GDO’suz Pamuk A.Ş’nin lansmanında Türk pamuğunun geleceği masaya yatırılırken, EİB Koordinatör Başkanı Eskinazi, sektörle ilgili önemli öz eleştirilerde bulundu. 25 çeşit pamuk tohumuyla bir yere varılamayacağını söyleyen Eskinazi, “Tabiatı bozduk, kurtarmaya çalışıyoruz” dedi

NURETTİN BAKİ

GMO FREE Turkish Cotton markasının tanıtımının yapılması amacıyla, GDO’suz Pamuk A.Ş., İzmir Ticaret Borsası (İTB) Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) işbirliğinde İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen etkinlikle tanıtımı yapıldı. GMO FREE Turkish Cotton Projesi ile Türkiye pamuklarının ve pamuktan üretilen asıl ve yan ürünlerin markalaşması ve sürdürülebilir pamuk üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında İTB, Ulusal Pamuk Konseyi ve İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği işbirliğinde GMO FREE Turkish Cotton ibaresi ile Türk Patent Enstitüsü’nden Garanti Markası tescili alındı. Ayrıca, markanın yönetimi amacıyla GDO’suz Pamuk A.Ş. isimli şirket kurulumu gerçekleştirildi. Projenin tanıtım toplantısına GDO’suz Pamuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İTB Meclis Üyesi Barış Kocagöz, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Bertan Balçık, İstanbul Tekstil ve Ham. İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu ÜyesiM. Zekeriya Tanrıverdi, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Uskuç ve çok sayıda sektör paydaşı katıldı.

AK Parti İzmir tek yürek AK Parti İzmir tek yürek

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK REKABET VURGUSU

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren GDO’suz Pamuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İTB Meclis Üyesi Barış Kocagöz, “Bildiğiniz üzere, ülkemiz tekstil üretiminde dünya üzerinde önemli bir yere sahip sayılı ülkelerden. Son yıllarda yaşanan pandemi krizi ile de tekstil sanayimiz gerek kalitesi ile gereksetedarik hızı kabiliyeti ile dünyadaki rakiplerinin ne denli üstünde olduğunu gösterdi. Bu haklı üstünlükle üretimimiz ve ihracatımız arttı. Bunun sonucunda da tekstil sanayimizin pamuk tüketimi de neredeyse 2 milyon tonlara yaklaştı.  Ancak diğer taraftan, rekabet ve pandemi sonrası dalgalanmaların getirdiği olumsuzluklar da ortada. Özellikle, sürdürülebilir markaların son yıllarda rekabette öne çıktığını hepimiz biliyoruz. O kadar ki birçok ülke kendi tekstil üretimine ya da kendi pamuk satışlarına tercih edilebilirlik kazandırabilmek adına sürdürülebilir marka yaratmaya ve her gün bir yenisini eklemeye uğraş veriyor.  Bildiğiniz gibi ülkemiz tekstil üretiminde olduğu kadar, pamuk üretiminde de oldukça önemli bir yere sahip. Tekstil sektörümüzü destekleyen ve son yıllarda artırmayı başardığımız, 1 milyon ton civarında pamuk üretimimiz var. Hem de GDO’suz üretimde dünyada ilk sırada. Diğer taraftan, Tarım ve Orman Bakanlığımızın yıllar önce almış olduğu çok doğru bir karar ile GDO’lu pamuk üretimi ve tohum ithalatı ne mutlu ki yasak. İşte bu sayede, ülkemizdeki konvansiyonel tohum çeşitliliği kirlenmedi ve GDO’suz pamuk üretimimiz diğer ülkelere namzet şekilde devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

İKİ BAKANLIĞIMIZ DA DESTEK OLDU

Projenin kuruluş sürecini de anlatan Başkan Kocagöz,bu süreçte hem Ticaret hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği desteğe vurgu yaptı. Başkan Kocagöz, “Düşünün; dünyada neredeyse lider bir tekstil sanayimiz ve onun arka bahçesinde yetişen kendi pamuk üretimimiz var. Üstelik, üretimimiz sürdürülebilir bir marka olabilecek nitelikte GDO’suz. Bunu ülke olarak değerlendirmemek, fırsatları görmemek demektir. İşte bu düşünceler ile bizler 2011 yılında bu projenin ilk tohumunu Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımızın desteği ile attık. 2013 yılına geldiğimizde veİzmir Ticaret Borsamıza projeyi anlattığımızda büyük destek gördük ve bu ayrıcalığı marka yapmak üzere ortak bir proje yürütmeye karar verdik. Projemiz işte o yıl aslında resmen başlamış oldu. Hazırlık aşamaları ve sektörün ikna edilmesi gerçekten kolay olmadı.  2021 yılında İTB ve UPK’nın girişimiyle başlatılan projemiz, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin de Yürütme Kuruluna katılması ve markaya ortak olması ile büyük ivme kazandı. İşte bu stratejik 3 ortak ile birlikte uygulamaları yönetmek üzere GDO’suz Pamuk A.Ş. kuruldu. Dikkatinizi çekmek isterim ki Yunan ve İspanyol meslektaşlarımız biz bu çalışmaları yaparken, 2 sene içinde neredeyse aynı prensipleri arkasına alan eurocotton markasını uygulamaya sokmuştu bile. Neyse ki diğer taraftan GMO Free Turkısh Cotton Projesi’ni Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’mızın da bizi destekleyerek projeyi strateji planına alması bize büyük moral kaynağı oldu.Bugün her iki bakanlığımız da bu projenin başarılı olması için ellerinden geleni yapıyor ve tam destek veriyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

ÜZÜCÜ ÖRNEKLERLE GÖRDÜK

“GDO’suz tohumlarımızı koruyor olmanın sürdürülebilir pamuk üretimimiz için hep çok önemli olduğunu düşündük” diyen Başkan Kocagöz, şu ifadelere yer verdi: “Geçtiğimiz yıllarda da bu noktada ne kadar haklı olduğumuzu diğer pamuk üretici ülkelerin üzücü örneklerinden gördük. Çünkü GDO’lu tohumların girdiği ülkelerde GDO’suz tohumlar mutlaka kirleniyor ve bir daha özüne dönemiyorlar. Bu da onları GDO’lu tohum ile pazarı eline geçiren şirketlere bir anlamda mahkum ediyor. Böylece, ulusal çeşit ve kalitedeki üretiminiz sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Bugüne dek bu 3’lü ortaklık sayesinde kurulan GDO’suz Pamuk A.Ş. ile sertifikayayetkili kuruluşlar onaylandı ve tüm sistem Türk tekstil ürünlerine bu sürdürülebilir markayı taşımaya hazır hale getirildi.”

ESKİNAZİ: TABİATI BOZDUK…

“Tabiatı bozduk, kurtarmaya çalışıyoruz” diyen EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Son kullanıcıların, bunu talep edeceklerin bu markaya güvenmeleri çok önemli. Bu markanın, marka olabilmesi için içini doldurmamız lazım. GDO’suz pamuk üretiliyor ama bu pamuk tamamıyla sürdürülebilir değil. Eskiden ne kadar üretildiğini tartışırdık. Daha fazlasını üretmeye çalışırdık. Bunlar arazilerin üzerinin ilaçla kaplanmasına sebep oldu. Bu hem sürdürülebilirlik hem de tabiata aykırı. Dünyanın istemediği bir olay. O araziden geçen suyu kullanamaz hale geldik. Tabiatı bozduk. Bunu kurtarmaya çalışıyoruz; geç kaldık ama geriye dönüş yapabiliriz. Bizim bunu çok önceden yapmamız lazımdı. Bilinçli firmaların uyguladığı gibi ne kadar çok üretim yapılması değil ne kıymette üretim yapılması önemli olmalıydı.  Ürettiğimiz pamuğun arkasını bu şekilde doldurabilsek o zaman değer oluşturabiliriz. Markanın arkasını doldurmak için, bunu kurmuş firmalarla beraber hareket ederek bunun devamını oluşturmamız lazım. Asıl o zaman bu marka bir değer kazanacak ve tüketiciye güven verecek. Bu cılızlıktan bu markayı kurtarmak markayı kuvvetli hala getirmek gerekiyor. Markanın katma değerini o zaman daha kıymetli olarak görürüz. Sadece GDO yok diye çok kıymetli bir marka olması sağlanamaz. BCI standartlarında pamuk üretmeliyiz. Biz mutlaka diğer kuruluşlarla işbirliği yapıp bunun değerini artırmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

25 TOHUMLA BİR YERE VARAMAYIZ!

100 bin pamuk üretmekle marka olunmayacağını belirten Başkan Jak Eskinazi, “Pamuğu ülke dışında da üretmemiz lazım. Bunu tohumdan başlayarakyapmalıyız. Türkiye’de 25 çeşit pamuk tohumu var. Biz bu 25 tohumla bir yere varamayız. Bunu kontrol edilebilir sürdürülebilirliğe uygun kriterlerimiz dahilinde üretime katkı sağlayacak hale getirmeliyiz. Araziye uygun olmayan tohumlarla bunu sağlayamayız. Ürettiğimiz pamuk son haline gelinceye kadar ekstra katma değer kazandırmalıyız. Üretici satarken katma değer vermiyorsa zaten ekmez. Hem son tüketiciye bunu verirken güvenin sağlayıp ek katma değer almaya lazım, o katma değeri sonuna kadar dağıtmamız lazım. Bunu sadece ülkemizde değil diğer ülkelerde tohum ihraç ederek yapmalıyız. 100 bin tonluk üretimle marka olmaz. Çok çalışmamız lazım” dedi.

Tanıtım konuşmalarından sonra GDO’suz Türk Pamuğu Markasının Türk Tekstili ve Pamuk Üretimi için Önemi ve Sürdürülebilir Marka ve Üretimde GDO’suz Pamuğun Yeri isimli paneller gerçekleştirildi.