Gelin, kocasının ana babasıyla aynı yerde kalmaya, hastalanmaları halinde onlara bakmaya (hukuken) mecbur değildir. Ama (diyaneten) hizmet etmesi tavsiye edilir. Lakin hizmet etmeye zorlanamaz. Ancak beyinin mutluluk ve huzuru hanımın da mutluluk ve huzuru olacağından bir kadının mümkün olduğu kadarıyla beyinin ana babasına hizmette kusur etmemesi gerekir. Böylece ailenin mutluluğunu, huzurunu sağlamaya katkıda bulunmuş olur. Çünkü hiçbir evlat ana babasını ihmal edemez. Muhtaç oldukları zaman onların hizmetine koşmaktan geri duramaz dinen bu onun bir görevidir. Hanım hukuki hakkını kullanıp ta kayınvalide ve kayınpederine hizmetten uzak kalabilir. Ama bu da kocasının mutsuzluğuna sebep olup aile içinde sevgi azalmasına vesile teşkil edecektir belki de ailenin çöküşüne yahut da anne ve babanın rızasından ayrılmaya onların bedduasını almaya kadar götürecektir. Kaldı ki bu hizmetler de yabancıya değil; ana baba makamına kaim olan kayınvalide ile kayınbabaya yapılmaktadır. Öz ana baba olmasa da ana baba yerine geçenlerdir bunlar. Hukuken böyle bir görev olmasa da ahlaken hizmette ve saygıda kusur edilmemesi gerekir

Kişi namaz kıldığı yerde ikinci bir namazı kılmak istediğinde neden yerini değiştiriyor?

 İslam inancına göre kıyamet günü namaz kılınan yerler kişiye şehadet edecektir. Yani namaz kıldığımız mekânlar, camiler, mescitler, yerler… bize şahitlik edecektir. Söz konusu bu mekânlar falan Müslüman burada namaz kıldı diye bize ahirette şahitlik yapacaktır. İşte bu inançtan dolayı namaz kılan kişi değişik yerlerde namaz kılayım da bana şehadet edecek yerler daha çok olsun anlayışıyla bir namazı bir mekânda kıldıktan sonra diğer namaz için yerini değiştirmektedir. Toplumumuzda bir örf haline gelen bu uygulama hem güzel hem de dinde bir sakınca olmayan bir örftür.

Maddi bir güvence göstererek borç almak caiz midir?

 İslam açısından borç alıp vermede faiz olmadığı sürece bir sakınca yoktur. Bu borcu almak için de borç verecek kişi ya da kuruma maddi bir güvence vermekte de bir sakınca yoktur. Yani bir borcu almak için evimizi ya da arabamızı rehin vermemizde ya da ipotek yaptırmamızda bir sakınca yoktur.  Sakıncalı olan, alınan borcun alınan miktardan daha fazla geri veriliyor olmasıdır. Mesela yüz lira alınıp yüz on lira veriliyorsa bu bir faiz uygulamasıdır. Faizi de İslam dini haram kılmıştır. 

Günün Ayeti

Arkadan çekiştirmeyi ve kaş-gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin hepsinin vay haline!

Humeze, 104/1.

Günün Hadisi

Akşama erdin mi, sabahı bekleme, sabaha erdin mi akşamı bekleme.

Buhârî, “Rikak”, 2.

Günün Sözü

Öfkenin aşırısı, kişiyi özür dileme küçüklüğüne iter.

Amr bin As

Günün Duası

Allah’ım, bugün insanların yüzünü güldürmeyi, gönüllerini almayı, senin rızanı kazanmayı nasip eyle

Bunları Biliyor muyuz?

Ashabu’l-Meymene kimdir?

Sağ taraftakiler uğurlu kimseler anlamında Kur’anî bir terim. Allah’ın hoşnutluğuna uygun olan hayat tarzları dolayısıyla hesap gününde kitapları, yani amel defterleri sağ ellerine veya sağ taraflarından verilecek olanlardır.

Günün Nüktesi 

Hocanın talebesine nasihati…

İmam-ı Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. Öyle ki talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider.

Akşam olunca Yunus kapısının çalındığını fark eder.

‘Kim o?’ der.

Kapıdaki kişi, ‘İmam-ı Şafii’ der.

Yunus, kapıyı açar ve İmam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür ve hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır.

İmam Şafii kapıyı açan talebesi Yunus’a şunları söyler:

-Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak?

-Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir!

-Ey Yunus, hatadan nefret et ama hataya düşenden nefret etme.

-Bütün kalbinle günaha öfkelen ama günahkâra acı, ona merhamet göster.

-Ey Yunus, sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster.

-Ey Yunus, görevimiz hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil.