SULTAN GÜMÜŞ - ÖZEL HABER

Gazetemizde 30 Ekim 2020 tarihinde yayımlanan ‘10 bin yıllık fay hattının üzerine TOKİ’ başlıklı haberimiz aracılığıyla Manisa Kırkağaç Fay Hattı’ndaki riskli yapılaşmayı gündeme getirmiştik… 1919 yılında 3 bin kişinin ölümüne neden olduğu düşünülen ve aynı potansiyelde deprem üretebileceği öngörülen Kırkağaç Fay Hattı ile heyelan riski taşıyan alanın yapılaşmaya kapatılması için deprem uzmanları tarafından mücadele verilirken, fayın hemen yakınına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Toplu Konut İdaresi (TOKİ) evleri inşa edilmişti. Olayı kamuoyuna duyurduğumuz gün yaşanan 6.6 büyüklüğündeki depremin ardından ise Bakanlık harekete geçti, bir yılda 8 bin depreme neden olan fay hattının üzeri yerleşime kapatıldı. Fakat yaklaşık 5 yıl önce inşa edilen TOKİ’ler risk taşımaya devam ediyor.

30 Ekim'de yayımlanan haber

7 HENDEK KAZILMIŞTI

2020 yılının Ekim ayında Manisa Kırkağaç Fay Hattı’na birlikte gittiğimiz Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof.Dr. Hasan Sözbilir ve ekibi, Manisa’da kazdıkları hendeklerde deprem üretme potansiyeli olan sismik kaynakları araştırdı. Uzmanlar, Kırkağaç ilçesinin dağlık alana bakan üst kısmında 7 hendek kazdı. 25 kilometre uzunluğa sahip ve Akhisar ilçesinde geçen yıl 22 Ocak’ta meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki depremden bu yana kentte yaşanan 8 bin depremi üreten en büyük 3 fay hattından biri olan Kırkağaç fayında inceleme başlattı… Kazdıkları hendeklerde geçen eylül ayından bu yana fayın jeolojik geçmişini araştıran uzmanlar, çalışmasını tamamladı. DAUM Müdürü Prof.Dr. Hasan Sözbilir, hazırladıkları raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sundu. Harekete geçen bakanlık, 5 kilometre uzunluğunda 75 metre genişliğindeki alanı yerleşime kapattı.

YAPILAŞMA OLANAĞI KALMADI

Fay hattı üzerinde sakınım bandı ile olası bir depremde can ve mal kaybının en aza indirileceğini kaydeden Prof.Dr. Hasan Sözbilir, şunları söyledi: “Kırkağaç fayı ile üç ay süren bir çalışmamız oldu. Bu çalışmada öncelikle Kırkağaç fayını haritalandırarak, imar haritalarına işledik. Daha sonra bu fay üzerine 10 hendek yeri belirledik. Hendekleri açtığımızda, bu fayın aynı izi kullanarak birden çok deprem ürettiğini tespit ettik. Geçmişte yıkıcı anlamda en az üç deprem üretmiş. Dolayısıyla bu fay üzerinde belirli bir şekilde sakınım bandı oluşturma gereği doğdu. Bu çalışmayı bitirdikten sonra raporumuzu Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunduk. Sonuç olarak Kırkağaç fayı üzerinde belirli bir ölçekte, sakınım bandı çizilmiş durumda. Artık bandın üzerinde doğrudan yapılaşma yasağı getirildi. O bölge, bakanlık düzeyinde imar haritalarına işlendiği için yapılaşma olanağı kalmadı. Böylece ciddi anlamda can ve mal kaybı azalmış oluyor.”

FAY HATTI 10 BİN YILDIR O BÖLGEDE

Manisa’da bulunan Kırkağaç fay hattının, yaklaşık 10 bin yıldır o bölgede var olduğunu aktaran Sözbilir, “İnsanlar gelip yerleşmeden önce orada yaşamını sürdüren, bir tarafı düşüp, bir tarafı yükselen bir fay türü. Kırkağaç yerleşimi ise bu fayın düşen kısmında oluşuyor ve sürekli faya yakın bir yerleşim oluşturuluyor. Mecburen tabi… Çünkü vatandaşların o bölgeye başka şekilde yerleşme şansları yok” dedi. Fayın tam geçtiği yer ile ilgili bir bilgi olmadığı için o dönemlerde bazı yapıların fayın çok yakınına hatta üzerine inşa edildiğini vurgulayan Sözbilir, “Bu bölgede, geçen 7-8 aylık bir dönemde ciddi bir deprem fırtınası oluştu. Manisa’da bulunan üç fay (Kırkağaç, Akhisar ve Gelenbe) bu depremleri üretti. Tabi Kırkağaç Fayı bu fayların en büyüğü. Kendine ait bir özelliği olan, toplam uzunluğu 5 kilometreye ulaşan bir fay bu… Fay aslında can kurtarır ama yanlış yapılaşma ölümleri beraberinde getirir. Bizler faya göre yapılaşırsak hiç kimse ölmez” şeklinde konuştu.

SIKINTILAR CİDDİ MANADA DEVAM EDİYOR

Şu an ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kurallarına göre yakın gelecekte deprem üretecek olan bir fayın üzerine zaten yapıların inşa edilemeyeceğini vurgulayan Sözbilir, “Türkiye’nin kurallarından biri de budur. Bir bölge heyelanlı ya da deprem açısından riskli bir alan ise bu heyelanı ve depremi önleyebilecek bir mekanizma oluşturduktan sonra oraya bina yapabiliyorsunuz. Bahsini ettiğimiz Kırkağaç’taki TOKİ evleri de hem faya çok yakın hem de heyelanlı bir bölgede bulunuyor. Bu tür konularda aslında biraz eksiğiz. Türkiye’de de henüz Fay Yasası olmadığı için bu konularla ilgili sıkıntılarımız ciddi manada devam ediyor” cümlelerini kullandı.

BÖYLE BİR TÜRKİYE’DEYİZ

“Türkiye’de Deprem Master Planları’nın yapılması gerektiği 1999 Depremi ile ortaya çıktı” ifadelerini kullanan Prof.Dr. Hasan Sözbilir, “Dediler ki, ‘Türkiye’nin bütün şehirlerinden fay geçiyor ise Deprem Master Planı yapılsın.’ Aslında il düzeyinde bu plan yapılmalı. Fakat sadece İstanbul’da yapılıyor, oradan da zaten fay geçmiyor. Daha doğrusu fay denizin içinden geçiyor, yerleşim alanlarından geçmiyor… Bir türlü depreme hazırlıklı bir ülke konumuna geçemiyoruz. Aslında yapılması gerekenler belli. Depreme hazırlıklı olma anlamında, iyi niyetli bir mekanizma, bazı çalışmalar yapmaya gayret gösteriyor… Ama yine aynı Türkiye içerisinde bu depreme hazırlık çalışmalarını engellemeye çalışan bir mekanizma da var. Böyle bir Türkiye’deyiz” bilgisini paylaştı.