hale getirilmesi gerekiyordu. Bu süreçte, Dr. Alihan Pirim, Yoğun Bakımlar Sorumlusu Doç. Dr. Mert Akan ve Uzm. Dr. Remzi Özgür Özay, hastanın tedavisini üstlenerek ameliyata hazırladılar. Bu multidisipliner yaklaşım ve ekip çalışmasıyla Ahmet Kuvvet'in tedavi süreci başarıyla devam etti. Doç. Dr. Narin, 10 Ocak'ta hastayı ameliyata aldıklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: "Ameliyat sırasında 3 ana damar ve bir yan damar olmak üzere toplamda 4 damar by-pass işlemi gerçekleştirdik. Ameliyatın ardından, anestezi ekibimizin gözetiminde ve tedavisinde hastamız 2. gün uyanarak üçüncü gün solunum cihazından çıkarıldı. Ayrıca, kalpteki balon pompası da çıkarıldı. Hastamızın servise alınmasını 16 Ocak'ta gerçekleştirdik. Neredeyse komada olan hastamızı 23 Ocak'ta taburcu ettik. Hastamız yüksek risk grubundaydı ve yapılacak müdahalelerle ilgili hiçbir fikri yoktu; tüm süreçlerde kararları eşi, çocukları ve kardeşi verdi. Hastamız, yaşadıklarını öğrendiğinde 'yaşamam imkansızdı' dedi. Bu mutlu son, ekip çalışmasının bir sonucudur. Hastamızın iyileşmesi, tüm yorgunluklarımızı ve stresimizi unutturdu." Bu sözler, hastanın tedavi sürecindeki başarılı ve dikkatlice planlanmış bir yaklaşımın sonucunda sağlığına kavuştuğunu ve hastanın ailesiyle birlikte yaşadığı zorlu süreci atlattığını göstermektedir. Filiz Kuvvet, eşinin entübe edilmesinin ardından umut verici bir söz duymadıklarını belirtti ve şunları söyledi: “Eşimin durumu çok ciddiydi, bilinci kapalıydı. Her şeye hazırlıklı olun denilince oğlumu çağırdım. Hemşirelik okuduğu için risklere, olabileceklere yabancı değildi. Çok zor, korku dolu günler geçirdik. Başarılı bir ekip sayesinde eşim hayata geri döndü. Doktorlarımıza çok teşekkür ediyorum.” Ahmet Kuvvet ise yaşadıklarını öğrendiğinde şaşkınlık yaşadığını ifade ederek şunları dile getirdi: “Ayın 6'sı ile 12'si arası benim için kayıp. Hiçbir şey bilmiyor, hatırlamıyorum. Sonuca bakınca gerçekten yaşamam imkansızdı. Doktorlarımız sağ olsun, var olsun.” Bu ifadeler, Ahmet Kuvvet'in tedavi sürecinde yaşadığı bilinçsizlik ve sonrasında hayata dönüşünün kendisi ve ailesi için büyük bir mucize olduğunu göstermektedir. Ayrıca, doktorların başarılı çalışmaları ve özverili çabalarıyla sağlığına kavuşan Ahmet Kuvvet'in şükranını dile getirmesi, sağlık ekibinin önemli bir rol oynadığını vurgulamaktadır.

Göztepe, TB2L’de maçları Bornova’da oynayacak Haber

Göztepe, TB2L’de maçları Bornova’da oynayacak

Bornova Belediyesi Atatürk Spor Kompleksi’nde gerçekleşen Lansmana Sayın Mehmet Sepil, Bornova Belediye Başkanı Sayın Mustafa İduğ, Basketbol Şube Başkanı Atakan Atalar, Yönetici Atalay Aksay’ın yanı sıra Yönetim ve Divan Kurulu üyeleri katıldı. MEHMET SEPİL: ÜST LİGLERE ÇIKMAYI HEDEFLİYORUZ Lansmanda konuşan Göztepe Spor Kulübü'nün Başkanı Mehmet Sepil ‘’ Öncelikle bizlere kullanım hakkını sağlayan Sayın İduğ’a ve Bornova Belediyesine çok teşekkür ederiz. Göztepe, İzmir’in önemli bir markası. Yıllar sonra basketbola geri döndük. Adım adım, sağlam ve sürdürülebilir bir yapıyla en üst liglere çıkmayı hedefliyoruz" diye konuştu. GÖZTEPEMİZİ ŞAMPİYON OLARAK GÖRMEK İSTERİZ Göztepe'nin Yüzüncü yılında bir üst lige çıkmasını istediğini söyleyen Bornova Belediye Başkanı  Mustafa İduğ ‘’ Tam yirmi yıl önce Göztepe Spor Kulübü Basketbol Şubesi kapanmıştı. Yirmi yıl sonra bu salonda tekrar başlamasından dolayı çok mutluyum. Çünkü spor denince akla İzmir geliyor. Göztepe’nin şampiyon olduğu Bornova’da tekrar Göztepemizi şampiyon olarak görmek isteriz. Önümüzdeki yıl Göztepe’nin yüzüncü yılı. Yüzüncü yılınızda sizin bu salondan bir üst lige çıkmanızı isteriz" şeklinde konuştu. EN BÜYÜK HEDEFİMİZ ŞAMPİYON OLMAK Göztepe Spor Kulübü'nün Basketbol Şube Başkanı Atakan Atalar ’’Bu salonun kullanım hakkını bizlere sağlayan Bornova Belediyesine ve Sayın Başkan İduğ’a teşekkür ederim. İzmir’in gözbebeği olan Göztepemizi en üst liglere çıkarmak en büyük hedefimiz. Maçlarımızı Bornova Belediyesi Atatürk Spor Kompleksi’nde oynayıp Türkiye Basketbol 2. Ligi’ne katılacağız. Yüzüncü yılımızda bu salonda şampiyon olup, taraftarımızla medcezir şarkısını söylemek istiyoruz“dedi.

Araba fiyatında olan dana alıcısını buldu Video Galeri

Araba fiyatında olan dana alıcısını buldu

Kurban Bayramı’na az bir süre kala, İzmir’deki hayvan pazarları da hareketlenmeye başladı. Bornova ilçesinde bulunan Işıkkent kurban pazarında da kurbanlıkların satışı tüm hızıyla sürerken, Türkiye’nin farklı şehirlerinden getirilen büyük ve küçükbaş hayvanlar alıcılarını beklemeye başladı. Pazarda küçükbaş hayvanlar yaklaşık 10 bin TL'den satılırken, büyükbaş hayvanın fiyatı ise cinsine ve ağırlığına göre değişkenlik gösteriyor. Satıcılardan alınan bilgiye göre, büyükbaş hayvanların ortalama fiyatının 40 binden başladığı öğrenildi. Pazarda bulunan hayvanların çoğunun satıldığı ifade edilirken, bu durum satıcıları memnun etti. “260 BİN TL’YE SATTIK” Pazarda en dikkat çeken hayvan ise ağırlığı 1 ton 650 kilogramı bulan "Vartolu" isimli dana oldu. Pazarın en büyük hayvanı olan dana 260 bin TL’ye satıldı. Ağrı’dan gelen hayvan satıcısı Ahmet Mercan, “Bu danamız simentel cinsinde bin 650 kilogram değerinde adı Vartolu 260 bin TL’ye araba fiyatına sattık. Memnunda kalırlar her yıl müşterim. Etli butlu dana ve Ege Bölgesinde böyle dana yok. 3 yaşında. Bu dana daha alsa alsa 50 kilo daha alır bunun cinsi bu boyu daha da uzamaz büyümez” dedi. "60 TANE HAYVAN GETİRDİM 10 TANE KALDI" Bir diğer hayvan satıcı Hüseyin Kala ise hayvan fiyatlarının çok fazla arttığına dikkat çekerek, “Ağrı’dan 60 tane hayvan getirdim. Fazla bir hayvanım kalmadı 10 tane kaldı sadece. Bu sene maliyetler biraz yüksek geçen seneye göre fiyatlar iki katı arttı. İnsanlarda haklı ama satışlarımız devam ediyor. Soran çok pek ciddi bir alıcı yok ama dediğim gibi soran çok. Fiyatlar yüksek olduğu için sıkı bir pazarlık oluyor. Geçen sene 35 bin TL’ye aldığı hayvana bu sene 100 bin TL diyoruz. Bundan dolayı pazarlıklar bayağı bir sıkı oluyor” diye konuştu. "PAZARLIK KONUSUNDA SIKINTI ÇEKİYORUZ" Erzurum’dan gelen hayvan satıcısı Yasin Polat da, şöyle devam etti: “Fiyatlardan dolayı biraz sıkıntı yaşıyoruz. Pazarlık konusunda zorluk çekiyoruz. Aramızdaki pazarlıklar 15 bin TL’den başlıyor. Üç aşağı o söylüyor beş yukarı ben öyle anlaşıyoruz. Çadırımda 23 hayvan var, dört ya da beş tane hayvanım kaldı. Bu sene pazarlıklar aşırı sıkı oluyor. Ben artık bir kişinin kolunu tutmuyorum. Üç kişinin kolunu tutarak pazarlık yapıyorum. Bu sene bizim 70 bin TL istediğimiz kurbanlığa müşteri 55 bin TL diyor ve böylece aramızdaki fark büyük olunca gerçekten sıkı bir pazarlık oluyor. Vatandaşı eli boşta göndermemeye çalışıyoruz.” İHA  

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.