Sadece yazmak ve bir şeyler yap(a)mamak bir hekim olarak beni kahrediyor değerli hocam!

Sevgili Nusret hocam izninizle bir öğrenciniz olarak sizinle dertleşmeye devam edeceğim. Sevgili hocam! Sevgili Hocam iş kazaları ve işçi ölümlerinden bahsettiğimizde, koruyucu hekimlik kurallarını yeterince uygulasaydınız, bugün bu cinayetlerden söz etmeyecektiniz dediğinizi tahayyül ediyorum sevgili hocam. Ah hocam ah! Dedikleriniz bir bir çıkıyor. Ne olursunuz bizlere sitem edip, kızmayın! Dersimizi acı bir şekilde öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz. Bedelini de ödettiriyorlar. Son yirmi yıllık deneyim bizlere çok şey kattı. Umarım çok geç olmadan uykudan uyanırız. Bizler sizleri maalesef çok iyi anlayamadık herhalde! Sadece derslerinizi bir öğrenci mantığı ile dinleyip, derslerimizi geçmek için not aldık. Maalesef anlattığınız devrimcilik kavramını kariyerizm olarak algıladık. Egolarımız ön plana geçti dersem derdimizi daha iyi anlatmış olurum sevgili hocam! Gür sesinizle bizlere dönüp, ‘Ben size böyle mi öğrettim?’ dediğinizi düşünüyorum. Sevgili hocam Murat Çetin ve Pelin Karatay Gögül’ün 2015’de yaptığı çalışmaya göre tablo çok üzücü. 7 yıl önceki bu tablo maalesef düzeleceği yerde daha da kötüleşmiş değerli hocam! Vaktiniz varsa bu raporu okuyalım. Gözlüğünüzün altından bizlere çok sinirli baktığınızı hayal ediyorum… İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü olan Türkiye’de; her gün resmi olarak 172 iş kazası meydana gelirken, sonucunda dört işçi hayatını kaybediyor, 6 işçi ise sürekli iş göremez hale geliyor. Ölümlerin kader ya da kaza olarak anıldığı; ihmal, denetimsizlik, taşeronlaşma ve daha fazla kâr elde etme hırsının, bir türlü imzalanmayan iş sağlığı ve güvenliği konusundaki sözleşmelerle birleştiğinde ‘cinayet ekonomisine’ dönüştüğü Türkiye, rekabete dayalı sürdürülebilir bir büyüme için piyasa ekonomisinin ‘hukuksal’ zeminini bir an önce yaratmak zorundadır denmektedir bu raporlarında değerli araştırmacıların. Sevgili hocam daha önceki yazılarımda defalarca vurguladığım gibi kadınların, hekim ve sağlık emekçilerinin, kadınların, işçilerin ve yoksulların göz göre göre cinayetlere maruz kalması bir hekim, daha doğrusu bir insan olarak beni çok üzmektedir. Hele sizi çok iyi anlayan bir öğrenciniz olduğumdan daha da kahroluyorum. Gelelim ülkemizde Ekim 2022’de kaybettiğimiz, her birisi bir sayı değil, bir insan olan emekçi kardeşlerimize sevgili hocam! İşçi ölümlerinde Amasra sadece görünen yüzdü değerli öğretmenim. Bir ayda ülkemizde 158 işçi öldü! Dile kolay 158 can! Eşleri, çocukları, anne ve babalarıyla bu korkunç acıyı vicdan sahibi her insan iliklerinde hissetmiştir. Gazeteci kardeşim Aziz Muhammet Ulubaş ile yaptığımız çalışmada Ekim ayında da manzara korkunçtu. Aziz’e de bu arada çok teşekkür ediyorum desteklerinden dolayı. Canım hocam buyurun bu öğrencinizin naçizane yazdıklarını okumaya! Ama ne olursunuz sitem etmeyin! Kendim adıma söyleyeyim, ben yeterince dersimi aldım hocam!.. Türkiye’nin Amasra Maden Ocağı’nda yaşanan işçi ölümleriyle anımsayacağı 2022 Ekim ayında yurt genelinde 158 işçi ölürken, bu sayı on aylık zaman diliminde ise bin 521 olarak gözlenmiştir. Ayrıca çalışanların bazılarına da şiddet uygulandığını belirteyim can hocam! Türkiye’nin Amasra Maden Ocağı’nda yaşanan bu katliamı akşam saatlerinde öğrenmesiyle bir kez daha işçi ölümleri ve iş kazaları gündeme geldi değerli hocam! Bunu üzerine basarak belirtiyorum Nusret Hocam. Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşanan Grizu Patlaması sonunda 41 maden işçisi ölürken; Sayıştay’ın hazırladığı rapor ise akıllara önlemlerin yeterli oranda alınmadığını apaçık bizlere göstermiştir sevgili öğretmenim! Amasra’da yaşanan maden kazasının yanı sıra, İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG)Meclisi’nin verileri doğrultusunda yurt genelinde sadece ekim ayı içerisinde 158 işçi öldüğünü tekrar vurgulamak isterim canım hocam! İSİG verilerinin büyük bir bölümünü ulusal basından alırken, işçilerin mesai arkadaşlarından, ailelerinden, iş güvenliği uzmanlarından, işyeri hekimlerinden, sendikalar ve yerel basından da verileri derlediğini aktardığını belirteyim hocam! Hocam ölen işçilerin yüzde 94’ü maalesef sendikasızdı. İşçi ölümlerinde sendikasızlık oranının yüzde 94 olmasının yanı sıra, en fazla işçi ölümü ekim ayı içerisinde, 28-50 yaş aralığında gerçekleşirken; sektörel alan dikkate alındığında, en fazla inşaat işçilerinin öldüğü öne çıkmıştır. Ayrıca geride kalan ay içerisinde iş sahalarındaki işçi cinayetlerinin daha fazla olduğu ön plana çıktığını görüyorum can hocam!.. Türkiye’de mülteci statüsünde çalışan kişilerde ise; en fazla ölüm Suriyeliler arasında gerçekleştiğini duyuyorsunuz değil mi hocam? Bunu sağır Sultan bile duydu. Yıl genelinde 79 farklı şehirde işçi ölümü gerçekleşmiş olduğunu ifade edeyim sevgili hocam!

İşçi ölümlerinin toplam 10 aylık zaman dilimine bakıldığında, en fazla ölüm İstanbul’da olurken; onu İzmir, Muğla ve Bursa izlemiştir. Yıl genelinde 79 farklı şehirde, insanlar iş ve işçi cinayetlerinin sonucunda ölürken, maalesef bunların kaza değil, bildiğimiz kör zihniyetlerin gereği olarak yapıldığını bilmekteyiz. Artık üzerine basa basa söylediğimiz dikkatsizlik ve tedbirsizlik ise bizlerin akıllarında kalmaya devam etmektedir saygıdeğer hocam!. 2002-2022 arasındaki toplam yirmi yılda ilk günden itibaren 30 binden fazla işçinin öldüğünü üzülerek belirteyim sevgili Nusret Fişek hocam! Türkiye genelinde sadece ölümlere değil, aynı zamanda şiddete de uğrayan işçilere dair bilgilerin yer aldığı raporda geride bıraktığımız ayda sağlık ve eğitim emekçilerine yönelik şiddet yine devam etmiştir hocam! Şu andaki yönetimin olduğu 3 Kasım 2002 tarihinden, bugüne dek geçen 20 yıllık süre zarfında 30 bin 224 işçi hayatını kaybetmiştir canım hocam! “DERTLİLER OTURMUŞ DERDİN SÖYLEŞİR!” Biliyorum okurken canınız yine sıkıldı sevgili hocam. Umudumuzu kesmeden, Enseyi Karartmadan, her kışın bir baharı olacağını düşünerek sözümüzü Ustamız “Davut Sulari’den” alınma güzel bir Erzincan türküsü ile bitirelim de kıymetli hocam bize fazla kızmayın!..Biliyoruz suçlarımız sayılmakla bitmez… Bugün bayram günü derler alem eğlenir, sen bizim yaylaya gel başın için

dertliler oturmuş derdin söyleşir, etme intizarı gül başın için… Sevgilerimle… NOT: Saygıdeğer Prof.Dr. Nusret Fişek hocamızı maalesef 3 Kasım 1990 yılında kaybettik. Işıklar içinde uyusun sevgili hocamız!