banner18

banner19

banner3

Son kitabını çocuklar için kaleme aldı

Yazar Nermin Şenol Kalyoncu ile edebiyatla olan yolculuğunu konuştuk. Kalyoncu son olarak ‘Kalsedo’nun Gizemi’ adını verdiği kitabıyla okurlarıyla buluştu

Güncel 22.02.2021, 10:29 22.02.2021, 11:14
Son kitabını çocuklar için kaleme aldı

ONURHAN ALPAGUT-RÖPORTAJ
İzmirli Yazar Nermin Şenol Kalyoncu’nun çocukluk ve gençlik yılları Torbalı ilçesinde geçti. Annesinin ve babasının yaptığı mesleklerden dolayı çocukluğu insanlar içinde geçen Kalyoncu’nun tren istasyonları vazgeçilmeziydi. Orada ki insanların bekleyişi ve hikayeleri onu çok etkilemişti. Doğa ve hayvanlar ise vazgeçilmeziydi. Bu sebeple veteriner olmak istedi. Uzun yıllarda bu alanda çalıştı. Sessiz hayvanları ve çocukları anlamak temel amacıydı. Bu sebeple sürekli okudu. Okudukça da yazma dürtüsü arttı. O’nun için çocuklar ve hayvanlar ‘ben de varım’ demek istiyordu. Bu şekilde yola çıktı. İlk kitabı Küçük Kelebek’i kaleme aldı. Arkası ise hemen geldi. Yetişkinler ve çocuklar için yazdı. Son kitabı ‘Kalsedo’nun Gizemi’nde ise Kadıköy’ün tarihini yeniden çocuklar için kurguladı.

Bize kısaca kendinizden söz eder misiniz?

Kendimi İzmirli kabul ediyorum. Üniversiteyi Ankara’da okuduğum için İzmir’den ayrıldım. Sonrasında İzmir’de yaşayacağımı sanırken kendimi İstanbul’da buldum. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım Torbalı’da geçti. O yıllarda küçük bir kasabaydı. Halkı tarımla geçinirdi. Annemin ve babamın mesleklerinden ve yaptıkları işlerden dolayı insanların içinde büyüdüm. Tren istasyonları çocukluğumun vazgeçilmez mekanıydı. Bana öykülerini anlatan bekleme salonundaki yolcular; ablalar, abiler, teyzeler, amcalar, nineler, dedeler, askerler… Ayrıca tarımla ilgilenen insanların arasında olmak da güzeldi. Doğa vazgeçilmezimdi; benim en yakın arkadaşımdı; hayvanlar, ağaçlar, çiçekler, kuşlar, böcekler… Bu yüzden veteriner hekim olmak istedim. Ankara Üniversitesinde okudum ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinde doktoramı tamamladım. Özel şirketlerde çalıştım. Veteriner Kliniğimizde uzun yıllar hekim olarak çalıştım. Bu arada da sınıf öğretmeni olarak da çalışmaya başladım. Bir yandan sessiz hayvanları anlamak diğer yandan da çocukları anlamak için çok çabaladım. Okudum okudum okudum. Okumanın sonu yoktu. Okudukça insan ‘ben de yazmak istiyorum’ der. Sanki bir eksiği kapatacakmış gibi hisseder kendini. Öyle bir şeydi yazmaya başlamak. “Ben de varım!” diye haykırıyordu çocuklar ve hayvanlar. Onların sesi olmayı ne çok istedim. Yazılanların dışında farklı bir şey var mı buna ancak okurlar karar verecek.

SAİT FAİK ABASIYANIK’I ÇOK SEVDİM

Yazıyla tanışmanız nasıl oldu?

hemen herkes gibi ilkokulda okumayı ve yazmayı seviyordum. Okula gitmeden önce okumayı yazmayı öğrenmiştim. Bu nedenle beni ikinci sınıfa, annemin sınıfına kaydettiler. O yıl bir masal yazmaya çalıştım. Karnabahar ile Pırasa ilkyazı çalışmamdır. Sonra ortaokulda Türkçe Öğretmenim Ümran Altan Kebapçıgil sayesinde, Sait Faik Abasıyanık’ı çok sevdim. Sait Faik sanki ‘gel’ der gibiydi öyküleriyle. Öğretmenimiz bir yazılıda kompozisyon yazmamızı istemişti. İşte beni yazmaya iten asıl budur. “Yıkık Köprü” başlığı ile İzmir’de Pancar ile Torbalı tren yolu arasında, tren yoluna yakın tarihi yıkık bir köprü vardı; onu yazmıştım. Öğretmenim çok etkilenmişti, yazımı sınıfta okumuştu. Tarihin sayfalarında gezmiştim sanırım, geçmiş el etmişti bana. Yetişkinler için yazarken… Sonra da kendimi çocuklarım için de yazarken buldum.

İlk eserinizi ne zaman yazdınız? Hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

Yıl 2000. Çalıştığım okul varoş bir bölgede. Çocuklara kitaplar taşıyorum çantalar dolusu. Okudukları kitaplarda kendilerini arıyorlar ama yoklar! İş bana düşmüştü. Yazmaya çok çalıştım ama olmuyordu. Yokluğun ve yoksulluğun çocuk diliyle anlatılabileceği bir şeyi yok. Top alıyorum, okul önüne çıkıyoruz, yamaca bırakıyoruz topu. Top yamaçtan aşağı yuvarlanıyor biz de onu yakalamak için peşinden koşuyoruz. Çalılar, otlar var etrafımızda bir de büyümemiş ağaçlar. Kelebekler var, uğurböcekleri var. Ben de ilk kitabımı buradaki çocuklarım için yazdım. Küçük Kelebek. Yağlı boya resimlerini öğretmen ressam arkadaşım yaptı. Kitabı birçok yayınevine gönderdim. Umudumu yitirmiştim ki Ceylan Yayınevinden Mukaddes Erdoğdu Çelik basacaklarını müjdeledi. Saman kağıda siyah beyaz basılacaktı. Bunu duyunca ağladım. Çocuklarım için pırıl pırıl bir kitap hayal etmiştim. Sonra kitaplar basılınca almam için çağrıldım. O da ne! Elimde tuttuğum pırıl pırıl rengarenk bir kitaptı. Öğrenci sayım kadar kitap aldım. Torbam yoktu. Kadıköy’deyim otobüs duraklarına geldim. Yağmur çiseliyor. Kitaplar ya ıslanırsa! Gözyaşlarımla da ıslanıyorlar zaten. O da ne! Kitaplar kucağımdan düştü. Kirlendiler. Bir adam geldi yardım etti. Kitapları topladı, kucağıma verdi. Kitaplar temizdi. Çocuklarıma layık bir kitap olmuştu.

Kitaplarınızdan kısaca söz eder misiniz?

Küçük Kelebek’ten sonrası hemen geldi. Çizgi Çocuk’u yazdım. Ardından ‘Bu’ Yayınevinin açtığı öykü yarışmasında teşvik ödülü alan Salkımsöğütteki Orkestra. Onur Güvener Öykü yarışmasında “Mutluluğun Resmi” birincilik ödülüne layık görüldü. Sonra ben kendim yazmak yerine çocuklara yazdırmaya başladım. Onlar anlatsınlar istedim yaşadıklarını. Böylece her ders yılı sonunda bir kitapları oldu. Beş kitap basıldı. Çocuklarım TUYAP Kitap Fuarında imza ve söyleşi bile yaptılar. Gazetelere dergilere, hatta televizyona taşıdılar. Sempozyumlarda sundum yazı çalışmalarını. Güzel yıllardı. Sonra tayin istedim. Bu yeni okulda da çocuklara yazmalarına yardım ettim ama kitap basılmadı. Daha çok onlara malzeme olsun diye oyunlar oynuyordum. Bunların notları var elimde ama kitap dosyası yapar mıyım, bilmiyorum. Bu son çalıştığım okulda daha çok ben yazmaya çalıştım. Bu yıla kadar otuz kitabım basılmış durumda. İlk yetişkinler için yazdığım günlük romanım ‘Bir Yuka Hikayesi’ var. Kendimi bildim bileli günlük tutarım. Bu nedenle ilk kitabım günlük tarzında oldu. İlk yazdığım kitaplar çok değerlidir benim için. Halen okuduğumda yazarken hiç de acemilik çekmemişim diyorum. Son altı yıldır İstanbul üzerine yazıyorum. ‘İstanbul Lubnatsi’, Samatya’yı anlatan ‘Barışa Yolculuk’, Beyazıt’ı anlatan ‘Baykuş, Bayankuş ve Diğer Bütün Kuşlar’, Ataşehir’i anlatan ‘İstanbul’a Bahar Geldi’ kitaplarından sonra İstanbul’u yazmaya devam ettim. İstanbul’a sevdalı bir yazar olarak verdikleri için teşekkür etmeyi istemek gibi bir şey. Şu anda basılmasını dört gözle beklediğim İstanbul kitapları var. İstanbul’a sevdalı usta yazarlarımızı saygıyla andığım dört kitap. Olmazsa olmaz Sait Faik ve Orhan Veli elbette. Son çıkan kitabım da İstanbul’u anlatıyor. Kadıköy’ü tarihi olarak yeniden kurguladığım bir öykü ‘Kalsedonun Gizemi’ Bu Yayınevinden çıkan çocuk kitabım.

Korona pandemisinin en yoğun olduğu dönemde neler yaptınız?

Yoğun bir çalışma tempom vardı. Günde sekiz saat kitap okuduğum oluyordu. Bu arada kısa bir çocuk öyküsü yazdım. Bir de kendi bloğumda yazmaya devam ettim; günlük, kitap tanıtımı, anı, öykü vs. Evde olmazsa olmazım yuka (çiçek) ve Emo (kedi); her yazımda kendilerini var ediyorlar. Beni evde var eden onlar olmalı. Ben mi onlara diyorum “Ben de varım!” yoksa onlar mı bana diyor “Ben de varım!” belli değil.

ÇOCUK ÖYKÜLERİ YAZMAK İSTİYORUM

Yeni bir kitap hazırlığınız var mı?

İkinci romanımı henüz bitirdim “Aşk Romanları Okuyan Kadın”. Basımı için herhangi bir yayınevine henüz başvurmadım. Yazmak istediğim çocuk öyküleri var. Umarım sonbahar ve kış dönemi içinde bunlar da ortaya çıkar. Öykülerimi yazmadan önce okumam gerekiyor. O konuda neler yazılmış ve ben neler yazmak istiyorum? Araştırmalarım sonunda bakalım neler çıkacak.

Türk edebiyatındaki mevcut en büyük sorunu ne olarak görüyorsunuz?

Sanırım iyi bir okur olmak için zaman ayıramamak. Kendim için de geçerli. Emekli olduktan sonra daha iyi bir okur hatta gerçek bir okur olduğumu düşünüyorum. Yaratıcı yazma atölyeleri tercih edilirken, Yaratıcı okuma atölyeleri neden tercih edilmiyor? İşte burada dönüp dolanıp eğitime gelmiş oluyoruz. Sahi biz okumaya ne zaman başladık? Bu soru sorulmuyor pek.

Bu dönemde yapmak isteyip de yapamadığınız, özlediğiniz ne var?

Çocuklar! Çocuklarla buluşmak. İmza günlerini, söyleşileri, kitap fuarlarını özledim. Umarım bir gün eskiden olduğu gibi okurlarımı tanıma şansına sahip olacağım. Onlarla oynamayı özledim. Özellikle ‘İstanbul Saati’ adını verdiğimiz slaytlarla yaptığımız paylaşımımızı arıyorum.

Yorumlar (0)
5
açık
Günün Anketi Tümü
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i başarılı buluyor musunuz?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i başarılı buluyor musunuz?
Namaz Vakti 09 Mart 2021
İmsak 06:04
Güneş 07:25
Öğle 13:27
İkindi 16:43
Akşam 19:19
Yatsı 20:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 28 58
3. Fenerbahçe 28 58
4. Trabzonspor 28 51
5. Alanyaspor 28 46
6. Hatayspor 28 46
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 28 41
9. Göztepe 28 39
10. Antalyaspor 28 36
11. Sivasspor 27 34
12. Konyaspor 27 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kayserispor 27 31
15. Kasımpaşa 28 30
16. Başakşehir 28 29
17. Rizespor 27 28
18. Ankaragücü 27 26
19. Erzurumspor 28 26
20. Denizlispor 27 24
21. Gençlerbirliği 27 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 25 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 25 44
7. Tuzlaspor 25 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 25 34
10. Ümraniye 25 34
11. Bandırmaspor 25 32
12. Boluspor 25 29
13. Adanaspor 25 27
14. Menemenspor 25 27
15. Balıkesirspor 25 26
16. Akhisar Bld.Spor 25 22
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 25 7
Takımlar O P
1. Man City 28 65
2. M. United 28 54
3. Leicester City 28 53
4. Chelsea 28 50
5. West Ham 27 48
6. Everton 27 46
7. Tottenham 27 45
8. Liverpool 28 43
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 27 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 28 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Newcastle 27 27
17. Brighton 27 26
18. Fulham 28 26
19. West Bromwich 28 18
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 25 59
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 26 54
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 26 45
6. Real Betis 26 42
7. Villarreal 26 37
8. Athletic Bilbao 25 33
9. Celta de Vigo 26 33
10. Granada 26 33
11. Levante 26 32
12. Valencia 26 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 26 22
20. Huesca 26 20