TUR ABDİN YÖRESİNDE YETİŞEN BİLGİNLER

1-TUR ABDİN YÖRESİ

“Tur Abdin” Yöresi, Mardin sınırları içinde Midyat ve çevresini kapsayan tepelik yöredir. MÖ.9 asra ait Asur belgelerinde “Kaşiyari” adını taşıyan dağlık alan, Süryanicede “Kulların dağı” anlamına gelen Tur Abdin adıyla anılır. Bir kireçtaşı plato olan Tur Abdin, çeşitli dönemlere ait yaklaşık 80 köy ve 70 manastırın yer aldığı eşsiz bir görünüme sahiptir. Hıristiyanlığın erken dönemlerinden itibaren yoğun imar faaliyetinin yaşandığı manastır mimarisinin erken örneklerini sunan yöre, tarih boyunca Süryani Ortodoks kavmine ait yeni ve kendine özgü bir mimarinin ortaya çıkışına tanıklık etti. Geç Antik ve Ortaçağ Hıristiyanlık dönemine ait kilise ve manastırlar, Süryanilerin dinî ve kültürel merkezleri idi. Bazı ortak özelliklere sahip olan ve 6-8. asırlara tarihlendirilen kilise ve manastırlar; bölgenin karakteristik özelliklerini bir bütün olarak göz önüne sererken, çevresindeki teraslı üzüm bağları, zeytin ve badem ağaçları ile etkileyici mistik görünümünü her dönemde sürdürüp, bilime beşik oldu.

İlkçağ boyunca özellikle Asurlu saldırıları sonucunda büyük bir kısmı yıkılsa da; yörede tepeler üzerinde ve dağlar arasında halâ sağlam bir şekilde ayakta duran Mor Sobo Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi (Yoldath Aloho), Deyrülzaferân Manastırı, Mor Gabriel Manastırı, Mor Abai Manastırı, Mor Loozor Manastırı, Mor Yakup Manastırı (Dünyadaki ilk üniversite olup-419’da kuruldu, 12.asırda kurulan Harran Üniversitesi’nden daha eskidir), Mor Kuryakos Kilisesi ve Mor İzozoel Kilisesi geçmişin tanıklarıdır. Bu dinî ve kültür merkezlerinde yetişen bilginler, Mezopotamya, Mısır ve Uzak Doğu Medeniyetlerinden etkilenip, Anadolu Medeniyeti’ne (Yunan, Hellenistik, Bizans ve Roma dahil) Edebiyat, Felsefe ve Tıp alanında katkıda bulunan önemli eserler yazmışlardır. Geçmiş ile Türk-İslâm ve Batı Medeniyetleri arasında Ortaçağ boyunca köprü olan Tur Abdin yöresi, bilim ve mimari özellikleri nedeniyle Nisan 2021’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklendi.

2-TUR ABDİN YÖRESİNDE YETİŞEN BİLGİNLER

*EDEBİYAT

Günümüze ulaşan yazılı belgelere bakıldığında en eski dillerden Aramice konuşan toplulukların Ortadoğu’nun her yerine dağıldığı, Aramice’nin bir dönem devlet dili olduğu, uzak ülkeler de bile bu dilde yazışmaların yapıldığı görülür. Aramice yazılmış en eski belge 19.asırda bulunan Ahikar’ın Öğütleri’dir.

Ahikar’ın Öğütleri: 1907 yılında Mısır’daki Efantine adasında Alman arkeologların yaptığı kazı çalışmalarında bulunan papirüslerdi. “Ahikar’ın Öğütleri” adını taşıyan eser, Asur kralının baş veziri Ahikar tarafından yazılmıştı. 200 satırdan oluşan metin, 14 papirüs sütununa yazılı olup, MÖ.5. asırda yazılmış asıl metinlerin bir kopyası olduğunu düşünülmektedir. (Bu eseri rahmetli Metropolit Hanna Dolabani’nin 1963 yılında 32 sayfalık halinde Türkçeye çevirdiği “Haykar’ın Meselleri” adlı risalede okudum. Haykar’ın evlatlığı Nadan’a öğütlerini içeren eser genelde güzel ahlâk kurallarını içerir.)

Hıristiyanlık öncesi dönemlere ait Aramice yazılmış pek az edebiyat metni günümüze ulaşmıştır. Bunun en önemli nedeni, Hıristiyanlığa geçiş döneminde gelecek kuşakların putperestliğe dönmesini önlemek amacıyla eski yazılı kaynakların yok edilmesidir. Süryani edebiyatında dinî konular baskındı. İlahiyat, kilise hukuku, dinsel törenlerde usul, mistizm gibi konuların yanı sıra şiir, tarih, felsefe ve astronomi alanlarında da eserler üretilmişti. Tıp alanında da Süryaniceden Yunancaya çeviriler yapıldı.

Süryani edebiyatının kesin olarak bilinen en eski eseri, Edessalı (Urfalı) Bardaysan’ın (154-222) “Ülkelerin Yasaları” adlı eseriydi. İncil’in en erken Süryanice çevirileri de yaklaşık olarak aynı döneme ait¬ti. 4. asırdan önce Süryanice yazılıp günümüze kalmış geniş ölçekli çalışma, İncil’i okumak ve yaymak amacıyla Hindistan’a nasıl gönderildiğini açıklayan “Elçi Toma’nın İşleri” eseriydi.

Süryani edebiyatından gerçek anlamda eserlerin üretilmesi 4. asırda başladı. 4-7. asır arası Süryani edebiyatının altın çağı olarak tanımlanır. En verimli şair ve en yaratıcı yazarların bir kısmı bu dönemde eser vermiştir. Şairler arasında Mor Efrem tüm zamanların en önemli dinsel şairlerinden biri olarak öne çıkar. Fakat onun şiirleri 18’inci yüzyıla kadar kopyalanmamış ve pek fazla tanınmamıştır. Ona ait edebi metinler 10.yüzyılda Nusaybinli bir başrahip tarafından Mısır’daki bir Süryani manastırında bulunarak, basılıp çoğaltılıncaya kadar çok eski el yazmalarında korunmuştu. Bu altın çağın diğer büyük Süryani şairleri Suruçlu Mor Yakup, Narsai, Afrahat ve İshak’tır. Bu şairler, Mor Efrem’in aksine beyit ile yazmayı yeğlemişlerdir. Bu dönemdeki nesir(düzyazı) yazarlarının dikkate değer bir özelliği; süslemelerle bezeli yazıyı özenli bir şekilde kullanmalarıydı. Bu yazarlar genelde iki karakter arasındaki diyalogları konu edinen ve Süryanice “Sugitho” denen edebi türde eserler yazmışlardı. Sümercede de görülen bu edebî tür Ortadoğu edebiyatını uzun süre etkileyerek; Süryanice, Arapça, İlk Türk-İslâm Devletleri’nin Hakaniye Lehçesi ve Osmanlıcada görülür.

Ortadoğu’nun tarihinde oldukça önemli değişikliklerin gözlendiği 7. asır, Süryani edebiyatı açısından oldukça verimli geçti. Süryani Ortodokslar arasında din dışı kültür ve zamanın öğrenilmesi konularında ustalaşmış, Severus Sebokth ve Urfalı Yakup gibi bilginlerle, birkaç yüzyılın yoğun edebiyat çevirisi etkinliklerinin dorukta olduğu bir dönem oldu. Yunanca ve Pers dilinden Süryaniceye Kelile ve Dimne gibi edebiyat ürünlerini de içeren çeviriler yapıldı. Diğer taraftan Doğu Kilisesi’nde 7. ve 8. asırlar boyunca, Ninveli İshak gibi yazarların ruhun içsel yaşantısı üzerine yazdıklarıyla farklı türde bir edebiyat yeşerdi. O’nun insan ruhuna ilişkin gözlemleri öyle derindi ki, yapıtları 9. asırda Filistin’deki Aziz Saba Manastırı’nda Yunancaya çevrildi.

İslam’ın yayılışından 13. asrın sonuna kadar olan dönemdeki Süryani edebiyatının çoğu bilgi ve ansiklopedik özellikteydi. Bütün Süryani bilginleri, önceden etkiledikleri Helenistik bilim ve felsefe metinlerini Arapça’ya çevirmeye başladı. İlk Abbasi Halifeleri döneminde, Bağdat’ta Yunancadan Süryanice’ ye ve Süryaniceden Arapçaya çevirmen olarak görevlendirildiler. 12. asır sonu ile 13. asır başlarında Süryani yazarlar arasında yenilenmiş bir edebi akım dalgası başlar. Bu dönemde şiir uyak/kâfiye düzeniyle tekrar hayat bulur. Uyaklı şiirin en büyük uygulayıcısı; “Aden Bahçe-si/Fardayso di Aden” adlı eseriyle tanınan Nsibisli (Nusaybin) Adyeşu’dur. Bu döneme ait çok az yazarın eseri yayınlansa da, hâlâ araştırılması gereken çok sayıda Süryani edebiyatı birikimi vardır.

19. asır sonları, Süryanice edebî çalışmalarda yeniden parlamaya başladı. Matbaa yaygınlaştığından, Musul ve Ortadoğu’nun her yerinde Süryanice eserlerin baskısı arttı. Bu dönemin en verimli Süryani yazarlarından biri, Urmi şehrinin Keldani metropoliti Toma Odo’dır. 1896 yılında Süryanice sözlüğü hazırlayarak, Latince ile Arapçadan çok sayıda eseri Süryaniceye çevirdi. 20. asırda Süryani dilini geliştirenler arasında en önemli kişilerden biri, Mardin ve yöresindeki Süryanilerin metropoliti olan Mor Filüksinos Yuhanon Dolabani’dir. 1885-1969 yılları arasında iki asra, iki büyük savaş ve göçlere tanık olan Mardin’de herkesin sevdiği Hanna Dolabani; Patrik Afrem Barsaum’un büyük eseri Süryani Edebiyat Tarihi’ni Süryaniceye kazandırdı. Tarihte Mardin eseri de çok önemlidir.Geçmiş asırlarda Süryani Edebiyatı, Tur Abdin bölgesinde öncelikle din adamları arasında ve manastırlarda kuşaktan kuşağa aktarılarak gelişti. Din adamlarının çoğu dinî metinleri aktarmaya zaman ayırdığından, din dışı edebiyatın büyük bir kısmı arada kaynayıp, kayboldu. 20. asırda başlayan lâiklik akımının etkisiyle, Süryani Edebiyatında da din dışı yazılar görülmeye başladı. Öncü yazarlar şunlardır; Naum Faik (1868-1930), Fawlos Gabriel (1912-1971), Abdmşiho Qarabaşi (1903-1983) ve şair Yuhanun Salman (1914-1980). Naum Faik’in 1908’de kurduğu Doğu Yıldızı edebiyat dergisi çok tutuldu. Son 100 yılda diasporada Süryanilerin farklı ülkelerde yaşamalarından dolayı özellikle dilbilgisi ve sözlük, gazete ve dergi basım ve yayımına çok önem verildi. Bu çalışmalar özleri ve anadillerini koruma çabasının bir sonucudur. Dünyada 60’tan fazla gazete ve dergi basılıyor. İsveç’te yayınlanan 20 yıllık Bahro ve Hujoda adlı dergilerin yanı sıra, Mardin’de 2012’de yayına başlayan Sabro/umut adında Süryanice-Türkçe aylık gazete çok ilgi görüyor.

Önemli merkezlerde kurulan yayınevlerinde Süryanice ve diğer dillerde kitaplar basılıyor. İsveç’te kurulan Nsibin ve Asur Banibal Yayınevleri, Hollanda’da kurulan Bar Hebroya Yayınevleri bunlardan bazılarıdır. Ülkemizde 2012 yılında Heriopsikopos Gabriel Akyüz’ün hazırlayıp çevirdiği “Kilise Ataları Tarafından ‘Kutsal Ruh’un Kavalı’ Olarak Adlandırılan Süryani Mor Efrem’in Şiirleri” adlı eser 2012 yılında hem Türkçe hem de Süryanice Kültür Bakanlığınca bastırıldı. Çeşitli yayınevleri tarafından Süryanilerin tarihi, kültürü, yemekleri, müziği, kiliseleri, manastırları ile ilgili birçok kitap basıldı. Bu kitapları yazanların çoğu Türkiye’de ve diasporada yaşayan Süryanilerdir. Türk akademisyenlerden Prof.Dr. Mehmet Çelik, Prof.Dr. İbrahim Özcoşar, Abdürrahim Özmen, Mustafa Bülbül, M. Nesim Doru’in yazdığı birçok araştırma ve inceleme kitabı bulunmaktadır. Prof.Dr. Mehmet Çelik’in 2021’de yeniden yayına hazırladığı 3 ciltlik “Tur Abdin-Kilise ve Manastırlar Tarihi” eseri çok önemli bir boşluğu dolduracak.

2500 yıllık süreçte özdeyiş ağırlıklı, Kutsal Kitap ve Süryani büyüklerinin kaynak olduğu, hikmete dayalı, araştırılmayı bekleyen çok zengin bir edebiyat birikimi araştırmacıları bekliyor. Bu özlü araştırma her şeyi Batıya mal edenlere bir cevap olup, Felsefe ve Tıp ile devam edecek…