Haram ayları manasına gelen bu terkip, kamerî aylardan Zi’l-Ka’de, Zi’l-Hicce, Muharrem ve Recep aylarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Cahiliye döneminde de hürmet edilen bu aylar, muhterem kabul edilmiş ve bu aylarda savaşmak haram kılınmıştır.

Namazın terk edilebileceği bir zaman var mı?

Hiç bir şey iş, ticaret, görev, meşgale ve mazeret mümini namazdan alıkoyamaz. Yani namaz her hal ve şartta kılınmalıdır. Hatta bu ulvi görevin yerine getirilmesi için dinimiz her türlü kolaylığı sağlamıştır.

Mesela: Su bulamayanlar teyemmüm ederek.

- Yolcular, dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak,

- Zaruret ve ihtiyaç halinde öğle le ikindi, akşam ile yatsı namazlarını öğle veya ikindi, akşam veya yatsı vaktinde birleştirerek,

- Ayakta durmaya güçleri yetmeyen hastalar oturarak, buna da güçleri yetmeyenler, yatarak namazlarını kılabilirler.

- Daha da ötesi yatarak da namaz kılamayanlar işaret ile kalp ile kılabilirler.

Buna göre dinin direği ve her Müslüman farz olan namaz ibadeti her zaman ve her şartta eda edilmek zorundadır.

Tanımadığımız birisi bize selam verdiğinde selamını almamak caiz mi?

Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman İslam’ın bu güzel şiarını günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur’an-ı Kerim de Allah mealen şöyle buyurmaktadır: ‘Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.’ (Nisa, 4/ 86)

Dolayısıyla bize selam verildikten sonra selamı veren dost, akraba, tanıdık, tanımadık, küs ya da barışık kim olursa olsun selamına karşılık vermek üzerimize farzdır. Selama karşılık vermemek ise dinen uygun değildir.

Kan kardeşliği kişileri dinen birbirine mirasçı yapar mı?

dininde kan kardeşliği diye bir kardeşlik yoktur. Kan kardeşliği dini bir kardeşlikten ziyade örfi bir kardeşliktir. Buna bağlı olarak, bu tarz kardeşlik kişiler arasında olan dini haramları helallaştırmaz, haram olanları da helallaştırmaz. Örneğin, kan kardeşliği evliliğe engel olmaz. Aynı şekilde birbiri ile dinen evlenebilecek kişiler arasındaki helal haram hususu kan kardeşliğinden dolayı değişmez.

şekilde kan kardeşliği kişiler arasında miras hakkı doğurmaz. Yani birbirine kan kardeşi olmuş taraflardan biri vefat ettiğinde diğeri ölen kişiye mirasçı olmaz.

Günün Ayeti

İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah indindedir.

Al-i İmran, 2/15.

Günün Hadisi

Allah affeden kulun değerini artırır.

(Müslim, “Birr”, 69.)

Günün Sözü

“Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez fakat söylediği her şeyi düşünür.”

Hz. Mevlana

Günün Duası

“Ya Rabbi malımızı, canımızı, ailemizi her türlü afetten, yangından, soygundan ve benzeri tehlikelerden muhafaza eyle

Bunları biliyor muyuz?

İtikat nedir?

İslam’ın kesin nassla sabit olan hükümlerine, şüphe götürmez bir şekilde inanmaya ve Allah’ın hükmüne ve iradesine teslimiyete verilen isimdir.

Günün Nüktesi

İyiliklerin En İyisi…

Ömer’in oğlu Abdullah, Mekke yolunda bedevilerden bir adamla karşılaştı. Ona selam verdi ve onu binmekte olduğu merkebe bindirdi, başındaki sarığı da ona verdi.

Bunun üzerine yanında bulunan İbn Dinar ona:

“Allah hayrını versin, onlar bedevidirler, aza da razı olurlar’’ dedi.

Abdullah şöyle cevap verdi:

“Bunun babası Ömer b. el-Hattab’ın (yani babamın) arkadaşı idi” dedi ve ilave etti:

“Ben Peygamberimizden, ‘İyiliklerin en iyisi, evlâdın, baba dostlarının ailelerine ilgi göstermesidir’ (Müslim, “Birr”, 5.) buyurduğunu işittim.”